vizyonda

Saadeti Arayan Modern Zaman Dervişi

Saadeti Arayan Modern Zaman Dervişi

“Bütün Saadetler Mümkündür” yönetmen Selman Kılıçaslan’ın ilk uzun metraj film çalışması. 36. İstanbul Film Festivalinde (2017) “Ulusal Yarışma” seçkisinde yer alan film biraz gecikmeli de olsa vizyona girme şansı elde etti. Film, mühendislik okumak için Adapazarı’na gelen Ali’nin kendisini tanımaya, hayatı anlamaya çalıştığı bir dönemi mercek altına alır.

Ali’nin edebiyata ve şiire olan ilgisi sahaf işleten Osman ile dostluğuna vesile olmuştur. Osman, Ali için kimi zaman bilgisine kimi zaman da tecrübesine başvurduğu bir dost, bir ustadır. Bir sahnede Osman, Ali’ye Satranc-ı Urefa (Ariflerin Satrancı) oyununun çizildiği bir el yazması gösterir. Büyük tasavvuf alimi Muhyiddin İbn-i Arabi tarafından tasavvuf yolunu öğrencilerine öğretmek üzere geliştirilmiş ilginç bir oyundur bu. Bir bakıma bu oyun Ali’nin kendini tanıma, yolunu bulma ve o yolda ilerleme anlamında önüne çıkan bir temsil olmuştur.

Bir gün Ali’nin yolu hoşlandığı Gülce vasıtası ile yaşlı ve yalnız yaşayan Mevlüt amca ile kesişir. Kısa bir zaman sonra Gülce’den haber alınamaz. Hem Mevlüt amcanın bakıcısı hem de Ali’nin hoşlandığı bu kız sessiz sedasız bilinmeyenleri ile ortadan kaybolmuştur. Bu kayboluş hem Ali’nin hem de Mevlüt amcanın hayatını etkiler. Geçen zaman içerisinde Ali Mevlüt amcaya yardım ederek, onun yanında kalarak bir yandan hayat yolunda pişmeye bir yandan Allah’ın rızasından nasibini almaya çalışır.

Saadeti Arayan Modern Zaman Dervişi

“Bütün Saadetler Mümkündür”

Türk sineması açısından değerli bir film olmuş. Yönetmen bir söyleşisinde filmin konusunun kuzeni Ali ile birlikte lise yıllarında yaşadıkları benzer bir olaydan esinlendiğini ifade eder. Hatta yaşlı amcanın gerçek hayattaki ismi de Mevlüttür. Özellikle filmin senaryosu ve temel aldığı düşünsel derinliği çok güzel. Diyaloglarda kullanılan şiirsel üslup ise “Kelebeğin Rüyası” (Yönetmen: Yılmaz Erdoğan) filmini çağrıştırır. Örneğin bir sahnede Osman dalgın gözüken Ali’ye şöyle der: “Dalgın olanlar aslında pür dikkatlidirler”. Bir kadına duyulan aşk hikayesi şeklinde ilerleyecek gibi gözükürken kırılma noktası sonrasında hikâye kemale erme yolunda kat edilen yollar şeklinde devam ediverir.

Filmde Cumhuriyet dönemi şair ve yazarı Ziya Osman Saba’dan (1910-1957) da pek çok iz görmek mümkün. İlk başta filme de ismini veren “Bütün Saadetler Mümkündür” Ziya Osman Saba’nın bir şiiridir. Ali’nin Gülce’ye hediye ettiği “Geçen Zaman” isimli kitap ise yine Ziya Osman Saba’ya ait bir şiir kitabıdır. Ziya Osman Saba şiirlerinde genellikle yoksullara karşı duyarlılık, Tanrı’ya ve yazgıya boyun eğiş, ölüm ve ötesi gibi konuları işler. Bu temaların birçoğuna filmin içerisinde de rastlanır. Ali, Ziya Osman Saba’nın şiirlerindeki bir karakter gibidir adeta.

Filmdeki dergâh ve derviş görüntülerinin yer aldığı sahneler “Takva” (Yönetmen: Özer Kızıltan) filmini akıllara getirir. O filmde kendini tanıdığını zanneden Muharrem’in (Erkan Can) yavaş yavaş kendini kaybetmesine tanıklık edilir. Bu filmde ise aşkı aradığını zanneden Ali’nin yavaş yavaş kendini kazanmasına şahitlik edilir.

Ufak tefek eksiklikleri olsa da bir ilk film olarak güzel bir iş ortaya çıkarılmış. Seçilen oyuncu ekibi isabetli bir tercih olmuş. Dileriz yönetmenin sinema ile ilgili bütün saadetleri de mümkün olur. Şu kapının açılması…

Filmin Künyesi:

BÜTÜN SAADETLER MÜMKÜNDÜR | Yönetmen: Selman Kılıçaslan / Senarist: Selman Kılıçaslan / Oyuncular: Kemal Uçar (Ali), Arif Erkin (Mevlüt Amca), Nilay Erdönmez (Gülce), Ruhi Sarı (Osman) / Türkiye / 2017 / Renkli / 97´

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Necip Gözüaçık

Necip Gözüaçık

Sinema Yazarı
1984 doğumluyum. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik-Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinden mezun oldum. Yaklaşık on yıldır özel bir şirkette haberleşme ve yazılım mühendisi olarak çalışmaktayım. Sinemaya olan ilgim ilkokul yıllarından itibaren Kemal Sunal filmleri ve Arzu Film yapımları ile başladı. Üniversite yıllarında ve sonrasında ise Nuri Bilge Ceylan sineması, sanat filmleri ile daha farklı bir boyut kazandı. Elimden geldiğince sinema ile ilgili yeni şeyler öğrenmeye, okumaya ve takip etmeye çalışıyorum. Sinema salonlarında izlediğim filmlerle ilgili notlar almak, onlarla ilgili duygu ve düşüncelerimi yazmak bana oldukça keyif veriyor. Amatör bir ruh ile profesyonel sinemasever olarak yaşamaya çalışıyorum.Mail yollamak için linke tıklayın.