vizyonda

“Deniz Kıyısındaki Ev” Filmi Üzerine – Şapkadan Geçmiş Çıktı

Sessiz sedasız vizyona giren  “Deniz Kıyısındaki Ev (La Villa)” filmi beklentilerimin oldukça üzerinde bir yapım olmuş. Fransız yönetmen Robert Guédiguian tarafından çekilen film, ciddi bir hastalık geçiren babaları Maurice’nin yanında olabilmek için uzun zaman sonra bir araya gelen üç kardeşin hikayesini anlatıyor. Maurice uzun yıllardır Marsilya’da denize nazır villasında/evinde yaşamaktadır. Üç kardeş eski yuvalarına bu üzücü olay nedeniyle geri dönmek zorunda kalır. Bu dönüş beraberinde geçmiş hesaplaşmaları ve sırları da açığa çıkaracaktır. Kendisi de Marsilya doğumlu olan yönetmenin bu filmi sakin tonu içerisinde aile olma, kapitalizm, mültecilik, vicdan, ekonomik savaş, siyaset ve aşk gibi pek çok konuya temas ediyor.

Filmin Marsilya’da geçtiği yer kendi halinde bir sahil kasabasını andırır. Pek fazla insan yaşamıyordur ve yaşayanlar da birbirlerini tanıyorlardır. Filmin ilk repliği birazdan hastalanacak/felç geçirecek olan Maurice’nin telaffuz ettiği “Çok kötü…” sözleridir. Buradaki “kötülük” pek çok şeye yorumlanabilir: Maurice’nin sağlığının bozulması, insanların verdiği ekonomik savaş, ülkelerin verdiği siyasi savaş, mültecilik sorunu, çocukların geleceği ve bunun gibi.

Robert GuédiguianBabalarının durumunu öğrendikten sonra kardeşler teker teker eve gelirler. Üç kardeş birbirlerinden farklı olsalar da aynı geçmişin anılarını taşırlar. Armand babasının restoranını ayakta tutmaya çalışır. Joseph ise yakın zamanda işten ayrılmış, genç nişanlısı ve komünizm idealleri ile birlikte çıkıp gelmiştir. Yıllar sonra tekrar eve gelmek en çok kız kardeş Angèle için zor olacaktır. Zira geçmişte babası ve kardeşleri ile yaşamış olduğu bir olayı hala unutamamıştır. Maurice’nin komşusu/arkadaşı Martin ve eşi de kardeşlerin gelişine çok sevinir.

Yıllar sonra tekrar kasabalarına dönen kardeşler hem geçmişi hem de şimdiyi konuşurlar. Bütün bunların yanında bir de devriye gezen Fransız askerleri kaçak mülteciler ile ilgili etraftan bilgi toplamaktadır. Birbirlerinden uzakta hayat süren üç Fransız kardeş filmin sonlarına doğru karşılaşacakları sürpriz ile kardeş olmanın önemini ve değerini bir kez daha anlıyor olacaklar belki de.

Fiks Menü

Filmin hafızalarda referans verdiği bazı filmleri ise şöyle toparlayabiliriz. Maurice işlettiği restorandan etrafta yaşayan herkesin faydalanabilmesi için yıllardır düşük fiyat politikası uygulamıştır.  Bu davranış bana “Mavi Boncuk” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filmini hatırlatır.  O filmde de Baba Yaşar (Münir Özkul) ve dostları, fakir fukaranın da gönlünce doyması ve eğlenebilmesi için fiyat politikası ucuz olan, rahatlıkla “fikis menü” seçilebilen bir gazino açmayı hayal ederler. Sonunda gerçekleştirirler de bu filmde olduğu gibi.

Balıkçılık yapan Benjamin ile tiyatro oyuncusu Angèle’nin duygusal yakınlaşması “Kara Gözlüm” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) filmindeki Balıkçı Azize (Türkan Şoray) ile Şopen (Chopin) Kenan (Kadir İnanır) ikilisini hatırlatır.

Kelebekler (Yönetmen: Tolga Karaçelik) filminin de benzer bir konusu vardır. Orada da iki erkek bir kızdan oluşan ve uzun yıllardır birbirleri ile görüşmeyen üç kardeş, babalarının hastalığı dolayısı ile yıllar sonra köye dönerler.

Robert Guédiguian

Filmi oldukça başarılı buldum. Sade ve kaliteli bir çalışma olmuş. Hem başrol oyunculukları hem de yan rollerdeki oyunculuklar başarılı. Filmde pek çok güzel sahne yer almakta. Bunlardan ikisi, toplu halde sigara içilmeye başlandığı sahne ile final bölümündeki yankı sahnesi. Filmde müzik çok tercih edilmemiş. Bunun yanında geçmişe dair görüntülerin gösterildiği bölümlere eşlik edilen şarkılar iyi seçilmiş. Bu, yönetmenin izlediğim ilk filmi. Yönetmenin daha önceki filmlerini de ilk fırsatta izlemeye çalışmak iyi bir seçim olabilir eğer izlemediyseniz.

Filmin Künyesi:

DENİZ KIYISINDAKİ EV | LA VILLA | Yönetmen: Robert Guédiguian / Senarist: Robert Guédiguian, Serge Valletti / Oyuncular: Ariane Ascaride (Angèle Barberini), Jean-Pierre Darroussin (Joseph), Gérard Meylan (Armand), Jacques Boudet (Martin, Yvan’ın Babası), Anaïs Demoustier (Bérangère), Robinson Stévenin (Benjamin), Yann Trégouët (Yvan), Geneviève Mnich (Suzanne, Yvan’ın Annesi), Fred Ulysse (Maurice, Üç Kardeşin Babası), Esther Seignon (Blanche)  / Fransa / 2017 / Renkli / 107´

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Necip Gözüaçık

Necip Gözüaçık

Sinema Yazarı
1984 doğumluyum. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik-Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinden mezun oldum. Yaklaşık on yıldır özel bir şirkette haberleşme ve yazılım mühendisi olarak çalışmaktayım. Sinemaya olan ilgim ilkokul yıllarından itibaren Kemal Sunal filmleri ve Arzu Film yapımları ile başladı. Üniversite yıllarında ve sonrasında ise Nuri Bilge Ceylan sineması, sanat filmleri ile daha farklı bir boyut kazandı. Elimden geldiğince sinema ile ilgili yeni şeyler öğrenmeye, okumaya ve takip etmeye çalışıyorum. Sinema salonlarında izlediğim filmlerle ilgili notlar almak, onlarla ilgili duygu ve düşüncelerimi yazmak bana oldukça keyif veriyor. Amatör bir ruh ile profesyonel sinemasever olarak yaşamaya çalışıyorum.Mail yollamak için linke tıklayın.