Bilim Kurgu

10 Düşünsel Bilim Kurgu Filmi-Batuhan Kaplan

DÜŞÜNCELERİMİZİN Mİ YOKSA EVRENİN Mİ DAHA SONSUZ ve DERİN OLDUĞUNU SORGULAMAMIZI SAĞLAYAN 10 DÜŞÜNSEL BİLİM KURGU FİLMİ

“Zamanın akışı içinde insanlık, bilimin ellerinden gelen darbelerle iki kez, naif öz sevgisinin incinmesinin acısını yaşamak zorunda kalmıştır: Birincisi, dünyanın merkezi olmadığını, akıl almaz büyüklükte bir dünyalar sistemi içinde sadece bir nokta olduğunu anladığında… İkincisi, biyolojik araştırmalar özel yaratılmışlık ayrıcalığını elinden alıp soy kütüğünü hayvanlar âlemine düşürdüğünde…” der Freud.

Fellini ise şöyle:

“Benim için tek gerçekçi kişi, hayalperest olandır. Çünkü o kendi gerçekliğinin tanığıdır.”

İnsanlık kendi varlığının bilincine vardığı ilk zamanlardan beri sürekli olarak boyutunu, evrendeki yerini ve zihninin hacmini öğrenmeye, keşfetmeye çalışmıştır. Şuan ki konumuna bakacak olursak tam olarak bir kavrama yaşadığını da söylemek çok kolay olmayacaktır.

Sürekli bir sorgulama halinde olan ve şahsen hep olması gereken insan, çevresindekilerin zihninde ve kalbindeki yeri ile evrendeki çaresiz küçüklüğünü karşılaştırarak bu yalnızlığa bir anlam yüklemek ister. Ulaşılamaz şeylerin var olmadığını veyahut ta gerçekliği tartışılır bir sonsuzlukta bulunabileceğini iddia eden ve kendini kusursuz gören insan; bütün önemli müzisyenlerin, ressamların, şairlerin, rock yıldızlarının yaşayıp çeşitli nedenlerden öldüğü, tamamı kendine ait olmasına rağmen sınırlar çizdiği ülkelerin zeminlerinde o ülkelerin genel ikliminden daha soğuk cesetlerin bir daha uyanmamak üzere yatmasına sebep olan ve hiçbir olumlu sonuca ulaşılamayan savaşların meydana geldiği, bütün dertlerin-sevinçlerin onun üzerinde yaşandığı o yaşlı, küçük ve yuvarlak gezegen haricinde benzer olay ve duyguların vuku bulduğu atmosferlere sahip yerlerin ve varlıkların olup olmadığını düşünür, merak eder. Bu merakını gidermesi çok kolay olmadığından sürekli hayal eder, düşünür, umut ve inanç biriktirir insan. Ancak kendine sormayı unuttuğu en önemli soru; yaradılışından itibaren sınırlarını zorlayarak kullanması tembih edilerek ona verilen zihnindeki bu merakının yarattığı düşünceler mi daha sonsuz ve derindir yoksa içinde bir atom parçacığı kadar küçük olduğu evren mi?

Bu soruların sorulduğu, sonsuzluğun evrendeki ve insan zihnindeki mümkünlüğünün şiirsel ve görsel bir estetikte sorgulandığı 10 güzel eser ile sizi iyi seyirler dileyerek baş başa bırakıyoruz…

Solaris (1972)

Belirgin bir bilince sahip bir gezegendir Solaris. Oraya gelen dünya insanlarının zihinleri ile oynamak ise en büyük gücü ve yeteneğidir. İnsanların bilinçaltına süzülüp oraya müdahale ederek, hafızalarındaki şeyleri maddeleştirir. Burada olanları araştırmakla görevli olarak ilgili üsse gönderilen kişi de gezegenin gücünden payını alacaktır şüphesiz. Böylesi bir gizemle büyülenirken kendi geçmişi ile burun buruna gelecektir. Tarkovski’nin üzerinde çok durulan bu çalışması, bazı yerlerde Kubrick’in 2001’ine Rusya’nın verdiği yanıtı olarak değerlendirilmektedir. Ancak genel olarak bağımsız bir çalışmadır. Hatta bir roman uyarlaması olduğu halde özgünlüğünü koruduğu söylenebilir.

Melancholia / Melankoli (2011)

“Melancholia, dünyanın sonunda başlıyor.” diye nitelendiriyor filmi Lars Von Trier.“Filmin konusunun ne olduğunu söyleyebilirim ama nasıl ve niye yaptığımı söyleyemem. Böylece oturup filme kadar komplo teorileri kuracaksınız. Bir planım var ve bu planı asla anlamayacaksınız” diye de ekliyor üstüne. Konusu hakkında ise şunları söylüyor : “Bir düğün ve melankoli var. İki kız kardeş (Kirsten Dunst ve Charlotte Gainsbourg) hakkında psikolojik bir felaket filmi. Melankolik kardeş, kaya gibi sakin, karanlık dünyasına baktığınızda kaderi bekler gibi davranıyor. Diğer kız kardeş ise giderek panik yapıyor.”

Gattaca (1997)

21.yüzyılda genetik mühendisliği çok gelişmiş ve bilimsel olarak kusursuz insanlar yaratılmaktadır. Özel pozisyonlar için yetiştirilen bu yeni süper insan ırkı yüzünden, normal yollardan dünyaya gelmiş insanlar işsiz kalmakta ve ikinci plana itilmektedir. Onlardan biri olan astronot adayı Vincent, Gattaca şirketinde ancak temizlikçi olarak iş bulabilecekken, komadaki bir atletin kan örneklerini ve kimliğini alarak iyi bir pozisyonda işe girer. Fakat şirkette işlenen bir cinayet, olayı araştıran dedektifin dikkatini Vincent’ın üzerinde yoğunlaştırmasına sebep olacaktır.

Her / Aşk (2013)

Theodore Twombly, eşinden boşandıktan sonra tek başına yaşamaya başlayan ve el işi mektuplar yazarak geçimini sağlayan bir yazardır. Bir gün reklamlarda gördüğü bir yazılımın işine yarayacağını düşünerek satın alır. Samantha isimli bir sanal zekâ uygulaması sunan yazılım Theodore’un aklını karıştırarak ufkunu açacak sorular sormaya başlar. Yazılım sayesinde içinde bulunduğu yalnızlıktan kurtulan Theodore, Samantha’ya karşı ilginç hisler beslemeye başlayacaktır.

Artificial Intelligence / Yapay Zekâ (2001)

Belirsiz bir gelecekte insanoğlu, dünyanın çoğunun sular altında kaldığı bir yeryüzünde yaşamaya çalışırken, teknolojinin nimetlerinden yararlanarak hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla yapay zekâlı robotlar üretir. David, madde ve mana olarak tam bir insan gibi donatılmış bir robottur. Sevmeye programlanmış olan ilk çocuk robot David, o sırada hasta olmasından dolayı tedavisi bulunana kadar çocukları dondurulmuş bir aile tarafından deneme süreci olarak evlat edinilir.

Children of Men / Son Umut (2006)

Takvimlerin 2027 yılını gösterdiği dünya üzerinde, nedeni çok anlaşılamayan olaylar yaşanmaktadır. Son dünyaya gelen bebeğin üzerinden 19 yıl geçmiştir ve insanlık artık üreyememek gibi bir çıkmazla karşı karşıyadır. Ülkelerin politik düzenlerini de etkileyen bir şekilde değişimler yaşanmasına neden olan bu durum, kendini olayların akışına bırakarak çöküşe giden insanların yanında, bu durumun nedenlerini bulmaya çalışan mücadeleci insanları da yaratır.

Dark City / Karanlık Şehir (1998)

John Murdoch tuhaf bir otel odasında gözünü açar ve vahşice işlenmiş bir dizi cinayetin zanlısı olarak arandığını öğrenir. Esas sorun hiçbir şey hatırlamıyor olmasıdır. Peşinde sadece polis değil, gizemli yabancılar da vardır. Murdoch kaçarken bir yandan da kişiliğindeki karmaşık bir sırrı çözmeye uğraşır. Ancak bazı sırlar ölümcül olabilir. The Crow filminin yönetmeni Alex Proyas, bu defa bilimkurguya yeni bir boyut kazandıran bir gerilim ile karşımızda.

The Man from Earth / Dünyalı (2007)

Üniversitede tarih profesörü olan John Oldman aniden işini bırakıp başka bir yere taşınma kararı aldıktan sonra iş arkadaşları bunun ardında yatan sebebi öğrenmek için evinde toplanırlar. Bu erken emeklilik için ortaya koyduğu sebep herkesi şok eder: Taşınması gereklidir çünkü John hem yaşlanamaz hem de bundan dolayı ölümsüzdür. O bir mağara adamıdır ve yaklaşık 14.000 yıldır hayattadır.

K-PAX (2001)

Esrarengiz bir adam (Kevin Spacey) uzaylı olduğunu iddia ettiği için sağlık merkezine götürülür. İlaç tedavisini kabul etmediği için psikiyatrist Mark Powell’a (Jeff Bridges) sevk edilir. Adının Prot olduğunu ve K-Pax adlı bir gezegenden geldiğini söyleyen adam kendinden emin tavırlarıyla ve anlattıklarıyla psikiyatristini de etkilemeyi başarır. Klinikteki diğer hastalarla da konuşurken Prot, Dünya’nın bin ışık yılı uzağında bulunan gezegendeki yaşamın tasvirini yaparken aslında bir çeşit duyusal ve duygusal uyanışa sebep olur.

Los Cronocrímenes / Suç Zamanı (2007)

Hector karısıyla yeni bir eve taşınmakta olan, kendi halinde bir adamdır. Bir gün dürbünüyle etrafı incelerken ormanda çıplak yatan bir genç kız görür. Oraya gittiğinde suratında pembe bandaj olan bir adam ona arkadan saldırır. Ardından bir kovalamaca başlar. Bu kovalamacanın sonunda Hector onu bir saat geçmişe götürecek bir zaman makinesinin yanına gelir. Zaman makinesinden sorumlu adam Hector’a (Hector 2) asla kendisiyle (Hector 1) karşılaşmaması gerektiğini onun da zaman makinesine girmesi gerektiğini söyler ve işler sarpa sarar.

BATUHAN KAPLAN/batuhantiger@gmail.com

Not: Bu yazının tüm hakları sinegazeteye aittir. İzin almadan, kaynak gösterilmeden kopyalanması telif hakları yasasına aykırıdır.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Batuhan Kaplan

Batuhan Kaplan

Sinema Yazarı
Amatör derecede müzisyen, profesyonel derecede sinema aşığı… Her alandaki ilhamını sevdiği parçaları dinlerken alan Okan Üniversitesi Sinema-Tv bölümü öğrencisi. Bugüne kadar birçok kısa film senaryosu yazdı ve çekti. İmkânları ve ilhamı izin verdiğince yazmaya da çekmeye de devam etmeyi düşünüyor. Edebiyatı ve tarihi seven, ileride her şeyiyle kendini anlatmayı başarabilen filmlerinin yönetmeni olmak gibi bir hayali olan kişi… İzlemek, dinlemek ve okumak neyse yazmakta onun için aynı derecede önemli ve zevkli. Her şeyiyle kendini onlarda bulduğu favori yönetmenleri Jim Jarmusch, Lars von Trier ve Andrei Tarkovsky. Çekmeyi istediği filmlerinin müziklerini kendi yapma düşüncesi ve isteği olarak Ennio Morricone ve Hans Zimmer gibi kişileri de idol olarak gören detaycı bir hayalperest.Mail yollamak için linke tıklayın.