Seyirci yorumlarıTürk Sineması

Umut Fakirin Madenidir-Necip Gözüaçık

Umut ile başlayıp umut ile biten bir film var karşımızda. Karadeniz’in eşsiz ve zorlu doğası ile birlikte bir ailenin yaşam mücadelesine tanık oluyoruz. Ailenin babası Mehmet geçmişte biraz para kazandığı maden arama işine zorlu dağlarda devam ederek hayaller kurarken; eşi Hanife evin işlerini çekip çevirerek gerçekçi bir hayali yaşamaktadır.

Mehmet, eşi Hanife, çocukları İbrahim, Mustafa ve de annesi ile Trabzon’daki bir yayla evinde yaşamaktadır. Evlerinin altında besledikleri hayvanların sütünden ve kısmet olursa da ileride etinden (kurban) faydalanarak geçinmeye çalışmaktadırlar. Düzenli bir gelirleri olmadıkları için konu komşuya da epey borçlanmışlardır. Hanife, Mehmet’in yevmiye ile de olsa maden ocağında çalışmasını arzulamaktadır. Mehmet ise çıkaracağı madeni adeta kendi bulmak istercesine dağların yamaçlarında zorlu bir sınav vermeyi istemektedir. Maden arama sahnelerinden birinde Mehmet eline geçen kaya parçalarını aşağıya doğru yuvarlar. Bu anlardan birinde kamera ufak bir kaya parçasının aşağıya doğru yuvarlanışını bizlere gösterir. Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmindeki elmanın yuvarlandığı sahne gelir birden aklıma. İşler umulduğu gibi gitmez maalesef. Kalandar soğuğu çoktan kapıyı çalmıştır. Mehmet’in annesi, bunun beklenen bir doğa olayı olduğunu söylese de Mehmet keşke biraz daha geç gelse diye hayıflanır.

bbbb

Mehmet’in maden tetkik arama işlemleri doğa koşullarına takılınca aile için daha da zor zamanlar başlar. Hem bir yandan biriken borçların ödenmesi hem de Mustafa’nın hastalığı için doktora götürülmesi gerekmektedir. Hanife bu darboğazdan kurtulmak için önlerindeki tek seçeneğin boğaları Poyraz’ın kurban pazarında satılması olduğunu düşünür. Mehmet ise Poyraz’ı Artvin Kafkasör Festivali’ndeki boğa güreşlerine çıkarmayı ve kurbandan daha çok kazanmayı düşünmektedir. Derme çatma evin içerisinde Mehmet ile Hanife çaresizliklerini birbirlerine anlatıp ağlaşırlar. Mehmet son bir şans daha ister Hanife’den. Öte yandan Hanife oğlu Mustafa’nın hastalığı için oldukça endişelidir. Mehmet’in Mustafa’nın hastalığına bakış açısı, önerdiği çözüm yolu (doktor yerine bir hocaya göstermek) ve sergilediği tavır üstat Ömer Lütfi Akad’ın “Gelin” filminde küçük Osman’ın yaşadığı durumu getirir akıllara.

Poyraz ile yakından ilgilenen Mehmet onu güreş yarışlarına hazırlamaya başlar. Boğa ile olan ilişkisi “Sivas” (Yönetmen: Kaan Müjdeci) filmindeki küçük çocuğun köpeği ile olan dostluğunu hatırlatır. Kalandar soğuğu takvimdeki yerini bahar ve yaz aylarına bırakmıştır artık. Evin büyük oğlu İbrahim’in madeni de salyangozlar olur. Karadeniz’de bolca bulunan yağmur ve yağmurun arkasından kendisini gösteren salyangozlar. “Sarmaşık” (Yönetmen: Tolga Karaçelik) filminde hayale konu olan salyangozlar bu filmde kanlı canlı karşımızdalar ve İbrahim onları toplayıp şehre indiğinde satmayı hayal etmektedir. Hazırlık periyodunu başarı ile tamamlayan Mehmet, oğulları İbrahim ve Mustafa’yı da yanına alarak Poyraz ile yarışların yapılacağı yere doğru yola çıkarlar. Daha ilk yarışta Poyraz belli ki evini özlemiştir. Yarışlardan elenmenin kaderlerindeki bir çizgi olduğunu, kameranın İbrahim’in yüzüne doğru yaptığı çekimde alnındaki çizgilerden anlarız. Mehmet’ler yarışı kazanabilsin diye babaanne oruç bile tutmuştur onlar gittiğinden beri. Mehmet’in ailesi bulunmaz bir madendir onun için aslında.

Bu kez Kalandar yerine talihin soğuk yüzü ailemizin kapısında nöbet tutmaya başlamıştır. Bir sabah uyandıklarında evin her tarafını, İbrahim’in satmak için yağmur bereketi ile topladığı salyangozlar sarmıştır. Rüzgâr Poyraz’dan yana esip onu uzaklara götürmüştür. Ailedeki herkes Poyraz’ı aramaya başlar. “Nabat” (Yönetmen: Elçin Musaoğlu) filminin sonlarında yaşandığı gibi boğa bir daha bulunamayacak mıdır acaba? Sisler altında ve yeşillikler üstünde evin küçüğü Mustafa Poyraz’ın düşüp kaldığı kayalıklara ulaşmıştır. Babası ile göz göze gelirler. Poyraz da onlarla göz göze gelir. Mehmet Poyraz’ı kurtarmak için kayaların altına iner. Derken o sırada salyangozlar kayaların üzerinde gezinmeye başlarlar. Salyangozlar kendilerine özgü sıvılarını kayaların yüzeyine bırakırken gizlenmiş madenin de habercisi olurlar Mustafa’nın gülen gözleri gibi.

Filmin genel yönetimi, oyunculuklar ve görüntü yönetimi oldukça başarılı. Son yıllarda izlediğim en iyi Türk filmlerinden biri hiç kuşkusuz. Yönetmenin bir sonraki filmini daha şimdiden sabırsızlıkla bekliyorum.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Necip Gözüaçık

Necip Gözüaçık

Sinema Yazarı
1984 doğumluyum. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik-Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinden mezun oldum. Yaklaşık on yıldır özel bir şirkette haberleşme ve yazılım mühendisi olarak çalışmaktayım. Sinemaya olan ilgim ilkokul yıllarından itibaren Kemal Sunal filmleri ve Arzu Film yapımları ile başladı. Üniversite yıllarında ve sonrasında ise Nuri Bilge Ceylan sineması, sanat filmleri ile daha farklı bir boyut kazandı. Elimden geldiğince sinema ile ilgili yeni şeyler öğrenmeye, okumaya ve takip etmeye çalışıyorum. Sinema salonlarında izlediğim filmlerle ilgili notlar almak, onlarla ilgili duygu ve düşüncelerimi yazmak bana oldukça keyif veriyor. Amatör bir ruh ile profesyonel sinemasever olarak yaşamaya çalışıyorum.Mail yollamak için linke tıklayın.