Seyirci yorumları

Skip Trace (Toz Ol)-Ulvi Karayiğit

İlerleyen Yaşına Rağmen Jackie Chan Yine Maymun gibi…

Bruce Lee, Jet Lee ve Dony Yen gibi uzak doğu kungfusunu sinemada işleyen isimlerden biri de elbette Jackie Chan. Chan ilerleyen yaşına rağmen bir dakika bile yerinde duramayan bir filmle daha karşımızda. Diğer isimlerden onu ayıran en büyük özelliği ise sempatik ve esprili bir üslupla kung fu yaparken etrafındaki her şeyi kullanması… Oradan giriyor, buradan çıkıyor ve seyirciyi bir şekilde güldürmeyi başarıyor. Filmden çıkınca aklıma ilk gelen; Cem Yılmaz’ın telefon için: ‘’Bu aletler yokken ne yapıyorduk’’ dediği gibi, Chan film yapmayı bırakırsa; ‘Bu filmleri kim çekecek’ oldu. Elbette filmin yönetmeni de senaristi de değil ancak oynadığı filmlerinin genelinde bir tarz ve kendine has bir hava oluşturduğu aşikâr.

Toz Ol (Skiptrace);

Filmin başlangıcı ve sonu hariç tamamen bir yol filmi desek yanlış söylemiş olmayız. Bir birine zıt iki karakterin mecburiyetle doğan bir yolculuk ve sonunda ikisinin de içsel dünyalarında bir şeylerin değişmesi… Zira böyle bir değişim olmasa yolculuğun anlamı kalmazdı. Bu da senaryoda sırıtan bir unsur olabilirdi. Senaryoda o konuda ve olay örgüsü içerisinde bir sorun yok diyebilirim. Taşlar yerine oturmuş, hatta finalde bir ters köşe söz konusu ki; bu da seyirciyi etkileyen bir diğer unsur. Her ne kadar Jackie’nin ‘Bitirim İkili’ tarzda filmlerine aşina olsak da, Rusa’yadan başlayan bu yolculuk çok keyifli diyebiliriz. Johnny Knoxville’ in canlandırdığı Connor karakteri her ne kadar bize ‘Bitirim İkili’ filmindeki Carter karakterini hatırlatsa da, kendini izlettiren, tamamen olmasa da biraz başka bir hava katmış bir karakter. Bu noktada karakterin başka özelliklerde biri olması ve o özelliklerinin iyiye devşirilmesi, aslında filmi bir tık daha ileri taşıyabilirdi ancak öyle olmamış ve bu da kendini tekrar eden başka bir durum ortaya çıkarmış. Bu arada filmde Connor’ın asılı olduğu sahnedeki ters kamera hareketi çok hoştu. Her filminde olduğu gibi filmin sonunda keyifle izlenilen kamera arkası görüntüleri de var. Bu olay seyirciye: ‘’Hey bu sadece bir filmdi, şimdi oturduğun koltuktan kalk ve gerçek dünyaya dön’’ diyor. Bu da diğer filmlerdeki; film bittikten sonra: ‘’Neredeyim ben yaa?’’ durumunu ortadan kaldırıp bir geçiş sağlıyor. En sevmediğim ise film bitince hemen perdeyi kapatıp cast’ı ve müziği bizden esirgeyen sinema salonları. Damdan düşmüşe dönüyor kafalarımız. Bu yazımı okuyorlarsa bunu yapmayın lütfen. Biraz seyirciye saygı..

Filmin genelde bilinmeyen bir yönü;

Jackie Chan’in uzun yıllardır çalıştığı kameramanının bu filmdeki akarsu sahnesinde, botun alabora olmasıyla birlikte boğularak hayatını kaybetmesi. Bu haberi duyunca aklıma Güney Koreli ünlü yönetmen Kim Ki-Duk geldi. Ki-Duk, bir filmindeki idam sahnesi sırasında oyuncusu gerçekten öleyazmış ve o da bu olaydan kendisini sorumlu tutarak bir süre film çekmeye ara vermiştir. Onun aklındaki düşünce ise: ‘’Benim film çekme çabam yüzünden, bir insan ölecekti’’ olmuştur. Burada usta yönetmenin insan hayatına ne kadar değer verdiğini görmek mümkün. Diğer yandan kendisi her şeyi bırakıp medeniyetten uzakta kendine bir çardak kurar ve uzun bir süre orda yaşayıp iç dünyasıyla baş başa kalır. Bunu yaparken de kendisini sürekli el kamerası ile kayda alır. Daha sonra medeniyete geri döndüğünde görüntüleri birleştirir ve bir belgesel ortaya çıkar. Bu belgesel de Cannes Film Festivali’nde en iyi belgesel ödülüne layık görülür. Şimdi bu olayı göz önüne alarak, arkadaşının çekimler sırasında hayatını kaybetmesi Jackie Chan’i ne kadar etkilediğini öğrenmek isterdim. Onu tanıdığımız kadarıyla çok derinden etkilenmiş olmalı. Bu tarz istenmeyen olaylar olsa da, sinema ya da başka hiçbir şey, insan hayatından daha değerli değildir diyerek yazımızı sonlandırabiliriz.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Ulvi Karayiğit

Ulvi Karayiğit

Sinema Yazarı
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Sinema ve Tv bölümünü okudu. Bir çok kısa film, yazdı, oynadı ve çekti. 2014 yılında TÜRSAK ve Kültür Bakanlığı'nın ortaklaşa düzenlediği "Geleceğin Sineması" 'nda senaryo ödülüne layık görüldü. Aktif bir şekilde televizyonda ve setlerde çalıştı. Ona göre damarlarından kan değil film şeridi akıyor.