Seyirci yorumları

Muhteşem Yedili-Ulvi Karayiğit

Bir western filminden beklediğiniz her şey var.

Bir filmde; genelde bir, bilemedin iki ya da üç kahraman olur. Bu filmde ise tam 7 tane. Kendine has özellikleri, kendine has yetenekleri var. Bu adamları bir araya getiren ise, kendileri için savaşamayacak kadar güçsüz insanlar için savaşmak. ‘A.R.O.G.’ filmindeki gibi: ‘’Bizi eziyorlar, bizi eziyorlar’’ diyen kasaba halkının imdadına Danzel Washington yetişiyor. Her ne kadar o dağınık bıyıklarıyla bana ‘Desperado’ filmindeki siyahi barmeni anımsatsa da filme ‘Django’ havasında giriş yapıyor. Bu noktada da kahramanımızın kasabaya girişi ‘Django’ filminin senaryosundaki sahneye benziyor. ‘Django’nun kendinden sonraki westernleri etkileyen bir film olması Quentin Tarantino’nun ‘Django’  ile birlikte ne kadar güzel bir işe imza attığının kanıtıdır.

Film beş dakika yerinde durmuyor. ‘İyi, Kötü, Çirkin’ deki gibi uzun uzun kamera takipleri ya da gerçek zamanı destekleyen bekleyişler yok. ‘Django’ gibi bir şeyler de çevirmiyor film. Pat başlayıp hızlı devam ediyor. Hatta bir ara ‘Kingsman: Gizli Servis’ filminin kilise sahnesindeki gibi kimin kimi öldürdüğü belli olmuyor. Bu sırada da Washington, at üstünde Cüneyt Arkın-vari bir hareketle birkaç kişiyi vuruyor.

Çok ayrıntı bir nokta ama diğer filmlerde camdan bakan bir kadının baktığı yer, camın dışından, temiz bir şekilde seyirciye gösterilirdi. Ancak yönetmen orijinalliği bozmayarak görüntüyü de cam arkasından vermiş. Aynı muhabbeti biz de Bahriye İleri’nin yönettiği ‘’Kara İntikam’’ isimli kısa filmimizde yapıp görüntüyü büyüteç arkasından vermiştik.

Filmde tablo gibi kadrajlar var. Görüntü yönetmenini tebrik etmek lazım… Kahvede ya da çarşıda denk gelirse tebrik edeceğim. Ya bir Beşiktaş maçında… Zaten bir filmi her hangi bir yerinde dondurup baktığında, fotoğraf karesi görüyorsan iyi bir filmdir.

Bütün bunlara rağmen senaryo ve yönetmenlik açısından kendisine has bir tarzı var dersem yalan söylemiş olurum. Çünkü tam bir Hollywood filmi seviyesinde… Her şey olması gerektiği gibi ve standart… Öyleyse ne diyordu ‘Kaybedenler Kulübü’ filmi: ‘’Allah standarttan ayırmasın’’ İşte tam da bu yüzden filmde olacakları tek tek tahmin ettim: Mitralyözü… Sihirbaz kovboyun dinamitini… Kızıl derilinin, kötü kızıl deriliyi öldüreceğini… Ancak aklımı kurcalayan şey; para için adam öldüren birinin, bunları sadece alacağı para için yapamayacak oluşu. Cümle saçma ama kahramanımıza onursal da bir neden lazımdı. O da güçsüzleri korumak. Ama “hayır, bu da yetmez” dedim kendi kendime ve o noktada ana kahramanımızın geçmiş hesaplaşmasının olduğu, boğazındaki floru çözmesiyle ortaya çıkardı. Yine tahmin ettiğimiz gibi kötü adamı kendi öldürmeyecekti, onu kim mi öldürdü? Filmi izlediyseniz bunu zaten biliyorsunuz ki; benim yazılarım da zaten filmden sonra okunacak türden yazılar.

Ulvi Karayiğit/ ulvi@sinegazete.net

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Ulvi Karayiğit

Ulvi Karayiğit

Sinema Yazarı
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Sinema ve Tv bölümünü okudu. Bir çok kısa film, yazdı, oynadı ve çekti. 2014 yılında TÜRSAK ve Kültür Bakanlığı'nın ortaklaşa düzenlediği "Geleceğin Sineması" 'nda senaryo ödülüne layık görüldü. Aktif bir şekilde televizyonda ve setlerde çalıştı. Ona göre damarlarından kan değil film şeridi akıyor.