Seyirci yorumları

Klasik filmleri kalıp senaryolarla sunulmasına somut bir örnek daha: Star Wars: Son Jedi…

Kendine has bir tarzla, Hollywood kek kalıbıyla yapılmış filmlere dönüşen yapımlar artmaya başladı. Bunlardan biri “Jumanji” olduğu gibi diğeri de ünlü seri Star Wars. Jumanji’den bahsetmek bile istemiyorum, zira; o bizim için Robin Williams’la birlikte öldü. Star Wars’da yapılan ise son birkaç filmdir eski kadrodan karakterlerle sentezleyip yeni bir kadro kurmak. Bu geçişi de çok güzel yapıyorlar. Han Solo’dan sonra şimdi de Luc Skywalker seriye yeniden girdi ve çıktı. Ancak senaryonun temelinde olan; ‘Ana kahraman, ilk düzenini terk etmek istemez’i abartmışlar. Abi kız adama en sonunda: “Ölümü gör, gel bak” diyecekti. Ada’ya kitlemiş kendini deli gibi çıkmıyor. Gerçi adam haklı, bu zamanda ben de olsam “Yeni Hayat” filmindeki Tom Hanks gibi adadan kurtulmaya çalışmak yerine, Luc Skywalker gibi kendimi adaya kapatırdım. Adamın olaya dahil olması da efsane olmuş. O kadar patara çatara ve orda değilmiş. Hiç tahmin edilebilir bir hamle değil seyirci açısından. Senarist o sahnede evde tekilasını yudumlarken zevkten yeşil elma dilimini yiyor olmalı. Filmin kilit noktasına gelecek olursak; abi o geminin yakıtı fazla dayanmaz diyorlar, filmin daha ilk yarım saati bitmiş. Diğerleri de gezegen gezegen hekleyici arıyor. Sinemasal zaman anlatısından nefret ettiğim anlardan biri. Hollywood; lütfen film yaparken Türkleri de düşün. Türk kafası abi: “Yakıt bitmek üzere dedi, bir buçuk saat oldu, o kadar yakıtla Karadeniz’i dolaşırım ben” diyen bir Türk seyirci kesin çıkar.

Filmde gördüğümüz bir şey de babasına kıyabilen kötü evlat, annesine kıyamadı. Ayırt edilmez ama ana başka hacı. Bir de o bulunan hekleyiciye ihanet edince bağırıp çağırıyorlar, ilk filmde taraf değiştiren stormtrooper’la yeni jedi ablamız. Adamı kumarhanede buldunuz, nasıl güvenilir olmasını beklersiniz? Ki zaten bu tür ticaretçi ya da parayla ilgilenen karakterlerin bu tarz filmlerde yanar dönerlikleri çok belli ve sıktı. Kabak gibi görülüyor dünyadan. Anca iyi yapılan bir şey senaryoda: iç güdüleriyle hareket eden yakışıklı pilotu durdurmaya çalışan rütbelimiz hep haksız çıkardı, burada ise haklı çıktı ve ters köşesini yaptı. Sonra da: “Evreni ben kurtarırım uleyn” diyip son anda tahmin ettiğim gibi yakın mesafeden ışık hızına ulaşıp düşman gemisini kızıl deniz gibi ikiye yardı. Filmde tahmin edilir bir diğer şey ise, şu hekleyicinin kolyeyi para için değil de heklemek için istediğidir. Çünkü suratından ihanet edeceği belli olduğu için abimizin, önce güven kazanması lazımdı. Han Solo’nun oğlu da patronunu ikiye bölüp paşalığa terfi etti ki; yeni jedi kızımızla aralarındaki bağ güçlendi. Serinin devam filmlerinde bu, kullanmak için güzel bir hamle olmuş. Malzeme verir.

Görsellik her zamanki gibi coşturmuş. Yer yer küçük espriler de vardı. Artık film ne kadar ciddi olsa da Hollywood amcamız bu küçük esprileri her filme koyuyor. En somut örneği Thor: Ragnarok. Son olarak en başa dönecek olursak; Hollywood klasik filmleri kalıba sokup tekrar bize sunması konusunda ben ikilemdeyim. Efsane olarak kalan bir filmi riskle burun buruna getirmek ne kadar doğru ama bir yandan da o havayı tekrar solumak güzel. Neticede adamlar yapıyor. Biz halen önümüzde binlerce örnek ve not olmasına rağmen bu kalıbı ya da iskeleti desek daha doğru olur, yeni gördük. Birkaç filmdir uyguluyoruz. Final olarak da iyiler kurtulur olgusu içimizi şişirdi. Hollywood oldu sana Yeşilçam. Bir gün de kötüler kazansın diyor yazımı sonlandırıyorum.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Ulvi Karayiğit

Ulvi Karayiğit

Sinema Yazarı
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Sinema ve Tv bölümünü okudu. Bir çok kısa film, yazdı, oynadı ve çekti. 2014 yılında TÜRSAK ve Kültür Bakanlığı'nın ortaklaşa düzenlediği "Geleceğin Sineması" 'nda senaryo ödülüne layık görüldü. Aktif bir şekilde televizyonda ve setlerde çalıştı. Ona göre damarlarından kan değil film şeridi akıyor.