Bilim KurguFantastikSeyirci yorumlarıVizyon Filmleri

Her Kahramanını Ayrı Ayrı Sevdiriyor-Ulvi Karayiğit

Hatırlayacağınız üzere Marvel batma noktasından ‘Demir Adam’ filmi sayesinde kurtulmuş ve büyük bir yükselişe geçmişti. Onun öncesinde ise bazı karakterlerinin film yapım haklarını Sony ve Fox gibi yapımlara satmıştı. Yani anlayacağınız o ki; ‘Demir Adam’ babasını batmaktan kurtaran genç bir iş adamı durumunda. Bir nevi hayırlı evlat da diyebiliriz.

Geniş bir kahraman kitlesine sahip olan Marvel’ın filmleri arasına son olarak Doctor Strange katıldı. Hem de 66 milyon dolar hafta sonu gişe hâsılatı ile. Bu rakamın ön görülen 55 milyon doları aşması bir yana Marvel, yine bize bir kahramanını daha sevdirdi.

Öncelikle Benedict Cumberbatch, Doctor karakteri için çok iyi bir seçim olmuş. O karakteristik suratıyla kendisini ‘Star Track’ filminden beri severim.

Filmin başında Doctor başarılı ve kibirli biri olarak görülürken filmin sonunda fedakâr bir yapıya bürünüyor. Bu da karakter gelişiminin iyi ilerlediğinin bir kanıtı… Henüz filmin başında ölümün eşiğinden aldığı bir hasta var. Daha sonraki sahnede ise kendi bir kaza geçiriyor ve büyük bir ironiyle kendini iyileştirebilecek tek Doctor’un kendisi olduğunu söylüyor. Fakat bu ameliyattan çok daha sonra… Bu replik ve sahneler, sonraki olaya göz kırpıyor ve Doctor Strange, kendi bedeninden çıkarak filmde, ölmek üzere olan kendisini kurtarıyor. Tabi kibrinden sevdiğini söyleyemediği doktor hanımla birlikte… Bu ironi ve göz kırpma senaristin kaleminin ya da günümüzde artık şöyle mi demeliyiz; ‘klavye tuşlarının’ ne kadar sağlam olduğunu gösteriyor.

Ancak filmde gözden kaçan bir süreç var. O da Doctor’un büyü öğrenme sürecinin çok hızlı gelişmesi. Hatırlayacağımız üzere Quantin Tarantino’nun ‘Kill Bill’ filmindeki karakterin kung fu öğrenmesi oldukça meşakkatliydi. Orada o tahtayı kırmak ne kadar zorsa, burada da o büyüyü yapmak biraz daha zor almalıydı. Burada işin hızlı ilerlemesinden dolayı, büyüyü öğrenmesi için ölümle yüzleştirme durumu güzel bir fikir olsa da geçiş biraz hızlı olmuş.

Bir diğer hoşnut olmadığım ancak güzel fikir ise kavga ve kaçış sahnelerine meyil veren binaların ve duvarların gerçeklik algısıyla oynamak. Benzer bir durumla ‘İnception’ filminde de karşılaşıyoruz fakat orada sadece rüyadalar. Realite söz konusu değil. Bu noktada işe gerçeklik karıştığında da seyircinin beyin dalgaları uyarılıyor ve az da olsa korku uyandırıyor ya da inandırıcılığı düşürmeye sebep olabiliyor. Fantastik bir filmde inandırıcılığa değinmek saçma olsa da bu kafalardaki soru işaretini ortadan kaldırmıyor. Hatta filme giden bir arkadaşım bu kısımlar için: ‘’Atari oyunu gibi olmuş’’ benzetmesini yaptı. Süper Mario ile yarışır.

Bu iki nokta dışında film gayet güzel, sinemada izlemenizi tavsiye ederim. Son olarak değinmek istediğim iki nokta daha var. Filmden sonraki o iki sahne: İlk sahnede Thor’la Doctor Strange’ı karşılıklı otururken görüyoruz. Bu da ikinci filmde Thor, Loki ve Odin’in de olacağı bir solo filminin habercisi. Casttan sonra çıkan sahnede ise kafası karışan bir büyücü Doctor’a, ‘’Yalan söylüyorsun pis büyücü, Battal’ın oğlu yıllarca evvel öldü’’ diyerek saf değiştiriyor ve diğer büyücülerin yeteneklerini tek tek toplamaya başlıyor. Bu muhabbet de, ‘Kung Fu Panda 3’ filmindeki eski bir kung fu ustası olan kötü karakterin, diğer ustaların enerjilerini almasına benziyor.”  Kim bilir belki de yeni kötümüz, Odin’in güçlerini almış, hafızasını da kaybeden Odin, evsiz barksız bir şekilde dünyada takılıyordur. Merak edilen bu durumların cevabı için Marvel evrenini takip etmeye devam edeceğiz.

Ulvi Karayiğit

Not: Bu yazının tüm hakları sinegazeteye aittir. İzin almadan, kaynak gösterilmeden kopyalanması telif hakları yasasına aykırıdır.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Ulvi Karayiğit

Ulvi Karayiğit

Sinema Yazarı
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Sinema ve Tv bölümünü okudu. Bir çok kısa film, yazdı, oynadı ve çekti. 2014 yılında TÜRSAK ve Kültür Bakanlığı'nın ortaklaşa düzenlediği "Geleceğin Sineması" 'nda senaryo ödülüne layık görüldü. Aktif bir şekilde televizyonda ve setlerde çalıştı. Ona göre damarlarından kan değil film şeridi akıyor.