Seyirci yorumları

Son Yıllarda İzlediğim En İyi Animasyon

Yerli filmlerin senaryolarına bakınca, görülen eksikleri, bu filmi izleyince daha çok algılıyor insan. Mesela Ölümlü Dünya: Ali Atay’ı severim ama “Hiç mi film izlemediniz güzel kardeşim?” diyor insan. O filmin final sahnesi yok. Girişteki yemek-sunum metaforu iyiydi, gelişme de elbette harika ve tam tahmin ettiğim gibi ilerledi fakat final yok. Final bir filmin her şeyidir. Coco gibi filmleri daha çok izleyip ders çıkarılmalı senaryosundan. Bütün ana akım sinemaya film çekenlere söylüyorum bunu. Sadece Ölümlü Dünya’yla aynı zamanlarda izlediğim için, onu örnek verdim. Kafalarınızı kumdan biraz kaldırın. Ölümlü Dünya’ya da şöyle bir final giderdi. Başka bir ülkenin de böyle bir ailesi zıvanadan çıkardı. İki aile için de tek af yolu; diğer aileyi ortadan kaldırmak. Bizimkiler kazanır, cast öyle girerdi. Orta yerde film bırakılmazdı. Coco’ya geri dönecek okursak; çok güzel ters köşeleri ve eylem engelleri var. İlmek ilmek işlenmiş senaryo. Hikâye de harika… “Hayallerinin peşinden git ama bunu doğru yoldan yap ve unutma ki en önemli şey ailedir” diyen filmin çıkış noktası bana; ‘Desperado’ filminde Banderas’ ın o ufaklığa gitar çalmak için birkaç tüyo verdiği sahneyi anımsattı. Tam da böyle bir film esinlenilecek bir sahneydi. İzleyenler bilir.

*Yazının buradan sonrası (Spoiler) içermektedir. 

 Coco’da, Ufaklığın, ailesinin ofrendo odasını umursamaması, büyük dedesini ünlü müzisyen sanması, ailesinin ayakkabıcı olması, öbür dünya, çalmak için gitar buldukları sahne, o sahnede adamın unutulup yok olması, diğer dünyada da bir müzik yarışmaya katılması ve aslında büyük babasının eve dönerken öldürüldüğünü öğrenmesi gibi daha sayamadığım birçok sahne ile formülün bütün yönlerini fazlasıyla işlemiş bir film görüyoruz. Ve birbirini takip eden bütün bir olay örgüsü o kadar temiz işlenmiş ki; Imdb puanının 8.6 olmasına şaşmamalı. Bu arada bence film 9’u hak ediyor. Genelde filmlerin eksiklerini görüp yazarım ki; dikkate alınırsa bir sonraki yapımda aynı hatalar çıkmasın ve daha güzel bir film oluşsun diye. Lakin Coco’da böyle bir açık göremedim. Sadece Delakurus unutulmayı hakketmişti diyebilirim. Hileyle de olsa dünya çapında tanınmış bir ismim unutulması zor olsa gerek. Fakat onun da ilk ölümündeki gibi çan altında kalarak sonunu bulması senaristin ustalığı. Bu tarz filmlerde kötüler cezalandırılır, sır perdeleri aralanır, hayalperestler kazanır. Bu da seyirciye tutkusu ne yönde olursa olsun, müzik, sinema, edebiyat ya da spor; bütün o hayallerinin bir gün gerçek olabileceğini ve hayatta her zaman umut olduğunu anlatır. Tıpkı “Turbo” animasyon filminde dediği gibi. Coco’yu diğer animasyon filmlerden ayıran; sadece son yıllarda izlediğim en iyi animasyon film değil, aynı zamanda son yıllarda izlediğim en iyi film olmasıdır.

2 Yorum

Yorum bırakın

Ulvi Karayiğit

Ulvi Karayiğit

Sinema Yazarı
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Sinema ve Tv bölümünü okudu. Bir çok kısa film, yazdı, oynadı ve çekti. 2014 yılında TÜRSAK ve Kültür Bakanlığı'nın ortaklaşa düzenlediği "Geleceğin Sineması" 'nda senaryo ödülüne layık görüldü. Aktif bir şekilde televizyonda ve setlerde çalıştı. Ona göre damarlarından kan değil film şeridi akıyor.