Seyirci yorumlarıTürk Sineması

Bir Rengin Peşinde-Necip Gözüaçık

Filmde küçük Rauf’un bir savaşın gölgesinde kalan aşk, umut ve umutsuzluk dolu hikâyesine tanık oluruz. Kars’ın bembeyaz coğrafyası ölümün siyah rengi ile günbegün kararırken,  Rauf çocuk yüreğinde beslediği aşkı için pembe rengi bulmaya çalışmaktadır. Umutların her geçen gün tükendiği köyde Rauf’un çabaları acaba bir sonuç verecek midir?

Bir ders sırasında öğretmeni tarafından yanlış anlaşılıp ceza alarak eve gönderilen Rauf okuldan soğumaya başlar. Babası avare kalmaması için Rauf’u marangoz arkadaşının yanına çırak olarak verir. Tesadüf odur ki Rauf’un gönlünü kaptırdığı 20 yaşlarındaki Zana da marangozun kızıdır.

Zana’nın pembe rengi sevdiğini öğrenen Rauf için ilk defa ismini duyduğu bir renktir bu. Rauf her fırsatta karşılaştığı kişilere pembenin nasıl bir renk olduğunu sorar durur. Pembe rengin çeşit çeşit tariflerini alır ama bir türlü gerçeği ile karşılaşmak nasip olmaz.

Rauf bir yandan marangozluk işinde de ilerliyordur. Hatta arkadaşları için bir korkuluk bile yapar. Ama ne yazık ki korkuluk da hayata veda eder köyün birçok korkusuz genci gibi. Zana Rauf’tan bir gün çarşıya indiğinde kendisine eğer bulabilirse pembe renkte bir yazma almasını rica eder. Rauf çarşıda gezilmedik yer bırakmaz ama maalesef hayat ona pembe rengi göstermeye henüz hazır değildir.

Bir sabah Zana’nın evden kaçtığı haberi alınır. Rauf, abisini bekleyen babaannesinin yanına kurulur ve Zana’nın geri dönmesi umuduyla beklemeye başlar. Sonunda pembenin nasıl bir renk olduğunu öğrenecektir Rauf aynı zaman da hayatın rengini de.

Filmin hem Kars’ta geçiyor olması hem de merkezine bir çocuğu yerleştirmesi benzer özellikler gösteren “Kar Korsanları” (Yönetmen: Faruk Hacıhafızoğlu) filmini aklıma getirdi. Öte yandan kırmızı renkli minibüs içerisinde geçen sahneler güzel ve keyifliydi. Kore gazisi dede, yer aldığı az sayıdaki sahnede filme oldukça renk katmış. Benzer bir katkı “Çinliler Geliyor” (Yönetmen: Zeki Ökten) filminde Koreli karakterini canlandıran Salih Kalyon tarafından da sergilenmişti.

Bir ilk film olmasına rağmen yönetmenler ele aldığı hikâyeyi iyi bir şekilde aktarmış. Filmin ilk başları biraz tempo sorunu yaşasa da sonraları toparlıyor. Filmin birçok sahnesi oldukça güzel ve şiirsel nitelikteydi.

Necip Gözüaçık

Not: Bu yazının tüm hakları sinegazeteye aittir. İzin almadan, kaynak gösterilmeden kopyalanması telif hakları yasasına aykırıdır. 

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Necip Gözüaçık

Necip Gözüaçık

Sinema Yazarı
1984 doğumluyum. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik-Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinden mezun oldum. Yaklaşık on yıldır özel bir şirkette haberleşme ve yazılım mühendisi olarak çalışmaktayım. Sinemaya olan ilgim ilkokul yıllarından itibaren Kemal Sunal filmleri ve Arzu Film yapımları ile başladı. Üniversite yıllarında ve sonrasında ise Nuri Bilge Ceylan sineması, sanat filmleri ile daha farklı bir boyut kazandı. Elimden geldiğince sinema ile ilgili yeni şeyler öğrenmeye, okumaya ve takip etmeye çalışıyorum. Sinema salonlarında izlediğim filmlerle ilgili notlar almak, onlarla ilgili duygu ve düşüncelerimi yazmak bana oldukça keyif veriyor. Amatör bir ruh ile profesyonel sinemasever olarak yaşamaya çalışıyorum.Mail yollamak için linke tıklayın.