Röportajlar

Western Filminin Yapım Ekibiyle Kısa Bir Söyleşi

Western filminin yönetmen ve senaristi Valeska Grisebach

37.İstanbul Film Festivali Uluslarası Yarışma bölümünde Altın Lale’yi kucaklayan Western filminin yönetmen ve senaristi Valeska Grisebach ve filmin başrol oyuncularından Syuleyman Alilov Letifov ile film gösterimi sonrası yapılan soru cevap etkinliğinden önemli soru ve cevapları sizlerle paylaşıyoruz. Keyifli okumalar.

Soru: Senaryoyu yazarken nelere dikkat ettiniz, nelerden ilham aldınız?

Valeska Grisebach: Senaryo yazarken hikâyeden çok temayla ilgileniyorum. Burada da benim ilgimi çeken ve beni projeye yönlendiren western türüydü, çünkü ben bu türde filmler izleyerek büyüdüm. Fakat yetişkin bir kadın olarak bu türe tekrar baktığımda, bu türün mekanizmasını, dinamiklerini incelemeye karar verdim çünkü western filmlerinde genelde yalnız kahramanlar vardır, bir şey arayan kahramanlar, onların yolculukları… Aynı zamanda beyaz erkeklere ait olan, onlara adanmış bir türdür. Biraz bu mekanizmaları ve erkeklik meselesini tartışmak istedim. Bir taraftan da bu türü ve bu hikâyeyi Avrupa üzerinde düşünmek için bir araç olarak düşündüm, çünkü Almanya ve Doğu Avrupa birbirinden çok farklılar. Ben bir Alman olarak Bulgaristan’a geldiğimde bambaşka bir dünyayla karşılaştım ve senaryo benim için aslında filmi çekmeye başlamadan önce yazıp biten bir süreç değil. Kurgu süreci bitene kadar senaryo da sürekli olarak gelişti.

Western filminin yönetmen ve senaristi Valeska Grisebach

Ben bu filmi amatör oyuncularla ya da yerlilerle çekmek istediğimden başından beri emindim, çünkü sinema benim için biraz da yüz ve beden demek. Yani insanların perdedeki var oluşuyla ilgili bir şey. Günün birinde on inşaat işçisiyle ilgili bir film çekeceğimi hiç hayal etmezdim ama bu insanlarla bir araya gelmek ve onların arasından bir oyuncu ekibi seçmek benim için çok keyifli ve ilginç bir süreçti. Filmin başrollerini paylaşan Meinhard ve  Syuleyman bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Esasında Syuleyman’ı ikna etmek biraz zaman aldı ama sonuçtan çok memnun.

Syuleyman Alilov Letifov: Burada olmaktan gerçekten çok mutluyum. İstanbul’da bulunmak benim için gerçekten özel bir durum. Sizlere de burada bulunduğunuz için teşekkür ediyorum. Filmde oynamak benim için büyük bir şanstı. Her şey bir şaka olarak başladı, uzun bir süre şaka olarak devam etti ama sonunda baktık ki geri dönüşü yok bu işin ve şimdi gördüğünüz gibi sizlerin önündeyim. Herkese çok teşekkür ederim.

Western filminin yönetmen ve senaristi Valeska Grisebach

Soru: Bilmediğiniz bir dilde film çekmek neler hissettirdi, sahne hakimiyetini nasıl kurdunuz?

Valeska Grisebach: Benim için çok ilginç bir deneyimdi çünkü yönetmenin klasik anlamda setteki her şeyi kontrol etmesi beklenir ama o kontrolü bir seferlik olarak kaybetmek benim için olumlu bir deneyim oldu aslında çünkü ben biraz da gerçek ve gerçek dışı arasındaki kaotik ilişkiyle ilgileniyorum yaptığım filmlerde. Başlangıçta filmi çekerken çok iyi bir tercümanım vardı ama bazı anlaşmazlıklar nedeniyle onunla çalışmaya devam edemedik. Yeni bir tercüman geldi. O çok iyi Almanca konuşmuyordu ama bunun olumlu bir etkisi oldu çünkü bir süre sonra dil dışında beden ve duygularla da iletişim kurmaya başladık. Bu film için esasında Almanca ve Bulgarca dışında üçüncü bir dil keşfetmemiz gerekiyordu insanların filmde olup bitene inanmaları için. Bu anlamda, Almancayı çok iyi konuşamayan tercümanımız bahsettiğim üçüncü dili yaratmak konusunda bize çok yardımcı oldu.

Ama şimdi artık Bulgarca öğrendim, biraz konuşabiliyorum.

Western filminin yönetmen ve senaristi Valeska Grisebach

Soru: Filmdeki Bulgaristan temsili benim için çok açık ama Alman işçiler neyi temsil ediyor? İşçi sınıfını mı, modern Avrupa insanını mı? Birazcık o Alman işçilerin temsil ettiği şeyleri açabilir misiniz?

Aslında Avrupa özelinde düşündüğümüzde paylaştığımız bir ortak tarih ve bu ortak tarihte Almanların üstlendiği çok korkunç bir rol var. İnsanlarla karşılaştığımızda bu tanışmanın ardında akan bir sürü alt metin oluyor: yabancı olan birini nasıl algılıyoruz, nereye koyuyoruz, kendimizi daha iyi hissetmek için onlardan daha yüksek bir yere koyuyor muyuz vs. Filmde aslında Alman işçilerle yerel halkın ilk tanışma anındaki belirsizlik ve aralarındaki güvensizliği vermeye çalıştım, bunları incelemek istedim. Ve Almanların bütün o teknolojik üstünlükleri, büyük makineleri ve bilgileriyle kendilerinden daha aşağı gördükleri bir yere gitmeleri ve oradaki insanlarla iletişim kurmaya çalışmaları çok ilgimi çekti. Hikâye esasında buradan yola çıktı.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Aydan Yeşilırmak

Aydan Yeşilırmak

Dizi ve Sinema Yazarı
1987 İstanbul doğumluyum. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Matematik bölümü mezunuyum. Sinema okuryazarlığı diye bir kavramın varlığından haberdar olduğum lise yıllarımdan itibaren filmler, türler, oyuncular ve yönetmenlerle ilgili bulabildiğim her şeyi elimden geldiğince okumaya ve incelemeye çalışıyorum. Filmler üzerine düşünmeyi ve konuşmayı seviyorum.Mail yollamak için linke tıklayın.