Takip et

“Rain man” filmiyle büyük bir beğeni toplayan Barry Levinson kült yönetmen statüsüne oturarak, kimsenin unutamayacağı trajik bir film çekti ve herkes ondan söz etmeye başladı. Bu başarısını katlayarak ilerleyen yönetmen, şu an aramızda olmayan Robin Williams ile filmler yaptı. Öyle bir oyuncuyla film yapması Levinson için büyük şans olsa gerek… Levinson’ı her ne kadar “Rain Man” filmiyle tanısak da, Levinson güzel işlere imza atarak sevilen bir isim haline geldi. Kendine has bir dünyası olan yönetmen, güler yüzüyle ve samimiyetiyle etrafındaki insanları kendine bağlayarak, yaşantısını çektiği filmlere yansıttı, sanki onun filmlerini izlerken kendimizden birer parça buluyoruz Yani Levinson bizi dört koldan sarıyor.  Sen çok yaşa Levinson!

2012 yılında çektiği “The Bay” (Körfez) isimli korku filminden sonra, dramatik bir film olan “Humbling” (Dönüm Noktası)’e geçiş yapan yönetmen Barry Levinson, başrole Al Pacino’yu koyarak doğru bir karar verdi. Şu sıra bağımsız filmlerde oynayan ve her rolün üstesinden gelen Al Pacino, “Humbling”de Simon Axler karakterini canlandırıyor. Yer yer “Danny Collins” filmindeki ünlü rockçı Collins karakteri ile bağlantı kuran Al Pacino, düşüşe geçen Simon Axler isimli oyuncunun içsel sorgularına yer vererek, tanıştığı genç kadının hayatına yön verişini seyirciye aktarıyor.

Nasıl ki, Danny Collins’te John Lennon’ın eline yıllar sonra geçen mektup Danny Collins’in hayatını tümden değiştiriyorsa, burada da genç kadın Simon Axler’ın yaşamına renk katıyor. Her iki karakter depresyondan kurtulmak için mücadele veriyor, örneğin Simon oyunculuğu bırakmak istediğini söylüyor, Collins’de müziği! Al Pacino için kolay bir rol bu, çünkü Pacino buradaki atmosferi “Danny Collins” filmine taşıyor. Benzer temalara sahip iki film; usta oyuncunun kariyeri için önem arz ediyor sebebi de, sürekli yükseklerde uçan bir oyuncunun hem düşüşe geçen bir oyuncuyu, hem de rockçıyı canlandırıyor oluşu, zor bir durum… Yalnız şunu merak ediyoruz: neden Al Pacino sürekli benzer projelerde yer almayı tercih ediyor? “Manglehorn” filminde de bazı kesişen noktalar vardı. Lafı fazla uzatmadan geçelim asıl meselemize…

Al Pacino ile ahengi tuttuğunu bize bu söyleşinde açıklayan Barry Levinson, bundan böyle her zaman Al Pacino ile çalışabileceğini vurguladı. Önemli bir bilgiyi paylaşalım: İlk zamanlarda Al Pacino ile çalışma konusunda çekimser kalan Levinson, onunla sette vakit geçirmeye başladıkça fikri değişmiş. “You Don’t Know Jack” (Doktor Ölüm) filminden sonra ikinci kez Al Pacino ile bir araya gelen Levinson, umarız daha niceler filmler çeker ve başrolde de Al Pacino yer alır. Şaşkın bakışlarıyla, etkileyici ses tonuyla, düşünceli halleriyle ve yürek yakan bakışlarıyla Pacino “Humbling” filmine ayrı bir hava katıyor. Güler yüzlü, mütevazı, sıcakkanlı ve samimi bir beyefendi olan Pacino gibi bir oyuncuyla çalışmak, Levinson için büyük bir şeref olsa gerek… Söyleşimizde bize verdiği bilgilerle hem açık sözlü bir adam, hem de çok önemli bir yönetmen olduğunu gösteren Barry Levinson’a sonsuz teşekkürler… Özellikle de Rainman hakkındaki söylediklerine!

“Good Morning Vietnam” (Günaydın Vietnam) ve “Man Of The Year” (Yılın Adamı), filmlerinde Robin Williams ile çalıştınız, onu kaybedişimiz tüm dünya için büyük bir kayıptı. Kendisini sonsuza kadar unutmayacağız. Bizimle Robin Williams hakkındaki düşüncelerinizi paylaşıp, oyunculuğu ve karakteri için neler söylersiniz? Bakış açınıza göre; onunla çalışmak nasıldı?

Barry Levinson: Robin Wiliams’ın muhteşem bir yeteneği vardı ve aşırıcı derece merhametliydi.

“TAMAMLANMAMIŞ BİR SENARYO İLE FİLME GİTTİK”

“Rain Man” klasik bir filmdi. Filmin müzikleri bizi bambaşka bir dünyaya uçuruyor. Dustin Hoffman ve Tom Cruise çok başarılı oyuncular. Bize film seti hakkında bilgi verip, sette yaşadığınız ilginç bir olay varsa bizimle paylaşır mısınız lütfen?

B.L: Tamamlanmamış bir senaryo ile filme gittik, bunun üzerine bir de yazarlar/senaristler birliğinin yaptığı bir grev vardı. Bir sürü sekansı o gün tamamladık. Ve ironik bir biçimde, bunun filme katkı sağladığını düşünüyorum, çünkü iki adam arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamaya ve davranışlarından yeni ve farklı yollarla faydalanmaya başladık.

Yeni filminiz “Humbling” (Dönüm Noktası) 17 Nisan’da vizyona girecek. Filmografinizde yer alan “Humbling” filminin öneminden bahseder misiniz lütfen

B.L: “The Humbling” yeteneğini kaybettiğine inanan bir aktörün, yeteneğini kaybettiği için artık aktörlük yapamayacağına dair mücadelesini/savaşını konu alıyor. İnsanlar ve karakter hakkında bir film “Humbling”. Ve tüm bu karakterler yaşadıkları dünyadan veya algıladıkları gerçekliklerden bir anlam çıkarmaya çalışıyorlar.

Filmografinize göz gezdirdiğimizde TV dizilerinde ve filmlerde yapımcılık ve yürütücü yapımcılık yaptığınızı görüyoruz ve bunun yanı sıra popüler ve kült filmlere de imza attınız. Bu önemli filmleri şu şekilde sıralayabiliriz: “Rain man”, “Sleepers” (Kardeş Gibiydiler) ve “Good Morning Vietnam”…  Bize hangi filminizin sizi en çok etkilediğinden bahseder misiniz?

B.L: Bilmiyorum. Hepsinin duygusal/hassas tarafları vardı. Bu bağlamda tekrar düşünmek zor…

“The Humbling”de Simon Axler karakterini Al Pacino canlandırdı. Simon Axler ve Al Pacino arasındaki benzerlikler ve farklılıklar neler? Al Pacino ile paylaşıp da unutamadığınız bir an oldu mu? Olduysa bunu sizin ağzınızdan duymak isteriz…   

B.L: Hayır, karakterin kendisi olduğunu düşünüyorum ama Al Pacino rolüne bağlı hissetti kendini. Onunla vakit geçirdiğim anlarda, “The Godfather” hakkında hikâyeler dinlemeye bayılırdım ve filmin ilk haftalarındaki stüdyo çekimlerinde, onun yeteri kadar iyi olmadığını düşündüğüm için yerine başkasını geçirmek istedim. Böyle bir izlenim bıraktığına inanması zor, ama filmi çekerken uzlaşma oldu aramızda.

“AL PACİNO ROLE MÜKEMMEL UYDU”

Röportajlarınızda Al Pacino’nun role çok iyi uyduğunu ve bu yüzden de kendisinin rol için, iyi bir tercih olduğundan bahsettiniz. Eğer bizimle Al Pacino’yu tercih etme sebebinizi paylaşırsanız çok mutlu oluruz?

B.L: Ender bulunan yeteneğinden dolayı olduğunu düşünüyorum. Davranış tarzı açısından oldukça iyi… Seyirciyi gerçekten yolculuğa çıkartabiliyor. Bu konuda yetenekli olan Al Pacino, bize gülebileceğimiz anlar yaratıyor ve duygusal olarak etkilenmiş oluyoruz. Bu sebeple Al Pacino role mükemmel uydu.

“The Humbling”  filminin Philip Roth’un romanından adapte edildiğini biliyoruz ve hatta bundan daha önce 3 Philip Roth romanı daha beyazperdeye uyarlandı. Bu projeye nasıl dâhil oldunuz? Size bu filme çeken neydi?

B.L: Al Pacino kitabı satın aldıktan sonra okumam için bana verdi. Kitabın çok enteresan olduğunu düşündüğüm için, geliştirmeye karar verdim. Daha sonrasında Al Pacino ve benim çok senkronize olduğumuz konusunda tartışmalar çıktı, zaten elimizdeki malzemeye nasıl yaklaşacağımız konusunda aynı hisleri paylaşıyorduk.

Adaptasyon filmler çekmeye ya da yapımcılığını yapmaya devam edecek misiniz? Philip Roth’un romanlarında yer alan karakterlerin iç dünyalarını beyazperdeye yansıtmanın çok zor olduğundan bahsediliyor. Kitabı ve filmi nasıl tanımlarsınız? İkisinin arasında derin farklar var mı?

B.L: Kitap ve film arasında bir sürü fark var, listelenmesi belki de zordur. Çok farklılar…

“KARAKTERİ FİLMSEL BİR KARAKTER YAPMAK İÇİN HER ZAMAN GELİŞTİRMENİZ GEREKİYOR.”

Adaptasyon filmlerini çekmek zor mu? Kitaptaki karakterleri oluşturma konusunda zorlandınız mı? Orijinal karakteri yansıtmanın, sıfırdan karakter oluşturmaktan daha zor olduğuna inanıyoruz. Bu düşüncemize katılıyor musunuz?

B.L: Hangisinin daha zor olduğunu bilmiyorum. Bir noktada elinizdeki malzemenin/eserin belirli parçaları sizi heyecanlandırıyor ve oradan devam etmek istiyorsunuz. Bu da bir roman ve bir senaryo arasındaki temel farkı ortaya koyuyor. Kitaptaki bir sürü karakter anlatım/öyküleme tekniği ile bilgi sahibi oluyorlar, ama senaryoda böyle bir lüksünüz yok, bu yüzden karakteri filmsel bir karakter yapmak için, her zaman geliştirmeniz gerekiyor.

“The Humbling” TIFF (Uluslararası Toronto Film Festivali) festivalinde gösterildi, Bize ilk tepkilerin nasıl olduğundan bahseder misiniz lütfen? Son olarak; eğer bizimle gelecek projelerinizi paylaşırsanız memnun oluruz…

B.L: Toronto’daki tepkiler süperdi. Film, kocaman bir film gösterim alanında oynatıldı, yaklaşık 1400 koltuk vardı ve çok kalabalıktı. Gülüşler bulaşıcıydı. Bir yönüyle şansızdık çünkü film, DVD’den gösterildi. Denklemin dışında kaldık, ama bilgisayarlar vesilesiyle ortak bir deneyim yaşadık. Teknoloji her zaman teknolojidir ve hiçbir zaman geri dönüşümü yoktur. Büyük bir izleyici kitlesi için oynatılan filmin daha iyi bir deneyim yaşatıp yaşatmayacağı konusunda bilgim yok. Bir sonraki filmimin adı “Rock The Kasbah”… Filmde Bill Murray yer alıyor. Gelecek baharda vizyona girecek.

Not: Bu yazının tüm hakları sinegazeteye aittir. İzin almadan, kaynak gösterilmeden kopyalanması telif hakları yasasına aykırıdır. 

Tarihi kişilikler ve onları canlandıran oyuncular

Sinema tarihinde ünlü kişiliklerin temsili konusunda beni en çok etkileyen performansları aşağıda naçizane sıralamaya çalıştım. Yine her listemde olduğu gibi bunda da belirtmemde fayda var, listedeki ...

Biçimsel Sinema’da Bela Tarr

Biçimsel Sinema’da Bela Tarr’ın Satantango Yapıtı Üzerine Bir Sine – Dil Değerlendirmesi Anlamı Okumak Dil, insanlar arası iletişim kurmaya yarayan bir göstergeler dizgesidir. Bir dili tanımlayabilmek...

Araç çubuğuna atla