FantastikKritikler

Hobbit, Neden Yüzüklerin Efendisi’nin Başarısına Ulaşamadı?-Ulvi Karayiğit

Bir kere Hobbit’te ne olursa olsun seyirci, dünyanın kurtulacağını biliyor. Çünkü Yüzüklerin Efendisi’nde Frodo, yüzüğü Hüküm Dağı’nda lavlara atıyor. Hatta peşinden de Smeagol uçuyordu. Yani Hobbit 3’teki Beş Ordunun Savaşı’nı orglar da kazansa dünya en sonunda kurtulacak. Yani sen rövanş maçını 3–0 yenmiş olsan ne olacak? Ben evimde sana beş tane atmışım gibi bir durum var ortada…

Hobbit yazılış hedefi çocuklara yönelik olduğu için hep bir espri havasında devam ediyor. Yüzüklerin Efendisi’ndeki ciddiyet yok. Bu da ister istemez seyirciyi etkiliyor.

Hobbit’te kahramanlar genelde cüceler. Böyle olunca elle tutulur iki karakterle seyirci kendini özdeşleştirebiliyor: Thorin ve Kili. Yüzüklerin Efendisi’ndeki gibi bir Aragon yok. Her ne kadar Legolas olsa da… Aslında o da hikâyenin orijinalinde yok. Peter Jackson’ın teklifi üzerine Orlando Bloom da projeye dâhil oluyor. Aynı teklif Viggo Mortansen (Aragorn)’e de yapıldıysa da kitabın yazarına hürmeten kabul etmemiş. Bence Orlando iyi ki de Jackson’ın teklifini kabul etmiş ama Viggo’nun görüşüne de saygı duyarım.

Filmin müzikleri Yüzüklerin Efendisi’ndeki müzikler değil. Onlar zirveydi. O soundtrack’ler telefonumda bile yüklü. Arada açıp dinlerim. Hikâye başka olduğu için yeni müzikler yapıldı ama Yüzüklerin Efendisi’ndekilerin yerini tutmadı. Yine her ne kadar Hobbit: The Desolation of Smaug’un sonundaki film müziği harika olsa da…  Hatta ‘’Filmden daha güzel’’ yorumları bile yapıldı, tabi bu Hobbit’i müzik anlamında kurtaramadı.

Yüzüklerin Efendisi’ndeki o güzelim savaş sahneleri ve savaşın çokluğu Hobbit’te mevcut değil. Cüceler hem kurtlardan kaçıyor, hem de elflerden… Ciddi bir savaş, serinin son filminin sonunda. Tatmin edici mi peki? Tartışılır. Tartışılmamasına neden olan şey neydi peki? Tabi ki o güzelim sahnelerin kesilmesi. Beş Ordu’nun Savaşı filminin kesilmiş sahnelerini izlediyseniz eğer, Peter Jackson’ın filmi nasıl katlettiğini ve hafızalarda hep eksik bir yapım olarak kalacağına neden olduğunu görürsünüz. Yüzüklerin Efendisi’nde de yok mu kesilmiş sahneler? Elbette var ama filme etki etmeyecek kadar. Jackson Hobbit’te filmin bel kemiğini kesmiş sanki. Vicdansız, 80’lerde tüp kuyruğu bekler gibi o savaşı beklemiştik biz.

Hobbit’teki Beş Ordu’nun Savaşı, bir ölüm kalım meselesi değil. Tamam, belki coğrafi konumu nedeniyle çok önemli bir savaş ama dediğim gibi maçın sonunu biliyoruz. Ama Yüzüklerin Efendisi’ndeki her iki savaş da var olma-yok olma mücadelesiydi. Bu da Hobbit için, algılarda bir heyecan eksikliğine neden oluyor.

Annem geçen gün dedi ki; ‘’Saçların beyazlamış.’’ Dedim ki; ‘’Ben Ak Gandalf’ım.’’ Yani diyeceğim o ki; Yüzüklerin Efendisi’nde Gandalf gelişip Ak Gandalf oluyordu. Tıpkı Çarmender’ın Çarizart olması gibi. Hobbit’te ise daha az güçlü olan Gri Gandalf olarak karşımıza çıkıyor, film geçmişi anlattığı için… Bu da algılarda illaki bir etki yaratıyor, biz fark etmesek de. Gerçi Yüzüklerin Efendisi’nde Gandalf daha az büyü yapıyor. Hobbit’te büyüye doyuyoruz. Hatta Sauron’la birebir kapışması var adamın. Hobbit’i de o kadar gömmeyelim yani.

Her zaman geçerli bir söz vardır. Önemli olan başarmaksa daha önemli olan başarıyı devam ettirmektir. Hobbit, Yüzüklerin Efendisi’nin başarısını devam ettiremedi. Oscar’ları bile ondan az. Ancak yine de Yüzüklerin Efendisi’nin hiçbir filmini sinemada izleyememiş olan biri olarak; Hobbit, tam bir tereyağlı ballı börek oldu, çünkü serinin üç filmini sinemada seyrettim. Bu iki serideki olayların kökenini ve Yüzüklerin Efendisi filminin başındaki büyük savaşı anlatan bir kitap var, adı Silmarillion. Eğer kitap filme uyarlanacak olursa Peter Jackson’a bir tavsiyem olacak. Filmin ciddiyetini koruması ve filmden ekstra kar amacı güderek sahnelerini kesip durmaması…  Filmler bir yönetmenin çocuğu gibidir. İnsanoğlunun kolunu bacağını kırar mı hiç? Ve son olarak; o savaşla Yüzüklerin Efendisi’nden sonraki zamanda bir bağ kurup ‘ölüm kalım meselesi’ haline getir ki, biz de filmi: ‘’nasılsa bizim takım turu atladı’’ havasında izlemeyelim.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Ulvi Karayiğit

Ulvi Karayiğit

Sinema Yazarı
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Sinema ve Tv bölümünü okudu. Bir çok kısa film, yazdı, oynadı ve çekti. 2014 yılında TÜRSAK ve Kültür Bakanlığı'nın ortaklaşa düzenlediği "Geleceğin Sineması" 'nda senaryo ödülüne layık görüldü. Aktif bir şekilde televizyonda ve setlerde çalıştı. Ona göre damarlarından kan değil film şeridi akıyor.