Dizi Kritikleri

Jessica Jones İkinci Sezon İle Karşımızda!

Geçmişin er ya da geç ensene yapışır, yara bandını sök ve at. J.J.

Geçtiğimiz 2015 senesinde ilk sezonu ile karşımıza çıkan Jessica Jones bu yıl yayınlanan sezonuyla da bizi ekranlara bağlayacağa benziyor. 8 Mart’ta yayınlanması ile belki de ‘’dünya kadınlar gününe’’ kadın bir süper kahraman ile atıfta bulunmak istemiş olabilir Marvel ve Netflix ortak yapımı, ne dersiniz?

Anlaşılan kahramanımız Jessica bu sezonda geçmişle uğraşacak. Geçen sezon Kilgrave ve Kilgrave’nin psikolojik etkisi ile uğraşmış, kurtulmaya çalışmış, ondan onunla beraber adeta beynine yerleşmiş psikolojik sorunlardan ve tabi psikolojik sorunların getirisi olan kabuslu gecelerden az da olsa kurtulmuştu. Ve bunları yaparken en iyi arkadaşı ve aynı zamanda üvey kardeşi olan Trish’in yardımlarını görmüştü. Trish’in yardımları çok yararlıydı peki ama beraberinde gelen sorunlar? Zaaflar her zaman güçlü olmanın karşısında durur, bunu Trish sayesinde anlamıştı. Ve kalıplaşmış bir tema işlenmişti; ‘’ Herkesin zaafı vardır ve zaaflar asıl işini yaparken karşına çıkarsa veya çıkarılırsa seni zor durumda bırakır.’’

Jessica Jones alışık olduğumuz süper kahraman dizilerinden (Burada bahsi geçen Marvel dizileri; Daredevil, Iron Fist gibi) biraz farklı, tabi diğer Marvel dizilerinde ve filmlerinde olduğu gibi kısa bir Stan Lee sahnesi var. Süper kahraman veya halkın deyimi ile adalet sağlayıcısı/adalet koruyucusu kimliğinden çok, normal hayatta ki dedektif kimliğinden etkileniyor. Hatırlarsanız ilk sezon ben süper kahraman değilim deyip duruyordu, ama Defenders’dan biraz etkilenmiş gibi duruyor. Ve böylece bir suçu aydınlatmaya çalışan süper güçleri olan dedektif olarak karşımıza çıkıyor. Ailesini kaybettiği trafik kazası hayatının dönüm noktası ve bu kaza ile süper kahramanların ailesinin olmadığı klasiği bir kez daha hatırlatılıyor sanki. Vurdumduymaz ve alkolik olması ki iradesi ne kadar güçlü olursa olsun her insanın ergenlik döneminde başına böyle bir olay gelse aynı tepkileri verir sanıyorum.

*Yazının buradan sonrası spoiler içermektedir. 

Biraz spoilera kaçmaktan kendimi alamayacağım maalesef, kusura bakmayın J. Jessica Jones bu sezon bir davayı araştırırken beklemediği bir sürpriz ile karşılaşıyor. Şöyle ki; malum trafik kazasında annesi, babası ve küçük kardeşi korkunç bir şekilde can verdi diye biliyor ve sadece kendinin kurtulduğu bu kazadan kendini suçlu buluyordu. Ama annesi ile karşılaşması ve annesi ile yaşadığı olaylar Jessica’nın üzerinde bir tramvaya daha sebep oluyor. Tamam daha fazla spoilera girmeyeceğim. Şu anın içinde geçmişi yaşayan bir kahramanımız var, yaralarını sarmaya başladığında yeni yaralar ortaya çıkıyor ve durmamacasına kanıyor adeta. Jessica kendi ile birlikte bizi de kafasında ki çıkmazlara sürüklüyor. Ve dizi boyunca empati kurmamız için zorlanıyoruz fark edilmeden.

Oldukça yavaş ilerliyor gibi gelen ama her bölümün bitiminde bir sonra ki bölümü merakla bekleyeceğimiz bir sezon. Gerçek anlamda tam olarak girmese de, ara ara halkın sorunlarını gözler önüne seriyor. Evsizlik, aile ilişkilerinde ki bozukluk, çocuk istismarı, beğenilmeyen dış politikalar, gelir adaletsizliğinin toplum üzerindeki etkisi ve göçmenler. Bunlar iğneleyeceğini fazla göz önüne sokmadan kısaca ve fark ettirmeden bahsedilip geçilen konular.

En büyük temennim dizi hakkında; Iron Fist gibi ortalıkta ‘’ I am immortal Iron Fist’’ diye dolaşmıyor.

Karakterlerden anladığımız kadarı ile dizinin yaratıcılığını üstlenen Melissa Rosenberg süper kahraman evrenindeki( dizi ve filmler) kadın eksikliğini azaltmak istemiş. Dizide ki bolca kadın ve hepsinin olmasa da Jessica’nın ve birkaç kadın karakterin toplumda ki farklı konum ve gördükleri kıymet güzel işlenmiş. 8 Mart’ ta çıkarak da kendilerine yaraşır bir sağduyu göstermişler.

Her bölüm bir sonraki bölümü merakla izlemeye devam ettirecek senaryoya sahip dizi on üç bölümden oluşuyor. Netflix klasiği olarak on üç bölüm tek seferde yüklendi ve sabırsızlanıp on üç bölümü tek seferde izlerseniz, maalesef bir sene diğer sezonu beklemek durumunda kalacaksınız. Tavsiyem yavaş yavaş izleyin, ama diğer bir tavsiyemde tek oturuşta. 

İyi seyirler.

Yorum bırakın

Fikret Başal

Fikret Başal

Sinema Yazarı
1997 yılında dünya ya geldim ve orta okul yıllarımdan bu yana şiir ve deneme alanında çalışmalar yaptım kendi çapımda. Lise yıllarımda bu bazı öğretmenlerimin desteği ve yönlendirmesi ile arttı. Çocukluk hayalim olan Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okuyorum. Kitap okumak ve yeni filmler seyretmek benim için bir kabuğuma çekilmek. LOTR ve MARVEL hayranıyım :)