Film kritikleriKritikler

Power Rangers mı İzledim Ben?

Josh Trank imzalı “Chronicle” (Doğaüstü), yönetmenin ilk filmi, sonrasında “Fantastic Four”un remake yapımına el attı ve filmin kötü eleştiriler alması, üstüne de gişede çakılması ile birlikte yönetmeni bir daha film yaparken göremedik. Üstelik “Doğaüstü” filminde oynattığı siyahi oyuncu Michail B. Jordan’ı Fantastic Four’da Alev Adam olarak görmemiz de tam bir felaketti doğrusu. Radikal kararlar bazen hiç iyi olmuyor.(Alışıla gelmiş karakterleri değiştirme furyasına burada da tanık olmuştuk ) Gelelim “Fantastic Four” öncesi ısınma antremanı olan Doğaüstü’ne. Found Footage’ (Buluntu Film) gibi doğru kullanıldığında çok başarılı işlerin yapılabildiğini bildiğimiz bir türün, evrimleşerek çok değişik noktalara gittiğine tanık oluyorum yıllardır. Kamerayı eline alıp, Troll çekeni de vardı (Troll Avı-2010), dinozorlarla dolu bir adaya düşüp, şirin T-rexleri görüntüleyen de… (The Dinosaur Projeckt-2012). Ama en beğendiğim, türü sevenlerin aksine “Blair Cadısı” değil, 2014 yapımı “As Above, So Below” filmiydi. Doğaüstü filmi ise bu türe bırakın yenilik getirmeyi sadece komik olmayı başarıyor. Bunu da uçan el kamerası ile sağlıyor.

Chronicle-Doğaüstü (2012)

BİRAZ X-MEN, BİRAZ DA HEROES GERİSİ GELİR ZATEN

Dane DeHaan’ın oynadığı Andrew Detmer, içine kapanık, sosyal olamayan, ‘loser’ (kaybeden) bir karakterdir. Annesi ölümcül bir hastalığa yakalanmış ve son günlerini saymaktadır. Babası da itfaiyeci emeklisi olup Andrew’i bulduğu yerde döven, azarlayan ayyaşın tekidir. Yaşadıkları iç dünyasını şekillendiren Andrew’in bir gün nasıl ve ne için karar verdiğini bilmediğimiz sebeplerden ötürü kamera almasına şahit oluruz. Bu hem bizim filmimize başlamamız aynı anda Andrew’un da filminin başlangıcı oluyor. Kuzeni Matt Garetty ile birlikte gittikleri her yerde kamerası ile çekimler yapan Andrew, bazı yerlerde kamerayı belirli yere sabitleyip kendisi de kadraja girmek için çırpınıyor, adeta başrolüm ben başrol diye bağırıp duruyor. Diğer Buluntu filmlerin aksine kamerayı tutan kişiler gibi azıcık veya hiç görünmezlik yapmıyor. Bunu nasıl sağlamışlar, ilerde açıklayacağım.

Bir gün kuzeni ile gittikleri bir ev partisinde, gruplarına dâhil olacak Steve Montgomery ile tanışıp partinin olduğu yerin arkasında bulunan bir alandaki kuyu benzeri bir yere girerler. Korku filmlerini aratmayan bu sahnelerde jumpscareların gelmesi de hiç şaşırtıcı olmuyor. Kuyuda bulunan kozmik olduğunu düşündüğüm, bu dünyaya ait olmayan elementle yakınlaşmaları sonucu bir takım özel güçler elde ederler. İşte bu olaydan sonra Süpermancilik başlar.

Telekinezi, uçma ve benzeri güçlere sahip olan bu gençlerin ilk işleri güçlerini geliştirmek olur ama şehirde türlü muziplikler yapmaktan da geri kalmazlar. Gel gelelim filmin dramatik çatısı da bu güçler sebebiyle kurulur. Andrew’un sallantılı ruh hali yaşadığı bir takım olaylar ile iyicene içinden çıkılmaz hal alır ve bu özel güçlerin aslında ne kadar da ağır bir yük olduğunu görürüz.

Filmin dikkat çeken bir yönü de başrol oyuncularından ikisinin no name (isimsiz) olup bu filmden sonra kariyerlerinde çok başarılı olmalarıdır. Dane DeHaan’ı Life (2015) filminde James Dean rolünde izlemiştik ve Amerikan kültürünün ikonu olan bir starı oynayarak sükse yapmıştı. Üstelik James Dean’e benzerliği ile hayretler içinde bırakmıştı izleyicileri. Yakında çıkacak Luc Besson bilimkurgusu olan Valerian’da da izleyeceğiz kendisini. Bu filmdeki oyunculuğu ile kendisini yıldız statüsünde görebilecek miyiz acaba? Michael B. Jordan ise Creed filme ile Rocky efsanesinin 7.filminde boy göstererek önemli bir çıkış yaptı. Bu filmdeki başarısı görmezden gelinmeyerek Black Panter solo filminin başrolünü emanet ettiler kendisine. Gerçekten de yönetmenden, oyuncusuna “Doğaüstü” filmi, içinde barındırdıklarını zirveye oynatan bir film. Ne yazık ki filmin kendisi neye oynuyor onu anlamak güç doğrusu.

Dane DeHaan

POWER RANGERS MI İZLEDİM BEN!

Filmin klişe yanları, var olan bir çok filmden parçalar alması ve bir kolaj havasına bürünmesi. Güçlerini elde eden gençlerin eğitim aşamaları uzun tutulmuş. Fantastik bir film olsa da mantık hataları çok fazla… Bunlardan biri Andrew karakterinin hasta annesine ilaç alabilmek için para arayışları. Süper güçleri olan birinin, para elde edebilmek için mahalledeki serserileri dövüp, onların cebindeki üç beş doları gasp etmesi senaryodaki savsaklıklar ve çalakalemlerden biri. Jumper filmindeki banka soygunları, süper gücü olan birinin kimseye yakalanmadan illegal işler yaptığı aklıma ilk gelen başarılı sahne örneklerinden biri mesela. Andrew’un kimliğini deşifre etmeden, onca yapacağı şey varken en basit hatalara düşmesi filmden soğutan yanlarından oldu. Gelelim uçan kameraya… Andrew el kamerasını etrafında gücünü kullanarak uçuruyor ve bizde görüntüleri bu şekilde izlemiş oluyoruz ve kendisi de olaylara direk dâhil olabiliyor. Güzel fikir olmuş ama uygulama yönünde büyük sıkıntılar var. Etrafta Wingardium Leviosa büyüsü yapılmış gibi uçup duran kameranın, yeri geldiğinde nasıl aeuter yönetmenler kadar başarılı çekimler yaptığı en büyük muamma. Görsel efektlerle filmin sonunda seyir şöleni sunan yönetmen, yine de Power Rangers-vari bir film izleterek kariyerinin ilk yapımında özgün olamıyor.

AKILLARA KAZINMAYACAK BİR FİLM

Teknik anlamda yenilik barındırmayan, oyunculukların orta düzey olduğu ama kendini yine de izlettiren bir film Doğaüstü… Ama konusu bakımından buna benzer birçok film var ve ben özgün filmler izlemek istiyorum. Önüme ısıtılıp ısıtılıp getirilen aynı fikrin farklı varyasyonları görmek, hiçte keyifli olmuyor. Bu filmde psikolojik olarak güzel bir alt metin var ama benim kanaatimce bunu işleyememişler . Filmin kırılma anı, final için oluşturulmuş zaruriyet sahnesi gibiydi.  Sanki senarist köşeye sıkışmış ve o sahneyi oraya montelemiş.  Sözün özü, bu yaz sıcaklarında Doğaüstü serinlemenize yardımcı olur, ama büyük beklentilere de girmeyin.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Umut Uçan

Umut Uçan

Sinema yazarı
24 yıldır Sunset Limited treninde seyahat etmekte, Gambitle karşılıklı poker oynamak en büyük hayali, Christoph Waltz abinin oyunculuğuna hayran. Anime canavarı, bir günde One Piece'i bitirdiği rivayet edilmekte. Film incelemeleri yaparak mutlu mesut yaşamakta. Şimdi de Sinegazate ailesine katılarak yeni maceralara yelken açmış bulunmakta...