KAYBEDENLER KULÜBÜ: DİKKAT! ANİDEN AŞK ÇIKABİLİR…

Kaybedenler Kulübü: Dikkat! Aniden Aşk Çıkabilir…

[dropcap type=”default”]Y[/dropcap]önetmen Tolga Örnek’in 2010 yılında yaptığı fenomen filmi Kaybedenler Kulübü, aradan geçen sekiz yılın ardından bu kez küçük bir bayrak değişimiyle Mehmet Ada Öztekin’in senaryosu ve yönetmenliğinde mükemmel bir devam filmi olarak “Kaybedenler Kulübü Yolda” ismiyle vizyona girdi. İlk filmin bende bıraktığı ters etkiye rağmen biraz çekinerek gittiğim bu devam filminde kelimenin tam anlamıyla ters köşeye yattım. Başarılı görüntü yönetimi, renk tonu seçimi, oyunculuk performansları ile son yılların tartışmasız en kaliteli yerli filmlerinden birini izledik.

Aslında hikâye belli, ilk filmin tamamen devamı; bu kez kahramanlarımız Kaan (Nejat İŞLER) ve Mete (Yiğit ÖZŞENER) yaz tatillerini geçirmek için gittikleri Ege ve Akdeniz turunun ardından İstanbul’a dönüş yolunda yaşadıklarını anlatıyor. Bu dönüş yolunda kendilerine aynı zamanda Kaan’a deli gibi âşık olan Sevda (Hande DOĞANDEMİR) da dahil olunca işte bu yol hikayesi ilginç bir maceraya dönüşüyor. Aşk söz konusu olunca gerisi teferruat oluyor, hayatı içki içip önüne gelen kadınlarla beraber olmaktan ibaret olan Kaan bu kez sert kayaya çarpıyor, aşk kendini iyice hissettirdiğinde de maalesef bazı şeylerin de geri dönüşü olmuyor. Her ne kadar serkeş bir hayat sürse de aşk en masum anında vuruyor kahramanımızı. Filmden çıktığımda hiç alkol kullanmamış biri olarak iki bira kapıp âşık olduğum kadınların yanına gitme isteği geliyor içimden. Film tam anlamıyla böyle bir tat bırakıyor izleyende ve bu nüansı çok başarılı olarak hissettiriyor.

Kaybedenler Kulübü
Yiğit Özşener&Nejat İşler

Tamamıyla kronolojik bir yol tribi olduğu için radyodaki günler flashbacklerle anlatılmaya çalışılmış. Eş zamanlı olarak da radyoda ilk filmdeki gibi Alper (Sarp AKKAYA) ve Murat (Rıza KOCAOĞLU) kardeşlerin atışmaları verilmiş ama maalesef bunlar hikâyeye doğrudan hizmet etmediği için çok da yerine oturmamış. Erotizm dozu bir hayli yüksek ama tamamen hikâyeye hizmet ettiği için hiç rahatsız etmiyor. Sedat YÜCEL’in kamera kullanımı, seçtiği planlar ve bazı sahnelerdeki hareketli kadraj tercihi gözümüzü yormuyor. Soundtrack, ilk filmden bir tık daha düşük olsa da Nur YOLDAŞ’ın sesinden “Mihrimah’ı” dinlemek uzun zaman sonra hayli keyifli oldu, tadı adeta damağımda kaldı, hele benim gibi hazin hikayesini bilenler için tam bir nostalji oldu.

Filmin eksik olan dramatik yapısını da Kaan’ın radyo günlerinde anlattığı ve aynı zamanda kendi dedesi olan Mustafa Musa’nın hikayesi tamamlıyor ve bizi muhteşem bir finale taşıyor; eğer bu ayrıntı kullanılmasaydı filmin finali yavan kalabilirdi. Netice itibariyle; film bütünüyle çok kaliteli bir iş olmuş. Şöyle ki filmi birlikte izlediğim arkadaşım ben böyle kaliteli Türk filmi çekildiğini bilmiyordum diyerek dert yandı bana. O halde biz de bu derece kaliteli filmlerin çekilmesi için gişede destek verelim böyle işlere…

FİLMİN ANAHTAR SAHNESİ: Kaan’ın radyo günlerinde dedesi Mustafa Musa’nın hikayesinin anlatıldığı sahne.

FİLMİN ANAHTAR REPLİĞİ: Kaan’ın hem dedesi hem de kendisi için söylediği, benim de çok beğendiğim ve tuttuğum muhteşem cümle; “Çünkü ancak en masum anında vurabilirsiniz bir erkeği…”

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Eğer yazıya gönül verdiyseniz illa yazmak istiyorum diyorsanız, filmler vizyona girmeden önce hafta içi düzenlenen basın gösterimlerinden sizi haberdar edebiliriz. İnternet güncel bir mecra olduğu için yazıların önceden yayına alınması takdir edersiniz ki önemli.  Eğer sen de içindeki duyguları dışarıya aktarmak ve bunu sinema yoluyla yapmak istiyorsan hemen gönüllü olarak bize katıl ve yazmaya başla.

Tüm sanatseverlere sevgilerimizle…

Zeen Subscribe
A customizable subscription slide-in box to promote your newsletter

I consent to the terms and conditions