Türk SinemasıVizyon Filmleri

Ekşi Elmalar Gerçeği

Türk seyircisi sinemada dönem filmlerini sever. Televizyonda da dönem dizilerini… Sinemada gişesi bereketli, televizyonda reytingi yüksektir konusu bir dönemi ele alan işlerin. Neden severiz; niye bu kadar tutulur sorularına cevap mutlaka var. Fakat dönem işleri aynı zamanda risklidir. Çok iyi hazırlanmak gerekir. Alt yapının sağlam olması, anlatacağınız hikâyeye hâkim olmanız gerekir. Çünkü dönem demek hikâye anlatmak demektir; hatta dönem söz konusu olduğunda başlı başına bir hikâye olmasına rağmen ortada, yine de başlı başına hikâye yaratmak demektir.

Yönetmenliğini Yılmaz Erdoğan’ın yaptığı Ekşi Elmalar bir dönem filmi ve filmin bir de anlatıcısı var. İlk önce ses olarak tanıştığımız sonra kim olduğunu anladığımız bu hikâye anlatıcısının varlığı  ‘Dönem Filmi’ meselesini daha da katmerli hale getiriyor. Daha en başında seyirciyi (seyircinin duygularını) kıskıvrak yakalamayı başarıyor.

aynur-kulak

Filme geçmeden önce biraz Yılmaz Erdoğan’dan, Erdoğan’ın filmografisinden, sinemada hikâye ve karakter yaratımından yola çıkarak dönem meselelerindeki hâkimiyetine birkaç satır yazacağım.  Türk televizyonlarının en uzun soluklu işi olan Olacak O Kadar ile televizyonda metin yazarlığı işine giren Erdoğan, Olacak O Kadar’ın skeçlerinde de oynamaya başlar. Daha sonra kendinin hem yazıp hem de oynadığı Bir Demet Tiyatro ile Türk seyircisi için tam anlamıyla tanınır hale gelir. Parlak bir dönem başlar. Bu dönem Yılmaz Erdoğan ve ekibini Vizontele filmine kadar götürür ve Yılmaz Erdoğan böylece sinema kariyerine başlangıç yapmış olur.

Vizontele serisi bir Yılmaz Erdoğan film serisi olarak Türkiye’nin en kapsamlı dönem filmi serisi… Şaşırmamalıyız, çünkü Yılmaz Erdoğan’ın yetiştiği damarı Türkiye’nin atar damarı olarak düşünürsek bu tarzda dönem filmlerinin çekilmiş olması gayet olası.

Kürt kökenli olan ve Hakkâri’de büyüyen Erdoğan’ın Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’daki hikâyeleri,  insan yapısını, oradaki coğrafyayı çok iyi analiz edip dönem filmi yapısında anlatıyor oluşu bir tesadüf değil elbet. Aslında bir dönemi anlatmasından ziyade, bir hikâye anlatıcısından söz etmek gerekiyor ki; doğuda, doğu şartlarında ve mağduriyetinde yetişmiş olan Erdoğan’ın ön plana hep ‘anlatıyı’ koyuyor oluşu dert edindiği meseleleri karakter yaratıp, hikâye anlatarak aktarma yolu bu işi bu şekilde sonuna kadar götüreceği izlenimi veriyor.

Ekşi Elmalar filminde de bu anlayışın dışına çıkmıyor. Daha derli tolu, daha anlaşılır, daha derinlere inerek (Özellikle duygusal anlamda) daha olgun bir biçimde anlatmaya başlıyor. Anlatıcı ses dönemin ilk günlerine götürüyor bizi. Demokratik Parti zamanı ve iki kere üst üste seçim kazanan Belediye Başkanı Reis (Yılmaz Erdoğan) üçüncü seçimi kaybediyor. Bu sahneyle beraber filmin seyri içine giriveriyoruz. Reis, karısı, üç kızı bulundukları beldenin erk, varlıklı, korkulan, sözü dinlenen ailesi olarak, ailenin kaderi dramatik Türkiye gerçeği olarak gözümüzün önüne seriliveriyor. Dağlar arasına teleferik yapmayı düşleyecek kadar uzak görüşlü olan Reis’in kızlarının hayatları üzerinde kurduğu baskıcı rejim Türkiye’nin ta kendisini bize gösteriyor.

1980 öncesi bir dönem bu. Buna rağmen son derece baskıcı ve karamsar bir dönem. Çünkü her konuda egemenlik içinde olan erk bilinç yaşamaya dair yapılanabilecek tüm umutları, küçük beldelerinde ve kurdukları küçücük saf dünyalarında aşka doğru atılmak istenen her adımda karamsarlığa düşen Reis’in kızlarının; ‘olmadı Şemdinli’ye gelin gideriz’ kurtuluşunun aslında tam devrim yapılacakken 1980 darbesini nasıl hazırladığını çok da etkili olmasa da, anlaşılır bir dille bize gösteriyor.

Ekşi Elmalar Türkiye’de yaşanan dönemsel süreçlerin çekirdek aile kaynaklı olduğunu, ailelerden çıkan zihniyetlerin, yaşayış biçimlerinin, verilen kararların bir ülkenin siyasi-sosyal-kültürel yapısını nasıl da etkilediğini hemen hemen her sahnesinde bize gösteriyor.

Türkiye’nin ‘Ekşi Elmalar’ ile olan imtihanı, ‘Ekşi Elmalar’ mağduriyeti; ‘Ekşi Elmalar’ dan gelen kurban bilinci hiç bitmeyecek. Yine de bir yerlerden Ekşi Elma fidanı bulup herhangi bir bahçeye ekmek lazım. Enseyi karartmamak adına…

Ekşi Elmalar

Yönetmen: Yılmaz Erdoğan

Oyuncular: Yılmaz Erdoğan. Songül Öden. Şükran Ovalı. Farah Zeynep Abdullah

Yapım Yılı: Ekim 2016

AYNUR KULAK/aynurkulak@sinegazete.net

Not: Bu yazının tüm hakları sinegazeteye aittir. İzin almadan, kaynak gösterilmeden kopyalanması telif hakları yasasına aykırıdır. 

Yorum bırakın

Aynur Kulak
1976 İstanbul'da başlayan yaşantım halen İstanbul'da devam etmekte. İlk ne zaman başladım yazmaya hiç hatırlamıyorum. Fakat şunu çok iyi biliyorum: Yazı dışında kendimi rahat hissettiğim, yazı dışında kendimi özgür hissettiğim başka hiçbir yer yok. Edebiyat; kitaplar, dergiler hatta yayınevleri ilgi alanım oldu hep. Merak ettim, takip ettim, okudum ve yazdım. 2005 yılında inkılap Yayınları tarafından Günlerden Bir Gün isimli kitabım yayınlandı. Akabinde birçok dergide yazdım. Yazı dünyasıyla birbirimizi takip etmeye başladık yani. Bir şey fark ettim bütün bu olup bitenin arasında: Sinema hep vardı. O kadar edebiyat odaklıydım ki bir o kadar da film izlediğimin farkında değildim. Ta ki kitabımı yazana kadar. Yazdığım her bölüm bir sekans gibi kafamda canlanıyordu önce. Sonra yazıyordum. Edebiyat ve Sinema'nın göbek bağı yüzyıllardır var. Bu varlık yeni kitaplar ve filmlerle, hatta o edebiyat eserlerine çekilen filmlerle sürecek. Ben de hem okumaya, hem seyretmeye, hem de yazmaya devam edeceğim.