Vizyon Filmleri

“Mary Shelley” Filmi Üzerine – Yetenekli Bayan Shelley

Suudi Arabistan’ın ilk kadın yönetmeni olarak bilinen Haifaa Al-Mansour 5 yıl aradan sonra bu biyografik dönem filmi ile sinemaya dönüş yapıyor. Yönetmenin ilk uzun metraj filmi olan “Vecide” 32. İstanbul Film Festivali ile ülkemizde gösterilmişti. “Vecide” filmine göre daha yüksek bütçeli bir prodüksiyon olmuş Mary Shelley filmi. Film, dünyanın ilk bilim-kurgu romanı olarak atfedilen “Frankenstein ya da Modern Prometheus” isimli eserin ortaya çıkış/yaratılış öyküsüne, yazarı Mary Shelley’in aşk, tutku, mücadele ve çalkantı dolu hayatının bir kesiti üzerinden odaklanır.

Filmin gerçeğe dayanan hikayesi 1800’lerin Londra’sında geçmektedir. 16 yaşındaki Mary yazar babası William Godwin, üvey annesi ve üvey kardeşleri ile birlikte yaşar. Mary, yazar olan annesini (Mary Wollstonecraft) doğduktan kısa bir zaman sonra kaybetmiştir. Bundan dolayı annesine hem büyük bir özlem hem de onun ölümüne dolaylı olarak yol açtığını düşündüğü için üzüntü duymaktadır. Mary de yazar olan anne babası gibi yazmaya çalışmaktadır. Üvey annesi ile anlaşmakta sıkıntı yaşayan Mary’nin hayatı, zorunlu İskoçya seyahati sırasında tanıştığı şair Percy Shelley ile değişir. Percy’nin romantik şiirleri ve özgür ruhlu kişiliği Mary’yi etkiler ve birbirlerine âşık olurlar. Bu arada Percy’nin bu aşırı özgür ruhlu hali gelecek için onların bağımsızlıkları adına pek de olumlu sonuçlar getirmeyecektir.

Mary Shelley

Percy yüzünden babası ile arası açılan Mary kararını verir. Percy, Mary ve Mary’nin üvey kardeşi Claire hep birlikte kaçarlar. Babasının Percy ile birlikte olmaması tavsiyesini dinlemeyen Mary kendi özgün tarzını bularak yazma konusunda babasını dinlemeye çalışacaktır. Aylar sonraki bir karşılaşmada baba William kızı Mary’ye şöyle der: “Bazen bağrına bastığın şeyleri de bir gün bırakmak zorunda kalırsın.” Yazmak mı Zor Yayımlatmak mı? Percy ve Mary çifti için pek kolay geçmez bu yeni süreç. Percy yazılarını yayımlatma konusunda sıkıntı çeker. Mary ise yayımlatacak yazı üretme konusunda. Claire de bir şekilde evde varlığını göstermeye çalışır. Bir partide Claire dönemin ünlü yazarlarından Lord Byron ile tanışır. Bu tanışıklık daha sonra emrivaki de olsa bu üçlünün Byron’un Cenevre’deki evine misafir olmalarını sağlar.

Mary’nin Lord Byron’un evinde tanıştığı John Polidori ile yaptıkları edebiyat ve Galvanizm sohbetleri daha sonra yazılacak olan “Frankenstein” eserinin de tohumlarını atar. Roman yazılır ama bu sefer de yayımlanması ile ilgili zorluklar çıkacaktır Mary’nin karşısına. Mary’nin annesi (Mary Wollstonecraft) Mary’nin doğumundan kısa bir zaman sonra 1797 yılında hayata veda eder. İsmi kızına yadigâr kalır. Mary – Percy Shelley çiftinin ise ilk üç çocukları maalesef çok küçükken ölürler. Çiftin son çocuklarının dünyaya geldiği 1822 yılında ise bu sefer Percy Shelley hayata gözlerini yumar. Onun ismi de oğluna yadigâr kalır.

Mary Shelley

Filmi genel itibarı ile vasat bulduğumu ifade edebilirim. Oyunculuklar başarılı. Elle Fanning “Mary Shelley” karakterinde iyi bir iş ortaya çıkarmış. Özellikle bu filmde Elle Fanning’in yüz hatları ve mimikleri diğer bir ünlü oyuncu Nicole Kidman’a benzemekte. Film yönetimi başarılı olsa da senaryonun ve hikâyenin sıkıntılı tarafları var. Örneğin, Percy’nin resmiyette eşi olan Harriet’in birden Mary’nin karşısına çıkması; Percy ve Mary çiftinin birden ortalama bir evden hizmetçileri olan bir köşke taşınması vb. gibi durumlar.
Yönetmenin ilk uzun metraj filmi “Vecide” daha sade ve geleneksel iken bu film daha gösterişli ve küresel duruyor. Dönem ve biyografi filmlerinden hoşlananlar için yine de kötü bir tercih sayılmaz bu film. Yönetmen sonraki filminde arayı bu kadar açmaz diye umalım.

Filmin Künyesi:
MARY SHELLEY | Yönetmen: Haifaa Al-Mansour / Senarist: Emma Jensen, Haifaa Al-Mansour / Oyuncular: Elle Fanning (Mary Shelley), Douglas Booth (Percy Shelley), Stephen Dillane (William Godwin), Bel Powley (Claire Clairmont), Maisie Williams (Isabel Baxter), Tom Sturridge (Lord Byron), Joanne Froggatt (Mary Jane Clairmont), Ben Hardy (John Polidori), Hugh O’Conor (Samuel Taylor Coleridge), Ciara Charteris (Harriet Shelley), Jack Hickey (Thomas Hogg) / İngiltere / 2017 / Renkli / 120´

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Necip Gözüaçık

Necip Gözüaçık

Sinema Yazarı
1984 doğumluyum. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik-Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinden mezun oldum. Yaklaşık on yıldır özel bir şirkette haberleşme ve yazılım mühendisi olarak çalışmaktayım. Sinemaya olan ilgim ilkokul yıllarından itibaren Kemal Sunal filmleri ve Arzu Film yapımları ile başladı. Üniversite yıllarında ve sonrasında ise Nuri Bilge Ceylan sineması, sanat filmleri ile daha farklı bir boyut kazandı. Elimden geldiğince sinema ile ilgili yeni şeyler öğrenmeye, okumaya ve takip etmeye çalışıyorum. Sinema salonlarında izlediğim filmlerle ilgili notlar almak, onlarla ilgili duygu ve düşüncelerimi yazmak bana oldukça keyif veriyor. Amatör bir ruh ile profesyonel sinemasever olarak yaşamaya çalışıyorum.Mail yollamak için linke tıklayın.