DosyaRetro Filmler

Bir Tabu Modellemesi Olarak Erotik Sinema

Erken Dönem Filmleri

Georges Méliès’in “Après Le Bal” adlı filmi, film tarihinin en eski çıplak sahnelerinden birine sahiptir. Aynı zaman zarfında “mavi film” pornocusu Eugène Pirou yapımcılığında Albert Kirchner yönetmenliğindeki Le Coucher de la Mariée film, sigara ve parti konseptli filmlerin yapılmasına ön ayak oldu. Bu kısa pornografik film o dönemde birçok kişinin dikkatini çekmişti. Yapımcı Pirou ise bu kısa filmin yapılmasına destek vermiştir. Buna benzer bir film 1896 yapımı Fatima’s Coochie-Coochie Dance, Fatima adında kendi etrafında dönen bir oryantal dansçıyı odak noktasına almaktadır. Aynı dans etkinliğini 1893 yapımı Columbia World’s Exhibition’da da görebiliriz. Bir sahnenin sansürlendiği ilk film bu oldu. Cinsel veya erotik adları altında nitelendirilen filmler; erotik şehvetli sahneler ve nesnelerle bazen insan çıplaklığı ve sevişme ile tasvir edilen temalara odaklanır ancak her zaman son derece açık saçık veya pornografik bir nitelik taşımaz. Bu tür filmler genellikle zevkle, fiziksel arzuyla ve insan yoldaşlığına gönderme yaparak izleyicinin duygularına hitap eder. Seksi karakterlere sahip olan romantizm filmleri cinsel ögelere sahip olabilir ancak bunların ana hedefi aşkın araştırılması ve onun elde edilmesiyle ilgilidir. Film endüstrisine 1930’dan önce “ahlaki açıdan rahatsız edici” filmlerin temizlenmesine yönelik bir yasa çıkmıştır. Birçok sessiz film çıplaklık, cinsellik ve şiddete ek olarak uyuşturucu kullanımı, fahişelik, kanunsuzluk gibi tasvirler barındırıyordu.

Amerikalı politikacı Will H. Hays o dönemlerde film endüstrisinin bu durumuyla ilgili medyaya hicivsel açıklamalar getirdi. 1896 yapımı “The Kiss”, içerisinde ilk kez öpüşme sahnesinin geçtiği filmdir. Eadweard Muybridge’in ilkel hareket çalışmaları (1884-1887) erkek ve kadın karakterlerin sinematik bakışlarıyla test görüntülerini içeriyordu. 1914 yapımı, Lois Weber’in Hypocrites’in sahneleri tam olarak “çıplaklık” unsuruna hizmet etmektedir. Bu filmde kadın çıplaklığı oldukça ön plandadır. George Foster Platt’ın 1915 yapımı “Inspiration” adlı filmi de heykeltıraş tabanlı sanatsal çıplaklığı ön plana çıkarmıştır. Rea Burger’ın 1916 yapımı “Purity” adlı filmi yine çıplaklık konusunda öne çıkan filmlerdendir. Theda Bara, Vamp ve ilk seks sembolü 1915 yapımı “A Fool There Was” adlı film seks, egzotik ve yabancı bir şekilde tasvir edildi. Daha sonra kadın figürleri sinema endüstrisinde Medusa vari bir açı kazandı. Misal 1915 yapımı A Fool There Was adlı filmde kadın, evli bir adamı karısından ve çocuğundan uzaklaştırılmaya çalışılır. Kadın aldatan ve aldatılan konumunda yırtıcı bir hal alır. Theda Bara dünyadaki en hain kadın olarak anılır. Bu filmdeki en ünlü repliği “Öp beni, aptalım!”dır.

Yine 1915 yapımı Herbert Brenon’un “The Devil’s Daughter” adlı filmi çıplaklığın ön plana çıktığı filmlerdendir. 1917 yapımı “Kleopatra”, 1925 yapımı “The Unchastened Woman” gibi filmlerde yine sinemanın erken dönemlerinde erotiklik bağlamında öne çıkmış filmlerdendir.

Günümüz Filmlerinden Bazı Seçmeler

  • Belle de Jour (1967)

Luis Buñuel’in yönetmiş olduğu bu Fransız film, belirli bir kültürel bağlama gömülü olan erotik bir film türünün erişkin bir örneğidir. Esasında film, Joseph Kessel’in yazdığı bir romandan esinlenmiştir. 1950’lerde erotik film etiketli çoğu filmin çıkış kaynağı kitaplardır. Nedense o dönemlerde erotik temalı bir şeyler yazmak çekmekten daha iyi karşılanıyordu. Bunun sebebi yönetmenlerin kendi görsel hayal gücünü projeksiyonuna sarsılmaz bir şekilde yansıtmış olmasıdır. Filmin başrollerinde Catherine Deneuve, pratikte fahişe ancak teorikte fahişeden çok daha farklı bir kadındır.

  • Trans-Europ-Express (1966)

Bu film her ne kadar herhangi bir romana dayalı olmasa da, erotik gerilim konusunda uzman, edebiyatta yeni roman türünün babası Alain Robbe-Grillet filmin dümenindedir. Filmin başrollerinde Marie-France Pisier var; siyah büstiyeriyle siyah-beyaz kareye filmde unsur bağlamında mükemmel bir hava katıyor. Bu film, bilmece oynamak isteyen herkesin en erotik yanını ortaya çıkarabilir. Bu tip filmlerin takipçileri Robbie Grillet’nin diğer filmlerine de göz atabilir.

  • Crash (1996)

Yönetmen koltuğunda David Cronenberg olan bu film, aşırı fetiş zevkler ve tehlikeli hikayelerle besleniyor. Ancak film tıpkı Belle de Jour’da olduğu gibi J.G. Ballard’ın romanından esinlenilerek oluşturulmuş. Film erotik tür anlamında ilginçtir zira filmin anlatımının tam ortasına araba kazalarından etorik zevk alma nedenselliği oturmaktadır.

  • Henry&June (1990)

Bu film erotik türünde uzman yazar Anais Nin’in eserinden esinlenilerek yapılmıştır. Psikoseksüel bir aşk üçgenini yansıtan zihin oyunlarıyla müphem bir havaya sahiptir.

  • Betty Blue – 37°2 le matin (1986)

Bu film izleyiciyi çocuklu bir kadının sıcaklığına davet ediyor. Philippe Cian’ın romanına dayanan bu hikaye, Betty karakterinin düşük yaptıktan sonra yaşadığı zihinsel yıkımla kendisini tutuklu bir aşkın ortasında bulmasını anlatıyor.

  • Emmanuelle (1974)

Aynı adlı kitaptan uyarlama olan bu film, yumuşak tabanlı bir çeşit seks imparatorluğunun yansımasıdır. Bir dönem birçok gencin başını döndüren bu film erotik bağlamında unutulmaz bi geçit töreni sağlıyor.

  • The Lover (1992)

Jean-Jacques Annaud yönetmenliğinde gerçekleşen bu film Marguerite Duras’nın en sevilen kitabının uyarlamasıdır. Film, eğitimi nedeniyle kıtalar arası dolaşan bir genç kızın kendinden yaşça büyük biriyle olan cinsel yakınlaşmalarını ele alır.

  • The Dreamers (2003)

Bernardo Bertolluci yönetmenliğindeki bu film, Gilbert Adair’in romanının uyarlamasıdır. Hikaye, 60’lı yılların Paris’ine uzanmaktadır. Yurt dışında yaşayan Amerikalı bir gencin içlerinde Eva Green’in de olduğu bir gruba katıldıktan sonra başından geçenlere odaklanır.

  • Angel Heart (1987)

Alan Parker tarafından hem yazılıp hem de yönetilen bu film William Hjortsberg’in Falling Angel adlı eserinden esinlenilmiştir. Margaret Krusemark rolündeki Charlotte Rampling ve Epiphany Proudfoot rolündeki Lisa Bonet filmin genel olarak hikayesinin bel kemiğini oluşturuyor.

  • La Reine Margot (1994)

Alexandre Dumas romanından esinlenilen bu film bir asker ve kraliçesi arasındaki tutkulu bir meselenin hikayesini yansıtıyor.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Burcu Meltem Tohum

Burcu Meltem Tohum

Sinema Yazarı
Burcu Meltem Tohum 1993 yılında İstanbul'da doğdu. Öğrenimini İstanbul Üniversitesi Klasik Filoloji departmanında tamamladı. Şu an Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı'nda yüksek lisans eğitimi görmektedir. Sinema atölyesinde başlayan sinemaya olan tutkusu farklı disiplinlerde çalıştığı zamanlarda peşini bırakmadı. Lise yıllarında başladığı sinema alanında çeşitli yazınsal projelere eğilimini sürdürdü. 2013-2014 yılları arasında Filmloverss adlı site üzerinde ve çeşitli sinema bloglarında yazıları yayınlandı. Uzun yıllar boyunca film altyazı çevirilerinde gönüllü olarak çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi'nin Sinefil dergisinde yazarlık yapıyor. Edebiyat ve sinemanın hayatında vazgeçilmez bir ikili olduğunu düşünerek bu alanlara olan tutkusu yaptığı çalışmalarında onu perçinlemeye devam ediyor.Mail yollamak için linke tıklayın.