Kısa Filmler

Bir kısa film süreci: Çiğdem

Bu yazımda çekim ve post prodüksiyon aşaması tamamlanan ‘’Çiğdem’’ isimli kısa filmimin çekim öncesi, çekim sırası ve çekim sonrası sürecinde yaşananlara değineceğim. Yazıyı kaleme almamdaki ana sebeplerden birisi kısa filme ilgi duyan insanlara elimden geldiğince kısa film hazırlama konusunda yardımcı olmak ve edindiğim bazı tecrübeleri aktarmak.

Öncelikle fikrin ve senaryonun gelişme aşamasına değineyim. Uzan zamandır daha önce köy öğretmenliği yapmış bir öğretmen olarak köy öğretmenlerini anlatan bir kısa film çekme düşüncem vardı. Zaman zaman aklıma farklı fikirler gelse de ya yetersiz prodüksiyon ya da daha sonra hoşuma gitmediği için vazgeçiyordum. Bir gün arkadaşlarımızla otururken Gültekin isimli bir köy öğretmeni arkadaşım okulda soba yakarken elini yaktığından bahsetti. O an aklımda bir şimşek çaktı. Olayı kafamda canlandırırken olayın öncesini ve sonrasını kafamda bir hikâye haline getirdim. Ardından birkaç tretman denemesi yaptıktan sonra hikâye toparlayıp tretmana son halini verdim. Sürekli olarak kısa film çalışmaları yaptığım ekibime okutturdum ve gayet güzel tepkiler aldım. Tüm ekip bir araya gelip kafamdaki projeyi tam olarak onlara anlattıktan sonra kısa filmi çekmeye karar verdik.

Aklımızda başrol için farklı isimler olsa da biz öncelikle filmin çekileceği mekân ve sahneler için gerekli olan elemanları ayarlamaya başladık. Filmin çekileceği mekân olarak Muş Merkeze bağlı yaklaşık 13 km uzaklıkta olan Derecik köyü ve Derecik İlkokulunu seçtik. Bu mekânın benim için asıl anlamı filmin çıkış noktasındaki olayın burada gerçeklemiş olmasıydı.

Peki, bu hikâyenin başrolü kim olacaktı? Aslına bakarsanız filmi tasarlarken aklımda bir isim vardı. Başrol için tiyatro deneyimin yanında kısa filmlerde de daha önce rol almış drama eğitmeni Arzu Fatma Pılat’ı düşünmüştüm. Kendisi ile şahsi bir tanışıklığım yoktu. Kendisi arkadaşım Ahmet Osman’ın arkadaşıydı. Ahmet vasıtası ile iletişime geçtim. Tretmanı kendisine ulaştırmanın yanında bir ses kaydı ile filmin hikâyesini kısaca anlattım. Ardından kendisi rolü kabul etti ve en önemli eksikliğimizde tamamlamış olduk. Başrol dışında ihtiyacımız olan yan rollerdeki öğrencileri ayarlamamız zor olmadı çünkü daha önce birlikte çalıştığımız öğrencileri filmde oynatacaktık. Bu öğrenciler tecrübeli oldukları için normalde çok zor olacak işimizi gerçekten kolaylaştıracaklardı.

Yapılan birkaç toplantının ardından film için gerekli olan her şeyi planladık. Çekim günü için havanın kapalı ve yağmurlu olduğu bir cumartesi gününü seçtik çünkü film kış ve soğuk bir atmosferde geçiyordu. Tek duamız o gün havanın planlanandan çok daha iyi ya da kötü olmasıydı. Bir gün öncesinde yapılan yoğun fırtına uyarısı bizi biraz telaşlandırsa da rastgele diyerek cumartesi günü erken saatlerde yola düştük. Şehirden çıkarken hava güneşli olsa da köye yaklaştıkça hava kapandı ve hafiften bir rüzgâr başladı. Çekimlerimizin bir kısmı dışarda bir kısmı ise içerdeydi. Olası yağmur ve fırtına riskine karşı önce dış çekimlerimize başladık. Gayet güzel devam eden dış çekimlerimizin sonuna doğru fırtına şiddetini artırdı ve yağmur inceden yağmaya başladı. Şansa da olsa güzel bir zamanlama ile yağmur şiddetini artırmadan dış çekimlerimizi tamamladık. Biraz dinlendikten sonra iç çekimlerimize başladık. İç çekimlerde doğal ışık ve sınıfın mevcut aydınlatması ile çekim yapmaya mümkün olduğunca ekstra ışık kaynağı kullanmamaya karar vermiştim. Her şey güzel giderken bu sefer fırtınanın etkisi ile elektrikler kesildi. ‘’Haydaaaa’’ sesi bir anda tüm ekibin ağzından ortak bir şekilde çıktı. Bataryalı ışık kaynaklarımızı devreye soktuk fakat istediğim atmosferi alamıyordum. Nasıl yapsak diye düşünürken elektrikler tekrar geldi. Gelmesine geldi ama elektrikler sürekli gidip geliyordu. Bu sebeple planlar yarıda kalıyordu ve tekrar yapmak zorunda kalıyorduk.

Neyse yavaş yavaş sabırla devam ettiğimiz kısa filmimizin son plan hariç hepsini tamamladık. Tam son plana geldik ki elektrikler yine gitti. Bekledik bekledik ama elektrikler bir türlü gelmiyordu. Son plan genel bir plan olduğu için yanımızdaki ışık kaynağı yetersiz kalıyordu. Bir süre düşündükten sonra Burak arkadaşımızdan gelen ‘’Acaba tüm telefonların flaşını açsak yeterli olur mu?’’ fikri acayip cazip geldi bize. Yanımızda buluna tüm telefonların flaş desteği ile son planımıza çekerek filmi tamamladık. Yaklaşık 5 saat süren çekimler sonunda yorgun ve işi bitirmenin mutluluğu ile araçlarımıza binip hafif sağanak yağış altında evlerimize dağıldık.

Şimdi sıra montaj, kurgu, müzikler ve renklendirme işlerine gelmişti. Bu konuda en büyük destekçim kardeşim Mithat Mert’tir. Görsel tasarım öğrencisi olan ve ilerde kendisinden çok şeyler beklediğim namı diğer ‘’MMD’’ ile kurgu üzerine birkaç telefon konuşmasının ardından çektiğimiz planları internet üzerinden kendisine gönderdim. Filmin montaj ve kurgusunu tamamladıktan sonra en önemli aşama renklendirmeydi. Dış çekimlerde ışıkta meydana gelen değişmelerden dolayı Mithat’ın işi baya zordu. Neyse ki yaklaşık olarak 9 saatlik çalışmanın ardından aklımda olan renklendirmeyi Mithat önüme getirdi. Tabi o çalışırken bende boş durmadım. Genel olarak kullandığım Youtube müzik kütüphanesinden telifsiz müziklerden filmin atmosferine uygun olan müzikleri belirledim. Bu arada kısa filmci arkadaşlara Youtube müzik kitaplığını kesinlikle tavsiye ederim. Buradan hem ambiyans hem de film müzikleri temin edebilirsiniz. Neyse filmimizin bu aşamalarını da tamamladıktan sonra ‘’Çiğdem’’ filmimizi tamamladık.

Filmi tasarlarken içerisine ince ayrıntılar koymaya çalıştım. Bunları burada açıklamayıp tamamen seyirciye bırakıyorum. Söyleyebileceğim tek ayrıntı ise filmin adı neden ‘’çiğdem’’? Filme bu ismi vermemin sebebi dağlarda çok zor koşullarda yetişen ve sarı rengi ile etrafına güzellikler saçan çiğdem çiçeğinin azmidir. Doğadan birçok ders alınacağına inanan bir insan olarak bu hikâyeyi en güzel yansıtacak nesne bence çiğdem çiçeğiydi.

Yazımın sonuna gelirken Başrol oyuncumuz Arzu Fatma Pılat’a ve değerli ekibim Ahmet Osman Çankal, Burak Kocabıyık, Gültekin Köksal, Mithat Mert Düğer’e teşekkür ediyorum. Filmimiz yayınladığında yine buradan izleme linkini paylaşacağımı belirterek herkese güzellikler ve esenlikler diliyorum. Bir başka yazıda görüşmek üzere…

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Abdullah Düğer

Abdullah Düğer

Kısa Film Yönetmeni
1988 yılında Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde dünyaya gelmiştir. İlköğrenimini Aksaray’ın Sarıyahşi ilçesinde orta ve lise eğitimini de Kırşehir’de tamamlayarak üniversite eğitimine geçmiştir. Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf öğretmenliği bölümünden mezun olarak 2013 yılında Muş iline öğretmen olarak atanmıştır ve halen burada görevine devam etmektedir. Lise yıllarından bu zamana kısa film ve belgeselcilik ile hobinin ötesinde bir tutku ile ilgilenmektedir. Ulusal çapta kısa film finalistlikleri ve dereceleri bulunmaktadır.Mail yollamak için linke tıklayın.