Derleme

Festival Nasıl Geçiyor?-3

38. İstanbul Film Festivali’ndeki gördüğüm son filmler ve ödüllerle ilgili haber ve yorumlarımla festival yazısı serimi bitiriyorum. Son günlerimde özellikle yerli yapımları görmeye çalıştım. Daha önce Görülmüştür’ü görme fırsatım olmuştu. Buna dört film daha ekleyebildim. Dediğim gibi birbirine uzak sinemalar arasında sekansları programlamak çok zordu ve buna rağmen görmeyi başardığım yirmi bir filmin çoğundan, diğer yazılarda yazdığım sebeplerle, memnunum.

Son olarak gördüğüm yapımlar şunlar:

Suç Unsuru:

Süleyman Arda Eminçe’nin ilk filmi, oyuncuların ve yönetmenin başlarından geçen gerçek, trajikomik olaylardan yola çıkılarak hazırlanmış, tek mekanda geçen, aslında bu dar mekanı da olabildiğince iyi kullanan, ne olduğunun farkında, alçak gönüllü bir yapım. Bir başyapıt değil elbette. Ama işlevini başararak seyirciyi, hem de küfüre kaçmadan eğlendirmeyi başardığını itiraf etmeliyim. Aynı evi paylaşan iki arkadaş, bir sabah evleri polis tarafından basılınca ne olduğunu şaşırır. Komiser Baran ve ekibi, aldıkları emir doğrultusunda, evlerinde suç unsuru arayacaklardır. Fakat bu unsurun ne olduğunu iki taraf da bilmemektedir. Genç oyuncular üzerlerine düşeni yaparken, Komiser Baran rolündeki, dizilerdeki şaşkın komik rollerine alıştığımız Bülent Çolak, dram da içeren oyunuyla beni gerçekten şaşırttı. Nispeten düzeyli bir komedi oluşuyla da bir özlemimizi karşılıyor yapım.


Aden:

Oyunculuktan gelen ve 2015’te yaptığı Eksik ile yönetmenliğe başlayan Barış Atay, Onur Orhan’ın senaryosundan bir kıyamet sonrası filmi gerçekleştirmiş. Dişi olanı hamile olan bir çift, yıkıma uğramış bir dünyada yaşanabilir bir yerleşke, “cennet” aramaktadır. Yolları sırlarla dolu, bir nevi iktidar mücadelesi veren iki kardeşin kaldığı bir eve düşer. Dini referanslarla ilerleyen hayli ilginç yapısıyla, oyunculuklardaki çok da göze batmayan zayıflıklar ve kıyafetlerin yıpranmamış, tertemiz görüntüsüne rağmen kendini izlettiriyor film. Bizde pek olmayan bir film türüne dahil oluşuyla da festival programında ayrıksı bir yerde duruyor.

Son Çıkış:

Ramin Matin’in yarışma dışı gösterilen bu kara komedisi, bezgin bir mimarın ani bir kararla görevinden istifa edip, İstanbul’dan müthiş bir ortam olacağını düşündüğü, güneydeki organik tarım yapan bir komüne gitmek üzere, havaalanına doğru yola çıkar. Plansız kentsel dönüşüm çabasının betona boğduğu bir İstanbul semtinde meteliksiz ve telefonsuz kalarak kapana kısılır. Nihayet komüne ulaştığında kendisini başka sürprizler beklemektedir. Çıkışsızlık üzerine kurulu, yine küfre dayanmamasıyla sempati toplayan komedi, Türkiye’deki plansız inşaat endüstrisine de ince eleştiriler getirmeyi başarıyor. Kendi içinde iyi bir yapım diyebiliriz.

Sınır/Border:                                              

Let the Right One In (Tomas Alfredson, 20018) filminin uyarlandığı romanın yazarı John Ajvide Lindqvist, orada tuhaf bir vampir hikayesini ele alıyordu. Bu filmin uyarlandığı eseri de iki trolün başından geçen tuhaf bir aşk macerasını anlatıyor. Şüphelendiği, kendi cinsinden olduğu içinde ayrıca ilgi duyduğu adamı kafaya takan sınır polisi trol Tina, öğrendiği sırların ardından aşkıyla görevinin arasında kalır. Yapım “Nordik kara film” olarak tanımlanıyor. Film, En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı Oscarına aday olmuş, Cannes’da yönetmeni Ali Abbasi’ye Belirli Bir Bakış Ödülü kazandırmıştı. Yönetmen ilk filmi Shelley (2016) ile de ilgi çekmiş, ödüller almıştı.

Adaletsiz/Dragged Across Concrete:

Filmin yönetmeni S. Craig Zahler, Bone Tomahawk (2015) filmiyle festivallerde ilgi görmüştü. Aslen yazar ve senarist olan ve Western romanları övgüyle karşılanan yönetmen, senaryosunu da yazdığı bu bir nevi modern westernde, görevden uzaklaştırılan çaresiz iki polisin bir vurgun yapma çabalarını anlatıyor. Kadroda Mel Gibson, Vince Vaughin, Don Johnson, Udo Kier gibi usta, yıldız isimler var. Zaman geçirtiyor ve kimi ilginç anları var. Bir Heat (Michael Mann, 1995) değil elbette.

Nebula/Dead Horse Nebula:

Tarık Aktaş, ilk uzun metrajı Nebula’yı kendi yazıp yönetmiş. Deneysel bir yapısı olduğu söylenebilecek filmin herkese hitap etmediği kesin. Bununla birlikte film, 2018’de Locarno’da Gelecek Vaat Eden En İyi Yönetmen Ödülü almıştı. Küçükken açık arazide bir at ölüsü bulan Hay, o günkü deneyiminden çok etkilenir ve yıllar sonra yaşadığı bir kurban olayı geçmişte yaşadığı bu çocukluk anısının tekrar canlanmasına neden olur.

Festival boyunca izlediğim filmlerin dökümü burada sona eriyor. Festival sonunda 16 Nisan Salı gecesi Rahmi Koç Müzesi’nde gerçekleşen ödül töreni hayli kalabalık ve eğlenceliydi. Yaşanan kimi aksaklıklar, İFF törenlerinin değişmez konuğu kara kedinin sunuculardan rol çalması, gecenin nazarlığı oldu. 52 filmin yarıştığı festivalin galipleri şöyleydi:

Uluslararası Yarışma:

Başkanlığını usta yönetmen Lynne Ramsay’in üstlendiği jürinin takdiri şöyleydi:

Altın Lale: Bolsae / House of Hummingbird / Sinekkuşu (Bora Kim), “inceliği, güzelliği, duygusal etkisi ve yetkinliğiyle genç bir kızın dünyadaki yerini ve yaşamında bir pırıltı bulma çabasını çok güzel çizdiği için” aldı. Kore yapımı filmin kadın yönetmeni Kim, oldukça heyecanlıydı. Ülkesinde kadın yönetmenlerin film çekmesinin önündeki engellerden bahsetti ve aldığı ödülün belki bu engelleri yıkmada bir adım olacağını söyledi.

Jüri Özel Ödülü: Talking About Trees / Ağaçlardan Bahsetmek (Suhaib Gasmelbari), “başarısızlıklar bazen öyle büyük olur ki umut yeşermek zorundadır; ‘dehşete dair suskunluğu ima ettiği için ağaçlardan bahsetmenin neredeyse suç sayıldığı bir dönem’” gerekçesiyle aldı. Bu filmden önceki yazımda övgüyle bahsetmiştim. Yönetmeninin ve birbirinden heyecanlı oyuncularının törende olmalarını çok isterdim, ama gelememişlerdi.

Ulusal Yarışma:

Başkanlığını Ümit Ünal’ın üstlendiği jüri, yarışan 9 filmi değerlendirdi.

Altın Lale: Kız Kardeşler / A Tale of Three Sisters (Emin Alper), hakkıyla aldı. Bu filmden de daha önce bahsetmiştim. Film yurt dışında da ilgi görüyor. Emin Alper’in destek sağlamak için çektiği zorluklar biliniyor. Bu filmle ilk filmini kat kat aştığı da bir gerçek. En İyi Yönetmen, En İyi Özgün Müzik (Giorgos ve Nikos Papaioannou) ve En İyi Kadın Oyuncu Ödülleri de Kız Kardeşler’e gitti. Hatta kadın oyuncu ödülünü kız kardeşlerin üçü (Cemre Ebüzziya, Ece Yüksel ve Helin Kandemir) paylaştılar.

Jüri Özel Ödülü: Yuva (Emre Yeksan) aldı. Adana Film Festivali üzerine olan yazımda bu filmden detaylıca bahsetmiştim. Hakikaten zor şartlar altında çekilmiş, farklı hikayesiyle de insanı yakalayan bir yapım. Yuva, En İyi Erkek Oyuncu (Kutay Sandıkçı) ve En İyi Görüntü Yönetmeni (Jakub Giza) ödüllerini de aldı.

En İyi Senaryo: Görülmüştür (Serhat Karaslan) filmi aldı. Daha önce ele aldığım film, aslında basit bir konuyu ele alma şekliyle evrensele taşımayı başarıyordu ve sinemamızda pek girilmeyen, hapishanelerin mektup sansüründe çalışan memurlarına değiniyordu. Film, En İyi Kurgu ödülünü de (Ali Aga) aldı.

Mansiyon: Aden (Barış Atay)

Ulusal Kısa Film Yarışması:

En İyi Kısa Film: Avarya (Gökalp Gönen) filmi, “kuvvetli atmosferi ve yarattığı özgün karakterler sebebiyle” aldı.

Ulusal Belgesel Yarışması:

En İyi Belgesel: Tanrı Göçmen Çocukları Sever mi Anne? (Lusin Bitmez), “yerinden olan bireylerin karşılaştığı zorlukları göze batmayan bir bakış açısı ve beceriyle işlediği; saygıyı eksik etmeyen sıcak bir yaklaşımla, geleceğe umutla uzanarak çocuklar ve ailelerine odaklanıp geniş toplumun ufak bir evrenini çizdiği için” bu ödülü aldı.

Sinemada İnsan Hakları Ödülü:

Ödül: “Şiirsel olmakla birlikte aynı zamanda insanı düşünmeye sevk edebildiği için” Enrique Castro Ríos’ın yönettiği Diciembres / Decembers / Aralık’ta filmine verildi. Bu filmi önceki yazımda ele almış ve çok etkilendiğimi belirtmiştim.

Mansiyon: #Female Pleasure / #Dişil Haz (Barbara Miller)

Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü:

Ödül: Nebula (Tarık Aktaş)

FIPRESCI Ödülleri:

Uluslararası Yarışma: Talking About Trees / Ağaçlardan Bahsetmek (Suhaib Gasmelbari)

Ulusal Yarışma: Kız Kardeşler (Emin Alper)

Ulusal Kısa Film Yarışması: Gümüş (Deniz Telek)

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

İlker Mutlu

İlker Mutlu

Sinema Yazarı
Nisan 1972’de Samsun’da doğdum. Samsun Anadolu Lisesi’ni bitirdim. Ardından Eskişehir Anadolu Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü kazanarak, 1995 yılında buradan mezun oldum. Sinemaya ilgim, ortaokul yıllarında arşivcilikle başladı. Bu ilginin boyutları, zaten yazı yazmayı ve kısa öyküler oluşturmayı seven beni, sinema üzerine karalamalar yapmaya itti. Sinema, Geceyarısı Sineması gibi dergilerde yazılarım yayınlandı. Yaklaşık on yıldır da Sekans Sinema Kültürü Dergisi’nde yazıyorum. Asıl mesleğim olan inşaat mühendisliğine de Samsun’da devam etmekteyim. Bu süreçte senaryo yazımına da yöneldim ve iki kısa, beş uzun metraj film senaryosu hazırladım. Bunlar çekmecemde kameraya alınacakları tarihi bekleyedursun, ben bir kısa filmde oyunculuk, bir kısa belgeselde yönetmenlik, bir kısa filmde de hem senaristlik hem de yönetmenlik denemelerinde bulundum. Kendi sinema serüvenimi anlattığım, BİR MÜHENDİSİN SİNEMA EĞİTİMİ adlı, Gece Kitaplığı Yayınevi’nden çıkan bir kitabım vardır. Halihazırda yine aynı yayınevinden çıkmaya hazır bir çevirim ve yazımı devam eden bir roman denemem bulunuyor. Çalışmalarım: Muhtelif dergilerde sinema yazıları (1995-…) BİR MÜHENDİSİN SİNEMA EĞİTİMİ (Gece Kitaplığı, 2017) CESUR YENİ DÜNYA (Çeviri, Aldous Huxley’den, Gece Kitaplığı’nda, baskıya hazır) GÖLGENİ ARDINA AL (Roman, yazımı devam ediyor) KUŞLAR DA GİTTİ (Kısa Belgesel, yönetmen, 2016) ÖTEKİ (Onur Erdoğan’ın yönettiği kısa film, oyuncu, 2017) GÖLGELER (Kısa Film, senarist ve yönetmen, 2017) ESKİ USÜL (Kısa Film, senarist ve yönetmen, çekim hazırlığı sürüyor) HÜZÜN TERAPİSİ (Uzun Metraj Film Senaryosu, 2011) MASAL RENKLERİ (Uzun Metraj Film Senaryosu, 2012) HAVAATAR (Uzun Metraj Film Senaryosu, 2014) TAŞ ATIMINDA BİR KUŞ (Uzun Metraj Film Senaryosu, 2014) BAHARIM SENSİN (Uzun Metraj Film Senaryosu, 2016) HAYAT DAMARI (www.habergazetesi.com.tr adresinden takip edebilirsiniz. Samsun Haber Gazetesi’nde her hafta sonu yazı yazdığım köşemin adı. Aynı yazıları yayınlandıktan bir gün sonra internet siteme de koyuyorum.) www.ilkermutlusiema.blogspot.com.tr (Blog, şimdilik ara verdim.) www.ilkermutlu.org (şahsi internet sitesi: dergi yazılarım, yeni yazılar, film arşivi çalışması vb.) www.sekans.org (dergimin sitesi)