Festival Günlüğü

Don Kişot’u Öldüren Adam/ The Man Who Killed Don Quixote: Lanetli Filmin Tılsımlı Etkisi…

Çekilemeyen Filmin Efsaneleşen Hikayesi

Film Ekimi’nde en büyük beklentiyle izlemek istediğim film şüphesiz Don Kişot’u Öldüren Adam filmiydi ve sonunda beklentilerimin boşa çıkmadığını görmek de ayrı bir mutluluk sebebi oldu. Çekilemedikçe efsaneleşen bu filmin serüveni 30 yıl öncesine, “Terry Gilliam”ın, Cervantes’in kült eseri olan “Don Kişot’u uyarlamak istemesiyle başlıyor. Gilliam, filmi 1989’da çekmek istiyor ancak yeterli yatırım bulamadığından 1997’ye kadar beklemek zorunda kalıyor. Yatırım desteğini bulduğu 1997’de ilk kadrosuyla çekimler başlatılıyor ancak maalesef başladığı gibi bitiyor. Filmin çekilememe hikayesi 2002 yılındaki “Lost in La Mancha” belgeselinde anlatılıyor ancak Gilliam’ın ne filmi çekme isteği geçiyor ne de talihsizlikler yakasını bırakıyor. 29 yıl boyunca farklı farklı denemeleri boyunca oyuncuların rahatsızlanmasından, sele, doğal afete, borca hatta hacze, dağıtımcı bulunamamasına hatta ihtilaf meselelerine takılan film en sonunda 2018 yılında tamamlanıyor. Gösterime girmesinde bile yapımcının ihtilaf engeline takılmışken, son anda mahkemenin reddetmesiyle film nihayet seyirciye ulaşıyor ancak telif meselesi günümüzde bile çözümlenebilmiş durumda değil.

Don Kişot’u Öldüren AdamFilmin bu kadar uzun süre çekilememesi oyuncu kadrosunda da birçok değişikliğe sebep olmuş doğal olarak.  Filmin 1997 senesinde kadrosunda Johnny Depp, Joan Rochefort, Vanessa Paradis var. 2003 yılında kadrosunda olan Johnny Depp, Evan McGregor, Jack O’Connel ve John Hurt ise vizyona giren film kadrosunda bulunmuyorlar. Bu kadar uzun bir yaratım süresi olan film, projede yer alacak olan ancak geçen bu süreç içerisinde hayatını kaybeden Jean Rochefort ve John Hurt’e ithaf edildi.

Biraz Gerçek Biraz Rüya…

Gelelim filmin kendi hikayesine… Film başarılı, bezgin ve alaycı reklamcı Toby’nin (Adam Driver) İspanya’daki bir reklam çekimi sırasında, üniversite bitirme projesi olarak çektiği kısa filmin, yani Don Kişot’un DVD’sini bulmasıyla başlıyor. Geçmiş ile bugün arasında git-geller yaşamaya başlayan Toby, filmi çektiği köyün çok yakın mesafede olduğunu da anlayınca, köyü ziyaret ederek kafasındaki sorulara cevap bulacağını düşünse de köyde bıraktığı kısa geçmişi ve hayatına dokunarak tüm hayatlarını etkilediği insanlarla birlikte işler daha da karışıyor. Cervantes’in Don Kişot’u olarak oynattığı “sıradan bir insan” olan kunduracı (Jonathan Price) rolünün etkisinden çıkamayıp hayatına hayal aleminde Don Kişot gibi devam ederken, Toby ile karşılaştıklarında onun silahtarı Sancho Panza olduğuna inanıyor ve birlikte maceraları da böylece başlamış oluyor. Rüya, hayal ve gerçek arasında akıp giden 132 dakikalık macera böyle devam ediyor.

Tüm bu imkansızlıklarıyla vizyona girmeden zaten efsaneleşmiş olsa da, filmin masalsı hissiyatı, bitmeyen enerjisi ve akıcılığı, başta Jonathan Price ve Adam Driver’ın büyüleyici oyunculuğu ve bittikten sonra yüzlerde bıraktığı tebessüme “Gilliam iyi ki inat etmiş” dememek elde değil.  

Peki “Don Kişot’u öldüren adam kimdir” diye sorarsak cevabı basit: “Don Kişot ölümsüzdür…”

Fimin Künyesi:

Don Kişot’u Öldüren Adam/ The Man Who Killed Don Quixote Yönetmen: Terry Gilliam / Oyuncular: Jonathan Pryce, Adam Driver, Joana Ribeiro, Olga Kurylenko, Stellan Skarsgard, Sergi Lopez, Rossy De Palma / İspanya, Fransa, Belçika, Portekiz / 2018 / 132’

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Ayça Çavcı

Ayça Çavcı

Sinema Yazarı
1987 Temmuz ayında Gaziantep’te başlayan hikayem, Türkiye’nin birçok şehrine uğradıktan sonra bir süredir İstanbul’da devam ediyor. Kendimi tam zamanlı bir beyaz yakalı ve yarı zamanlı tiyatro ve sinema seyircisi olarak tanımlayabilirim. Bir derdi olan ve bunu anlatma yolu olarak sanatı seçmiş kişileri seviyorum. Sanırım dertlerimizin benzerliğinden dolayı sinema dünyasında özellikle yerli filmleri daha yakından takip etmeye çalışıyorum. Issız adaya düşsem yanıma Tolga Karaçelik, Onur Ünlü ve Yeşim Ustaoğlu’nu alırdım, Tayfun Pirselimoğlu, Reha Erdem, Zeki Demirkubuz ve Çiğdem Vitrinel de misafirimiz olsa ne güzel olurdu…Mail yollamak için linke tıklayın.