Ana sayfa » En Sert&En İyi 10 Metal Film

En Sert&En İyi 10 Metal Film

Çoğu film teması, konusu bakımından rock ‘n’ roll’dur, ancak yalnızca seçkin bir kısmı gerçekten metaldir, metal kadar sağlamdır. Hepsinin ortak paydasının şeytani ve iğrenç şeyler olmasıyla birlikte korku sineması ve heavy metal çok uzun zamandır yakın arkadaşlardır, fakat hala son 30 yılın kült sinemasına yakından bakıldığında görüyoruz ki, bir filmin şeytanın boynuzlarını hak etmesi için çok fazla şeytani ve tüyler ürpertici olmasına gerek yok. Konser değerlendirmelerinde, polisiyelerde veya sıradan komedilerde heavy metal etkili sinemanın kült ve dünya dışı her şeye ekstrem gözle bakan yaklaşımı rahatlıkla araya kaynamakta ve diğer türlerden kendini ayırmaktadır. Burada şimdiye kadar yapılmış en iyi 10 metal filmi saygıyla selamlıyoruz!

1-Mad Max: Fury Road

Mad Max serisi bilindiği gibi başından beri metaldi, ama sonuncu filmde de görüldüğü gibi tişörtsüzler ordusu, yüzü boyalı savaşçılar ve en önemlisi o gitarından ateş çıkan karakter gibi bir çok detay bu filmi metal kadar sağlam kılmaya yetiyor demek yanlış olmaz. Zaten böylesine sert bir dili olan filme de bu yakışırdı değil mi?

2-Faces of Death

Mockumentary (gerçek konulara dayanmayan belgesel) sayılabilecek kadar orijinal bir fake found-footage korku (sahte buluntu korku) filmi olan Faces of Death’in düşük bütçeli gross-out (iğrendirme) efektleri , yüzlerce yaratıcı çıkış yapan metal gruplarının albüm kapağına ilham kaynağı olmuş ve goregrind adı verilen parçalanma temalı alt türlere birincil etkisi olmuştur. Bir gerçek belgesel filmi olarak satıldığı gerçeği, şok değerini artırdı.

3-Valhalla Rising

Nicholas Winding Refn, Drive’ı yapmadan hemen önce, Mads Mikkelsen’in (Hannibal’ın TV dizisinde oynayan aktör) oynadığı bu rüya gibi psychedelic (psikedelik) filmi yapmıştı. Filmde Mikkelsen, her yeri dövme ile kaplı ve Tek Göz adında Norveçli bir savaşçıyı canlandırıyor. Birçok kişiyi pataklıyor, yanlışlıkla Amerika’yı keşfediyor. Bazı psikoaktif ilaçlarla ilgili kötü bir tecrübesi olduktan sonra yine birilerini öldürüyor. Efsane gösteriyor ki; Doom Metal’i de aynı filmdeki karakterimiz gibi zehirli mantar yiyen bir Viking icat etmiş…

4-Lemmy

Fragmandaki kişi diyor ki; “Lemmy olmasaydı ne Motörhead, ne Metallica, ne Megadeth, ne de Slayer olurdu.” Bu belgesel, şimdiye kadar yaşayan en metal ahbabın en samimi portresini sunuyor bizlere…

5-House of 1000 Corpses

Rob Zombie’nin ilk yönetmenlik denemesi olan bu film; içinde yamyamlık, satanizm ve Dr. Şeytan adlı bir katil palyaço barındırıyor.  Bu sayede film, Rob Zombie’nin herhangi bir albümünün sinemadaki haline dönüşmüş oluyor.

6-Pantera: Vulgar Video/Cowboys from Hell

Pantera üyeleri kendilerini herkesten daha sert ve daha vahşi parti yapan bir avuç redneck (kıro, amele) olmaya bayılıyorlardı ve bu sahne antikaları üzerine sert tur belgeselleri, abartmadıklarını ispatlıyordu. 90’lı yıllarda ucuz video kameralar ile çektikleri belgesel, onların partiden hoşlanan sert bir aile olduğunu gösteriyor.

7-Metallica: Some Kind of Monster

Through the Never, Metallica’nın ilk büyük ekran çabası değildi. 2001-2003 yılları arasında, St. Anger albümü kaydedilirken Metallica’nın peşinde dolaşılarak Joe Berlinger ve Bruce Sinofsky tarafından çekilmiş belgesel bir film olan Some Kind of Monster’da klasik belgesel akışı olarak grup elemanları teker teker kamera karşısına geçip yaptıkları parçaları anlatmıyor, sahne arkasında gitarlarını akort ederken görünmüyor. Aksine bir psikolog eşliğinde odaya kapanmış, terapi seansları yaparken çıkıyorlar karşımıza. Kızgınlıklar, üzüntüler, çaresizlikler, kompleksler bir bir dökülüyor ortaya, kavgalar çıkıyor, derin analizler yapılıyor. Yani kısaca ünlü karakterleri en açık haliyle yansıtan 140 dakikalık içinde müzikle ilgili hiçbir şey olmayan ama gerçek bir Metal dünyası belgeseli.

8-Trick or Treat

Black Sabbath’tan Ozzy Osbourne ve KISS’ten Gene Simmons’un oynadığı bu sertlik ve intikam dolu korku filminin konusu şöyledir: Hard Rock idolü Sammi Curr bir otelde çıkan yangında yanarak ölür. Onun en büyük hayranı Lakeridge Lisesi öğrencisi metal kafa Eddie Weinbauer bu haberle harap olur. Duygusal destek için yerel radyo DJ’i “Nuke”a gider. Ölen Rock yıldızı hakkında hararetli bir tartışma sonrasında, Nuke nadir bir demo kaydını, Eddie’ye verir. Bu, Sammi tarafından kaydedilmiştir ve tek kopyadır. Nuke’un bu cömertliği karşısında Eddie hediyeyi kabul eder. Sürekli onu aşağılayan okul kabadayısı Tim Hainy ve onun arkadaşları bir gün onu havuza atarlar ve boğulma tehlikesi geçirir. Eddie öfkelenir ve ona karşı yanlış yapan herkesten intikam almak için yemin eder. Eddie öfke ve intikam duyguları ile tutuşurken odasındaki plakçalara, Nuke’un verdiği demo plağı yerleştirir ve çalmaya başlar… Plak, ölen Rock yıldızının iletişimin kurduğu bir objedir. Eddie bunu keşfeder. Artık, Sammi intikamı için ona yardım edecektir.

9-Heavy Metal

1981’in seminal animasyon antolojisi Heavy Metal tarafından kanıtlandığı üzere, şeytani görüntüler ve kan döküntüleri metalin sık öğeleriyken, fantastik mitolojik hayvanlar, bilim kurgu deliliği ve az giyimli valkyrie bebekler de var. Aynı adı taşıyan dergide bulunan masallardan uyarlanan ve çıplaklık, çılgınlık ve şiddetle dolu olan bu film, (diğerlerinin yanı sıra) Black Sabbath, Cheap Trick, Blue Öyster Cult gibi soundtracklerle dolu; genç ve yaşlı stonerler için de baş döndürücü psychedelic (psikedelik) bir film.

10-Cannibal Holocaust

Ruggero Deodato’nun adı çıkmış 1980 yapımı sömürü şoku, Ultra ötesi heavy metal korku işlerindendir. Ucuz, zevksiz ve tüyler ürpertici bir deneme, özellikle parçalanmış ve ölümcül saplantı içeren Death Metal’in parçalanması için tartışmalı bir kurgu ruhu. Çocuksu olarak sansasyonel olduğu kadar pis olan hayvan katliamının tasvirini de ortaya çıkardı.

Amatör derecede müzisyen, profesyonel derecede sinema aşığı… Her alandaki ilhamını sevdiği parçaları dinlerken alan Okan Üniversitesi Sinema-Tv bölümü öğrencisi. Bugüne kadar birçok kısa film senaryosu yazdı ve çekti. İmkânları ve ilhamı izin verdiğince yazmaya da çekmeye de devam etmeyi düşünüyor. Edebiyatı ve tarihi seven, ileride her şeyiyle kendini anlatmayı başarabilen filmlerinin yönetmeni olmak gibi bir hayali olan kişi… İzlemek, dinlemek ve okumak neyse yazmakta onun için aynı derecede önemli ve zevkli. Her şeyiyle kendini onlarda bulduğu favori yönetmenleri Jim Jarmusch, Lars von Trier ve Andrei Tarkovsky. Çekmeyi istediği filmlerinin müziklerini kendi yapma düşüncesi ve isteği olarak Ennio Morricone ve Hans Zimmer gibi kişileri de idol olarak gören detaycı bir hayalperest.

Siz ne düşünüyorsunuz?

1 0

Bir yorum bırak

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Lütfen zorunlu alanları doldurunuz. * Yorumlar onaydan geçtikten sonra yayımlanacaktır. Küfür, hakaret ve spam içeren mail yazmayınız. Yapacağınız yorumlara lütfen dikkat ediniz.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Araç çubuğuna atla