Sinegazete- Bağımsız sinema portalı

Ortak Yapımlarla Başlayan Aşk Macerası

Türk ve Yunan sinemacıların yakınlaşması 1930’lara dayanıyor gibi görünmekte, fakat sinemamızın flu tarihi nedeniyle, aslında pek de bilemediğimiz denli eski bir tarihe yaslanıyor. Bu elbette Osmanlıca kaynakları çözebilecek tarihçilerin araştırabileceği, derin bir konu. Ancak, Kurtuluş Savaşımızın bitişinden hemen birkaç yıl sonra iki ülkenin yeni yönetimlerinin birbirlerine artık dost gözüyle bakmaya başladıklarını görüyoruz. Bu yakınlaşma sadece siyasi ve ticari alanda olmadı elbette, sanatsal anlamda da oldu. Bu ilişkiyi ana hatlarıyla ele almaya çalışacağım.

O dönemdeki neredeyse tek sinema yönetmenimiz olan Muhsin Ertuğrul, 1931’de pek çok ülkenin ortak olarak yapımına katıldığı, kalabalık kadrolu ve hayli karmaşık bir hikayesi olan, ağdalı melodram müzikal, İstanbul Sokaklarında’yı çekti.  Film, İstanbul, Kahire, Atina ve Paris’te çevrilmiş bir Mısır-Yunanistan-Türkiye ortak yapımıydı. Semiha Berksoy, Talat Artemel, Hazım Körmükçü gibi yerli oyuncuların yanı sıra, Lilian Gris, Gavrilides gibi Yunanlı aktör ve aktrisler de filmde rol almışlardı.

Yine iki sene sonraki bir başka ortak yapım olan Fena Yol (O Kakos Dhromos, 1933) yine bir Muhsin Ertuğrul filmiydi, ancak bu defa senaryoya Nazım Hikmet’in eli değmişti. Bir Yunan romanından sinemaya uyarlanan yapımda müzik ve görüntü yönetimi de Yunanlılara teslim edilmişti. Başrol oyuncularının da çoğu Yunan vatandaşıydı.

1954’te eli çabuk yönetmenlerimizden ve bizde ileride arabesk filmlerin kapısını aralayacak olan ağdalı melodramların yaratıcısı Muharrem Gürses, Yunanistan’da Şarlo taklitleriyle ün yapmış bir oyuncuyu (Kimon Spathopoulos), Şarlo İstanbul’da adında bir yapımda değerlendirdi.

1963 yapımı Sıralardaki Heyecanlar, döneminde iki tarafta da ses getiren, başarılı bir yapımdı. Teknik ekibin neredeyse tamamı Yunandı. Yönetmen, aynı zamanda senaryonun da yazarı olan Aleko Sakellarios’tu ve görüntü yönetmeni de, kurgucu da Aristidi Karidis Fuchs’tu. Filmin müziklerini Hacidakis yapmıştı. Ama filmin en büyük kozu, baş roldeki sevimli yıldız Aliki Vuyuklaki’yi bir anda halkımıza tanıtıp, sevdirmiş olmasıydı. Bunda o yıllarda çok tutulan bir yıldız olan Filiz Akın’ı andırıyor olmasının da payı vardı. Ona Orhan Günşıray eşlik ediyordu filmde.

Yılmaz Güney’in Şeytan Kayaları (İlhan Filmer, 1970) filminde oynattığı Tina Ros, muhtemelen Rum bir oyuncuydu. Neticede film bir Türk genci ile bir Yunanlı kızın imkânsız aşkını anlatıyordu.

Yıllar sonra, 1998’de gerçekleştirilen Kayıkçı (Biket İlhan) da benzer bir konuyu işliyordu ve Mehmet Ali Alabora’nın karşısında, güzeller güzeli bir Rum oyuncu olan Katerina Moutsatsos oynuyordu. Ve belki bir ortak yapım değildi, Rumları da Türk oyuncular canlandırıyordu, ama Yabancı Damat, bu karakterlerini Antepli bizden karakterlerle çatıştırarak, dozunda bir komedi elde ediyor ve seyircinin gönlünü kazanmasını biliyordu.

İki ülke arasındaki ortak yapım serüveni, şimdi Yunanistan’da gösterime girdiği andan beri izleyici rekoru kıran ve gişede birinciliği kimseye kaptırmayan İsmail ve Roza (George Kordellas, 2016) filmiyle yeniden gündeme geldi. Film, Christina Lazaridi’nin, asırlarca birlikte yaşayan Türk ve Yunan halkının 1920’lerdeki mübadele sonrası yaşam öykülerini anlatan ve Yunanistan’da da, ülkmizde de hayli ilgi gören romanından sinemaya uyarlanmış. İzmir’de doğup genç bir kızken doğduğu topraklardan ayrılmak zorunda kalan Roza ve İzmirli İsmail’in sırları ve aşkları, yıllar sonra Roza’nın 28 yaşındaki torunu Marianna ve antika tutkunu Dimitris’in araştırmaları ile ortaya çıkıyor. Hikâye bu. Yapımda Yılmaz Gruda ve Cem Aksakal gibi Türk oyuncular da rol almıştı.

İki ülke halkının pek çok ortak paydası var. İzmir ziyaretlerimde bazen televizyonda kanallar arasında gezinirken, Yunan televizyonlarında eski Yeşilçam filmlerine rastlıyorum sıkça. Bu, onlardaki, sinemamıza olan ilginin hala devam ettiğinin bir göstergesi. Dilerim sanat, bu iki güzel halkın daha da yakınlaşmasına vesile olur.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Eğer yazıya gönül verdiyseniz illa yazmak istiyorum diyorsanız, filmler vizyona girmeden önce hafta içi düzenlenen basın gösterimlerinden sizi haberdar edebiliriz. İnternet güncel bir mecra olduğu için yazıların önceden yayına alınması takdir edersiniz ki önemli.  Eğer sen de içindeki duyguları dışarıya aktarmak ve bunu sinema yoluyla yapmak istiyorsan hemen gönüllü olarak bize katıl ve yazmaya başla.

Tüm sanatseverlere sevgilerimizle…

Zeen Subscribe
A customizable subscription slide-in box to promote your newsletter

I consent to the terms and conditions