Türk Sineması

Raftakiler-Şenol Demir

“Bir film izlersin ve hayatın değişir.” diye bir motto vardır ya, kısmen doğrudur. İzlediğin ve beğendiğin bir filmin etkisi uzun süre unutulmaz. Fikrinin idraki uzun süren işler bazen katı fikirleri bile yumuşatır, hatta değiştirebilir. Beyaz perdede fikrinize uyum gösteren bir film izlediğinizde içinizden “işte bu!” dersiniz ve tekrar tekrar izlemek istersiniz. Bu onaylanmak içgüdüsünden süre gelen in doğal dürtüdür. Şöyle bir gerçek var henüz “Hayatımın Filmini izlemedik. Çünkü her gün yeni bir film izliyoruz ve hepsi potansiyel en iyi filmimiz olabilir. Bu en iyi film 20’li yaşlara kadar sabit devam ederken ilerleyen yıllarda hepimizin yaşadığı mantıksal değişim, beğeniler eşliğinde neredeyse her yıl yenilenir.

Seyirci olarak en iyiyi aramak hakkım, üretim yapanlarınsa işlerindeki ciddiyet ve mükemmeliyetçilik, benim arayışımla paralel olduğu sürece doyuma seyircide üreticide erişir.

senol-demir

Türk Sineması Araştırmalarına göre 2000 yılından günümüze 1300’ün üzerinde Türk Filmi kayıtlı. Bu işlerin 200 fazlası hiç vizyona girmeden rafa kaldırılan filmler. Hayat ediyorum da içlerinde belki de ne hazineler var.Belki de şimdilik “Hayatımın Filmi” orada! Bu filmlerin hiç gösterilmeme sebebi genellikle ekonomik eksiklikler. Böyle bir projede yer almıştım. Tamamen imece usulü, gönüllü çalışanlarla kurulan setler. Sonrasında vizyon veya DVD kopyaları için yeterli kanyak ya da yapımcı bulunamadığından bu tür filmleri izleyemiyoruz maalesef. Başka bir sebepte sansüre takılması, bakanlıktan onay alınamaması gibi durumlar olabiliyor.

Ancak örnek vermek gerekirse; Mustafa Altıoklar’ın çektiği Fosforlu Cevriye, Çağan Irmak’ın çektiği Çilekli Pasta, Cemal Şan’ın Muhallebicinin Oğlu gibi yapımların yapım şirketleri olan profesyonel setler olmasına karşın vizyona girmeyen filmlerde mevcut. Bu filmleri izleyemememizin nedenini de yapımcı, yönetmen vs. anlaşmazlıklarından olduğunu düşünüyorum.

Dijital video platformlarının gördüğü rağbet ve kolaylıktan ve artık vizyon gibi bir saha olmasından itibaren, yayınlanmayan filmlerin yüklendiğini gördüm, neyse artık bir çoğuna ulaşabiliyoruz. İçlerinde çok güzel hikâyelerin, çok iyi oyunculukların olduğu ünlü oyuncuları kadrosunda bulunduran filmler olduğunu söyleyebilirim.

Sonuçta ne olursa olsun ortada harcanmış bir emek, harcanmış mesai ve “sanat” var. Üretilmiş her sanat tüketilmelidir. Bu konudaki hassasiyet üretime hız ve kalite kazandıracaktır kanısındayım.

Hayal ediyorum da belki bir gün bir festival, bir etkinlik düzenleriz ve rafta kalmış filmleri, yapımcıları, yönetmenleriyle birlikte izleriz. Sorular sorarız, değişik düşünceleri tatmış oluruz.

En azından bu emeklerine karşılık ve vazgeçmeleri için önayak olur. Saklı kalmış pırlantaları gün yüzüne çıkarır. Hepinize bol sinemalı güzel günler dilerim!

ŞENOL DEMİR/senoldemircast@gmail.com

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Şenol Demir
2005 de Avcılar Belediye Tiyatrosunda yetiştim. Ancak aradığım içsel doyumun sahnede değil sinemada olduğunu fark edince aktör okulu okudum. 2008 den bu yana, sinema TV’de çeşitli projelerde yer almaktayım. Sevdalısı olduğum Türk sinemasının içine düşmek ve “kazmak” en büyük hobim. Vizyon, sinema ayırt etmeden Türkçe dilinde çekilmiş tüm filmleri izlemeye gayret göstermekteyim.