Arzu ÇevikalpDosyaDünya sinemasıİran Sineması

Sembollerin Gizemini Filmlerine Akıtan Deha

İran sevgi dolu insanlardan oluşur

Sadece İran’da değil tüm dünyada kendini kanıtlayan Asghar Farhadi, son çektiği “Satıcı’nın Ölümü” filmi hakkındaki görüşlerini Antalya Film Festivalinin Ustalık Sınıfında paylaştı. “Bir Ayrılık” filmiyle dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Asghar Farhadi kendini sinemaya adamış bir dahi… Zekâsını filmleriyle birleştiren Farhadi, filmlerini çekmeden önce farklı evrelerden geçer ve o evreleri nasıl yaşadığını seyirciye yansıtır. Filmlerinin içinde saklı kalmış kısa filmler vardır, onları topraktan kazıp çıkarmak seyircinin vazifesidir. Her bir film şaşırtıcı sembollerle bezeli olduğu için, seyirci kendine sembollerden oluşan bir sinema evi inşa eder. Tiyatro takıntısını ve ters mantık olayını kafasındaki sinema ile yoğuran Farhadi, filmlerini hikâyedeki trüklerle ve psikolojik açılımlarla kuvvetlendirir.

Uzun süredir gücünü gösteren Yeni İran Sineması, hayal ve gerçek arasındaki dengeyi doğru kuran sinemacıların, kendilerini işleyecekleri hikâyeye adıyor oluşlarını ustaca ortaya koymaktadır. Popüler akım mantığından kurtularak kendi akımlarını başlatan İranlı sinemacılar, sinema ve sanat konusunda ne derece usta olduklarını, teknolojik efektlerle göz boyamanın bir sanat eylemi olmadığını, bunun estetik anlamda filmsel bütünün parçalarına zarar verdiğini metodik bir biçimde yorumlarlar.

Şu şüphe götürmez bir gerçektir ki, İran olumsuz yönetim biçimine rağmen, sanatın ve sinemanın geliştiği bir ülke! İran’a dışarıdan bakıldığında kurallar gereği, kadınların dışarıya çıkarlarken başlarını örtmeleri gerektiğini biliyoruz, ama söz konusu sanat ve sinema olduğunda işler değişiyor, o zaman bambaşka bir kimliğe bürünüyorlar. İşte bunun için söylenecek tek şey var: tebrik-i şâyân!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İRAN ULAŞILMASI ZOR BİR EVEREST TEPESİ GİBİDİR

İran çoğunlukla insanların gözünde ulaşılması zor bir Everest tepesi gibidir, çünkü yaşam çemberinde belirli kurallar vardır, o kurallar çiğnenmediğinde sorun çıkmaz, lakin ülke iç özgürlük hususunda bir hayli sert sınırlar çizer. Düşünce sistemine sirayet etmeyen sınırlar, onların sanat anlayışına gölge düşürmediği için, kültür ve refah seviyeleri her daim yüksektir. Eğitime, okumaya, yazmaya ve yaratıcılığa önem verirler, hem de hiç yılmadan!

Bunlar baz alınarak, Yeni İran sinemasını izleyiciye sevdiren sanat düşkünü sinemacılar, özgün hikâyelere yönelerek yenilikçi konjunktürü sinemasal döngünün içine hapsetmeyerek özgür bırakırlar ki, bu normalde hiç aşina olmadığımız bir yapıdır. İran sinemasının temeli bu yapıya dayanır. Teatral formdan beslenen İran sineması bir tiyatro oyununu filme adapte edermişçesine heyecanlı kılar ve izleyicisini sanki tiyatro koltuklarına tutkallar. Karşımızda bir filmden çok tiyatro oyunu vardır, o kadar gerçektir işte Yeni İran Sineması… 

Yorum bırakın

Arzu Çevikalp

Arzu Çevikalp

Genel Yayın Yönetmeni
1982 yılında İstanbul’da doğmakla başlayan hayatım, 10 yaşında yazı yazmakla ve her yazdığını kodlamakla anlam kazanır. Sadece şiir, deneme ve öykü gibi türlerde yazı yazmak yetmez, ilgi alanlarımın genişlemesiyle yepyeni türlere doğru yelken açarım. Film eleştirileri, kısa haberler ve diğer muhtelif sinema yazıları... Açıkça ifade etmem gerekirse, sinema hakkında yazı yazarken tıpkı ufak bir çocuğun annesini gördüğünde sevindiği kadar seviniyorum ve kendimi bembeyaz bulutların arasında dans ediyor gibi hissediyorum. Hiç bırakmayacağım bir görev. Mail yollamak için linke tıklayın.