Dosya

Popüler Kültür, Sinema Sanatında Yönetim ve Sistem Eleştirisi

BİR TARİH OKUMA YÖNTEMİ OLARAK POPÜLER KÜLTÜR

Dünyanın dört bir yanında yönetim organizasyon alanında yapılan çalışmalarda işletmeleri mal/hizmet üreten, sürekli verimlilik sıkıntılarını çözmeye çalışan mekanizmalar olarak ele alan bakış açısı genişletme çabalarında; “tarihsel gerçeklik “sağlam” temellere dayandırılır. Geçmişin toplumsal dinamiklerini öğrenmek için elde kalan en kıymetli imkanlar arasında sinema filmleri yer alır. Sinema sanatı, 20 yüzyıl popüler kültür ürünlerinin başında gelmektedir. Popüler kültür deyince hemen akla gelen ve günümüzde hala yaygın olarak kullanılan üst kültür/kitle kültürü ayrımı, aslında modernizmle birlikte ortaya çıkmıştır. Serbest piyasa ekonomisinin gelişimiyle birlikte “pazar” ve “tüketim” kavramlarının benimsenmesi çoğunlukla sanat yapıtlarıyla özdeşleştirilen kültür tanımının iki ayrı düzlemde ele alınmasına neden olmuştur.

Sinema gibi görsel sanatlarla ilgili yapılan çalışmalar sıklıkla gösterge bilimin yöntemlerine başvururlar. Gösterge bilimin temel kavramı olan gösterge, genel olarak kendi dışında bir şeyi temsil eden ve dolayısıyla bu temsil ettiği şeyin yerini alabilecek nitelikte olan her çeşit biçim, nesne ve olgu olarak tanımlanır. Bu tanıma göre sözcükler, simgeler, işaretler de birer göstergedir. Bir gösterge kendisinden başka bir şeye gönderme yapan, duyularımızla kavrayabileceğimiz fiziksel bir şeydir ve varlığı kullanıcıların onu gösterge olarak kabul etmelerine bağlıdır. 1960’lerden sonra ise kitle iletişim araçlarının mesajlarının gösterge bilimsel yöntemlerle çözümlenmesinde reklamcılık, sinema filmleri ve televizyon programlarına ağırlık verilirken, bu çalışmalar ideoloji kuramlarındaki gelişmelerle birlikte ele alınmıştır.

popüler kültür

POPÜLER KÜLTÜR ve AKIMLAR

19.yüzyıldan sonra ilk kez sanat imgeleri gelip geçici, her yere taşınabilen, değeri maddesine bağlı olmayan, kolayca bulunabilen, değersiz, bedava şeyler olmuş ve yaşamın genel akışına karışmıştır. Fotoğrafın keşfi ve sanat eserlerinin eski değerini yitirmesiyle birlikte 20. yüzyılın başında sanat-popüler kültür ve sanat-günlük hayat karşıtlarını sağlayan ve sanat ile hayatın iç içe geçen bir dinamiğe sahip olması gerektiği savına dayanan Avangart akımı doğmuştur. 1920-30’ların Avrupa’sında Sürrealizm, Dadaizm gibi akımlarda kendini gösteren bu hareket sanatı günlük hayatın içine koymaya çalışmıştır. 20.yy’da sanat dünyasında yaşanan bu gelişmelerle birlikte yüksek sanat-popüler sanat ayrımının çökmesi ve toplumsal değişimin sonucunda yüksek kültür arasındaki keskin çizginin ortadan kalkması, sanatçıları farklı arayışlara itmiştir. Bu ayrım, 20. yüzyılın ikinci yarısında kendini daha çok gösterme fırsatı bulmuştur. 20.yüzyılın sanat eserleri, ticari yapıları değiştiği için popülerlik kriterini karşılamak durumunda kalmıştır. Bu nedenle sanat eserleri toplumda farklılıkları göz ardı ederek halkın ortak değerlerine eğilmişlerdir. Böylece popüler kültür ürünleri halkın ortak değerlerini yansıtır hale gelmiş ve birer tarih okuma aracına dönüşmüştür.

popüler kültür

GEÇMİŞ GÜNÜMÜZ VE İŞLETME YÖNETİMİ

  • Geçmişin toplumsal dinamiklerini öğrenmek için elde kalan imkanlar arasında en kıymetlisi dönemin filmleridir. Sinema filmleri toplumun ortak belleğini ve vicdanını yansıtır.
  • Günümüze dek sinema tarihi, yönetim tarihine paralel olarak incelenmemiş ve toplumsal dinamikler işletme yönetimlerini etkilemiştir.
  • Dünyanın farklı yerlerinde yaşanan sosyal, ekonomik, politik değişimlerin ışığında ortaya çıkan toplumsal hareketlerin ve değişen işletme yönetimi anlayışlarının, II. Dünya Savaşı’nın sonunda sosyalizm tehlikesine karşı sosyal devlet modeline geçişle işletme yönetiminde neo-klasik döneme geçiş arasındaki paralellik, sinema sanatındaki izlerin ortaya çıkmasının müsebbibidir.
  • 1960’larda bireysel özgürlük anlayışının öne çıkmasıyla işletmelerin pazarlama politikalarında yaşanan değişim, aynı dönemde sinemanın tavrını özgürlükten ve savaş karşıtlığından yana koymasının sebeplerinden biriydi.

  • 1980’lerde sosyal devletin çöküşüyle işletmelerde sosyal sorumluluk anlayışının ortaya çıkmaya başlaması ve bunun yanı sıra beyaz yakalı çalışanlarda yabancılaşmanın artışıyla örgütsel bağlılık kavramının öne çıkması…
  • Modernizme olan inancın bitişiyle sinema sanatına yansıyan Amerikan rüyası eleştirilerinin artması…
  • İşletme yönetimi literatürünün yerel verilerle yeniden oluşturulmasının gerekliliği başka bir konuşmanın konusu olmakla birlikte bu çalışma; evrensel geçerliliği olan bir dönem araştırmasıdır.
  • Mevcut işletme literatürünü oluşturan olgulara farklı olarak bakılması gereklidir.

20.YÜZYIL BOYUNCA İŞLETMELERİN YÖNETİM ANLAYIŞLARI NE TÜR TOPLUMSAL TEPKİLERLE KARŞILAŞMIŞ, BU TÜR TEPKİLER SİNEMA SANATINDA NASIL ORTAYA KONMUŞ VE AYNI DÖNEMDE İŞLETMELERİN YÖNETİN ANLAYIŞLARI NE YÖNDE DEĞİŞMİŞTİR?

  • Popüler filmlerin sanat filmlerinin tersine toplumun nabzını tutma ve yalnızca dar bir entelektüel çevreyi ilgilendiren bireysel problemler ele alınmıştır.
  • Kaynağa ulaşma zorlukları…
  • Yalnızca popüler olanın incelenmesi
  • Kısıtlanma kriteri
  • Eleştirisel kimlik taşıyan filmler (korku, romantik, komedi, macera)

popüler kültür

HAWTRONE ARAŞTIRMALARI

DÜNYADA NELER OLMUŞ?

1930-1945

Dönemin yapısı itibariyle bu araştırmanın sonuçları pek fazla rağbet görmemiş, fikrin yaygın olarak kabul edilmesi ve uygulamaya konması II. Dünya savaşından sonra gerçekleşmiştir. İşsizliğin arttığı, savaş ekonomisinin hâkim olduğu bu dönemde genel olarak Taylor tarzı üretim anlayışı hakimiyetini korumuştur.

Dönemin önemli filmleri şu şekilde yer almaktadır:

  • Altına Hücüm (1925)
  • Metropol (1927)
  • Modern Zamanlar (1937)
  • Bay Smith’in Washington Ziyareti (1939)
  • Gazap Üzümleri (1940)
  • Yurttaş Kane (1941)

1945-1960

1.Dünya Savaşı’nın Avrupa ülkelerinde yarattığı yıkım ve Doğu Blok’unda sosyalizmin yükselişi, bu dönemde özellikle kapitalist ülkelerde psikolojik savaşın bir parçası haline getirilmiştir. Amerikan yaşam tarzı, bireycilik, pragmatizm (yararcılık), tüketim, konformizm (uymacılık), fetişizm, milliyetçilik gibi değerler topluma sinema aracılığıyla sunulmuştur. 1947’de Amerikan senatörü Mc Carthy’nin başlattığı komünist cadı avı, sinema sanatında eleştirel yaklaşımı benimseyenlerin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmış ve böylece bu dönemin popüler kültüründe mevcut sistem yüceltilmiş dil ve üslup birliği sağlamıştır.

İşletme Yönetimi Alanındaki Değişimler: Toplum neoklasik dönemin baskısı altındadır. Ekonomide sosyal devlet yaklaşımı öne çıkmış ve Avrupa genelinde uygulamaya konulmuştur. Toplumsal bir uzlaşma arayışının bir parçası olduğunu düşündüğümüz “işletmelerde insana değer verme” ve “sosyal devlet yaratma” süreci yöneten ve yönetilen arasındaki gerilimi azaltmış ve savaş sonrasında kayda değer bir iyimserlik ortamının kurulmasında rol oynamıştır. Amerikan Rüyası ve Kahraman Şerif bu dönemin en önemli filmleridir.

1960-1980

Savaşın etkilerinin giderek azaldığı ve batı toplumlarında sosyal devlet modelinin yerini iyice sağlamlaştırdığı bu dönem, insan hakları, demokrasi, özgürlük, adalet, barış gibi kavramların toplumsal beklentiler halinde dünyanın birçok ülkesinde sokağa çıkılarak savunulduğu dönem olarak tarihe geçmiştir. Sinema sanatında bütünlüğün bir daha bir araya gelmeyecek şekilde parçalandığı, politik filmlerin yanında postmodernizm (modernizm sonrası), varoluşçuluk gibi farklı akımların hâkim olduğu sanat filmlerinin ortaya çıktığı gözlenmiştir. Tür filmleri bu dönemde kendi alanlarını yaratmış ve özellikle bu filmlerin bakışından sinema tam anlamıyla ticari bir meta haline gelmiştir.

İşletme Yönetimi Alanındaki Temel Değişimler: Bireylerin kazandıkları özgürlükler farklı bir yapıya bürünmüş, büyük şirketlerin avukatlarının mahkemelerde her şirketin tüzel bir birey olduğu savından yola çıkarak karlılık ve büyüme oranı dışında hiçbir amacı olmayan bireylerle şekil değiştirmiştir. Rekabetin üst düzeye çıktığı bu yıllar stratejik yönetim yaklaşımının önem kazandığı, tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik reklamların, kampanyaların ve promosyonlarının önemi keşfedilmiştir.

İşletmeler halka yeni bir yaşam biçimi sunmaya soyunmuş ve iddialı pazarlama politikaları ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra markalar gerçek insanlar gibi karakterlere bürünmüş, imaj kavramı öne çıkmış ve tüketim kültürü toplumların yapısını ciddi bir şekilde değiştirmeye başlamıştır.

Dönemin önemli filmleri şu şekilde yer almaktadır:

  • Mançurya’lı Aday
  • Baba I-II
  • Guguk Kuşu

1980-2005

Sosyalizmin çöktüğü, sosyal devlet modelinin kendi yükünü taşıyamamaya başladığı ve yükselen değer olarak neo-liberalizmin ortaya çıktığı bu dönemde televizyonun da etkisiyle tam bir karmaşa yaşanmıştır. Tabiri caizse sermayenin uluslararasılaşması, sınırların ve duvarların kalkmasıyla şirketler devletlerden daha güçlü bir hale gelmiştir ve sinema sanatında uzun zamandır gerçekleşmeyen bir şey yaşanmıştır. Chaplin’den beri ilk defa gişe filmleri büyük oranda eleştirel yapıya sahip olmaya başlamıştır.

İşletme Yönetimi Alanındaki Temel Değişimler: Devletler ekonomik süreçlerdeki merkezi konumunu özelleştirme gibi yöntemlerle küçültürken, rekabetçi piyasa ve bilgi işlem teknolojileri de çalışma hayatını yeni baştan şekillendirmiştir. Teknoloji, yeni organizasyon yapılarının ortaya çıkmasına elvermiş ve işletmelerin yapısında bilgi işçileri ağırlıklı bir paya sahip olmuştur. Değişen değer sistemleri, değişen çalışma sistemleri ve değişen yaşam tarzları modern insanın tüm bu teknolojik dünyaya yabancılaşmasına neden olmuştur

Sanayi devrimini yüzyılın başında yaşamış ülkeler, fiziksel üretimlerini üçüncü dünya ülkelerine kaydırmışlardır. Çalışanlara verilen haklar, sosyal baskılar ve ücretlerin yüksekliği işletmeleri böyle bir çözüme itmiştir ve bunun yanı sıra işletmelerde kalite üstünlüğü rekabette ön plana geçmiştir ve kalite rekabetin temel taşı haline gelmiştir.

Dönemin önemli filmleri şu şekilde yer almaktadır:

  • Bir Zamanlar Amerika
  • Bir Şirket Komedisi
  • Trainspotting
  • Amerikan Güzeli
  • Ofis
  • Dövüş Kulübü
  • Donnie Darko
  • V for Vendetta

FİLM TÜRLERİNİN İZLENME ORANI

popüler kültür

TÜRKİYE’DE NELER YAŞANDI?

  • 1950’lerden beri Türkiye’de liberal ekonominin izleri görünmüş ve sinema sanatı canlanmıştır.
  • Sanayileşme, köyden kente göç, feodal köy düzeni, kent insanının trajikomik batılılaşma çabaları, toplum yapısında yapay bir şekilde oluşmaya başlayan sınıf farklılıkları, kent hayatında kaybedilen erdemler, siyaset alanında yaşanan kirlilik ve idealizm Yeşilçam’ın eleştirel yapısının içine hapsolmuştur.
  • Kapanan salonlar, azalan seyirci, bilet fiyatlarını saptamada tek yetkili olan belediyelerin anlayışsızlığı…
  • Artan yapım ve ithal maliyetleri, seyircinin azalan ilgisi, Batılılaşma sendromu, bilet fiyatlarının fahişliği ve seansların sürekli sarkması…
  • Tarihi yanlışlar, hatalar, cehalet ve sorumsuzluk sinema işletmeciliğinin Türkiye’de yeteri kadar gelişememe nedenleridir.
  • Aynı mahallelerde hesapsız-kitapsız yapılan Alışveriş Merkezlerinde açılan salonların kendi aralarında rekabet etmesi işletmecilik anlamında sorunlar doğurmuştur.
  • Bazı salonlarda yerin altına inmeyi gerektiren ve perdeleri uluslararası normlara uymayan konforsuz salonlar sinema işletmeciliğini öldürmeye başlamıştır.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Arzu Çevikalp

Arzu Çevikalp

Genel Yayın Yönetmeni
1982 yılında İstanbul’da doğmakla başlayan hayatım, 10 yaşında yazı yazmakla ve her yazdığını kodlamakla anlam kazanır. Sadece şiir, deneme ve öykü gibi türlerde yazı yazmak yetmez, ilgi alanlarımın genişlemesiyle yepyeni türlere doğru yelken açarım. Film eleştirileri, kısa haberler ve diğer muhtelif sinema yazıları... Açıkça ifade etmem gerekirse, sinema hakkında yazı yazarken tıpkı ufak bir çocuğun annesini gördüğünde sevindiği kadar seviniyorum ve kendimi bembeyaz bulutların arasında dans ediyor gibi hissediyorum. Hiç bırakmayacağım bir görev. Mail yollamak için linke tıklayın.