Değerlendirme

“Transit” Filmi ile İlgili Değerlendirme

Yazar Puanlaması

Yönetmenlik8.5
Senaryo6
Sinematografi8
Oyunculuk8.5
7.8

Özet

“Barbara” filmi ile dünya genelinde tanınmaya başlanan Alman yönetmen Christian Petzold, İkinci Dünya Savaşı döneminde geçen yeni filmi Transit ile vizyonda yer alıyor. Yönetmenin bir önceki filmi “Yüzündeki Sır (Phoenix)” da İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçen bir çalışma olmuştu. Transit, savaş döneminde Paris’te bulunan Alman Georg’un Fransa’daki serüvenine tanıklık ediyor. Georg elinde ölü bir yazarın kimliği ile önce Marsilya’ya geçer. Daha sonra ise gitmek ve kalmak arasındaki kararsızlığı ve kimliksizliği ile Marsilya’da salınmaya başlar.

Transit filminin ilk bölümü Paris’te geçmektedir. Georg, bir mektubu teslim etmek için yazarın kaldığı otele gittiğinde onun öldüğünü öğrenir. Otel sahibi/görevlisi yazarın geriye kalan eşyalarını Georg’a verir. Bu durum Georg’un bundan sonraki hayatını bir hayli etkileyecektir. Bu arada Nazi birlikleri de Paris’e varmıştır.

Georg yaralı bir arkadaşını da yanına alarak kaçak şekilde trenle Marsilya’ya doğru yola çıkar. Yolculuk sırasında, ölen yazarın eşyalarına göz atan Georg, yazarın ayrıldığı eşi Marie’nin yazdığı mektubu, yazarı Meksika’ya davet eden yazıyı ve yazarın son çalışmaları ile ilgili notları bulur. Marsilya’ya vardıklarında ne yazık ki Georg’un yaralı arkadaşı hayatını kaybeder. Georg’un sorumluluğunu üstleneceği ölü sayısı artık iki olmuştur.

Transit: Aşkın Peşinden Gitmek mi Yoksa Aşkın Ardında Kalmak mı?

TransitGeorg ilk iş olarak yolculuk sırasında hayatını kaybeden arkadaşının eşi Melissa’ya ve oğlu Driss’e acı haberi vermeye çalışır. Bu kederli zamanlarında ailenin yanında olmaya çalışan Georg, Driss’in de sevgisini kazanır. Kaybettiği babasının yerine koyduğu bir figürdür belki de Georg onun için.

Georg ölü yazarın eşyalarını konsolosluğa teslim etmeye gittiğinde işler birden farklı bir şekilde gelişir ve Georg bir anda kendisini yazarın kimliğini üstlenmiş şekilde bulur. Bu sırada Marsilya’daki resmi dairelerde ölen eşini arayan (ama öldüğünü bilmeyen) Marie ile Georg’un yolları gizemli bir şekilde birkaç kez kesişir. Hikâyeye Marie’nin sevgilisi ya da birlikte yaşadığı Richard da dahil olunca “aşk” içinden çıkılması güç bir geometrik şekle bürünür.

Georg, Marie ve Richard üçlüsü arasında Meksika’ya kimin ya da kimlerin gideceği son ana kadar belli olmaz. Aşk üçü için de dengeleri her an değiştirmeye hazır gibidir. Biri aşkının peşinden giderken bir diğeri aşkının ardında kalacaktır.

Bir dönem filmi olarak düşünülebilecek bu çalışmayı yönetmen günümüzdeki mekanlar ve dekorlarla kurgulamıştır. Bu yaklaşımın güzel işlediğini söyleyebilirim. Bununla birlikte bu film “Yüzündeki Sır” filminden çok çok daha başarılı olmuş. Öte yandan filmin büyük bir bölümünde kullanılan hikâye anlatıcısı/dış ses ise kanaatimce iyi bir tercih olmamış.    

Genel olarak değerlendirdiğimde filmi başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Hem oyunculuklar hem de görsel estetik iyi bir seviyede duruyor. Hikâye anlamında ufak tefek sıkıntılar içerse de yönetmenlik anlamında iyi bir iş kotarılmış.

Filmin Künyesi:

TRANSIT | Yönetmen: Christian Petzold / Senarist: Christian Petzold, Anna Seghers (Roman Yazarı) / Oyuncular: Franz Rogowski (Georg), Paula Beer (Marie), Lilien Batman (Driss), Ronald Kukulies, Godehard Giese (Richard), Maryam Zaree (Melissa), Barbara Auer (Mimar), Matthias Brandt (Barmen, Dış Ses), Sebastian Hülk (Paul), Antoine Oppenheim (Binnet), Antoine Oppenheim (Jean Binnet), Alex Brendemühl (Meksika Konsolosu), Trystan Pütter (Amerika Konsolosu) / Almanya / 2018 / Renkli / 101´

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Necip Gözüaçık

Necip Gözüaçık

Sinema Yazarı
1984 doğumluyum. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik-Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinden mezun oldum. Yaklaşık on yıldır özel bir şirkette haberleşme ve yazılım mühendisi olarak çalışmaktayım. Sinemaya olan ilgim ilkokul yıllarından itibaren Kemal Sunal filmleri ve Arzu Film yapımları ile başladı. Üniversite yıllarında ve sonrasında ise Nuri Bilge Ceylan sineması, sanat filmleri ile daha farklı bir boyut kazandı. Elimden geldiğince sinema ile ilgili yeni şeyler öğrenmeye, okumaya ve takip etmeye çalışıyorum. Sinema salonlarında izlediğim filmlerle ilgili notlar almak, onlarla ilgili duygu ve düşüncelerimi yazmak bana oldukça keyif veriyor. Amatör bir ruh ile profesyonel sinemasever olarak yaşamaya çalışıyorum.Mail yollamak için linke tıklayın.