Değerlendirme

Halef: Öğrenmenin Yolu “Ölmektir”

2009 yılında ilk uzun metrajı “Hayatın Tuzu” ile bir başyapıta imza atan ardından 2014 yılında “Neden Tarkovski Olamıyorum?” filmi ile yine şok edici bir sürprizi beğenilerimize sunan araya bir iki televizyon dizisi sıkıştıran yönetmen “Murat Düzgünoğlu”nun merakla beklenen yeni filmi “Halef’’ başka sinema seçkisinde vizyona girdi.

Halef

Babasından kalan portakal bahçesinin hasadı için Adana’ya geldiği karşısında bulduğu genç adam, yıllar önce trajik bir şekilde kaybettiği abisi Halef olduğunu iddia eder. Üstelik bu iddiaya bütün ahali inanmıştır. Beynindeki tümörden dolayı geçirdiği sara nöbetlerinden kurtulmaya çalışan Mahir önceleri bu olaya saçmalık diyerek inanmaz ama çevresindeki herkesin (ki buna yörenin şıhı olarak kabul edilen hoca bile) kabullendiğini ve aynı zamanda giderek ölüme daha da yaklaşmasının verdiği çaresizlikle ne yapacağını bilemez.

Murat Düzgünoğlu’nu 2009’da “Hayatın Tuzu” filmiyle Bursa’da “İpekyolu Film Festivali”nde izlemiştim. Bana göre kelimenin tam anlamıyla ağzımıza bir parmak bal çalan hoca, aradan geçen dokuz yılın ardından balın üzerine kaymak da katarak hayli lezzetli bir şölen sunuyor bizlere.

Kendisiyle yaptığım görüşmede de teyit ettiğim üzere gerçek bir olaydan esinlenerek senaryolaştırılan bu film Adana’da gerçekten bir inanış haline gelen “reenkarnasyon” hadisesine farklı bir gözle bakıyor.  Sinemamızda belki de türünün, daha doğrusu korku, gerilim, bilim kurgu ve fantastik türlerini bünyesinde barındıran tek örneği.  

“Sony f65” ile çekilen film başarılı görüntü yönetiminin yanı sıra özenle yapılmış bir renk düzenlemesi ile dikkat çekiyor. Sahnelerin neredeyse tamamı yakın plan çekilmiş veya kurguda o şekilde verilmiş ama bu hiçbir surette rahatsız etmiyor. Müzik yerine kaliteli bir ses miksajıyla börtü böcek, hayvan ve ağaç sesleri kulağımızı tırmalıyor…

Her ne kadar şifresini erken çözen bir film olarak karşımıza çıksa da sürpriz ve ucu açık bir finalle noktalanıyor film.  Murat hocam filmin finalini seyirci yorumuna bırakıyor yani her izleyici kendi izlenimine göre bir final belirleyebilir ama aslında bütün mesele burada başlıyor; inanıp inanmamak. Eminim ki koltuğa çakılı bir vaziyette filmi final jeneriğine kadar soluksuz izleyeceksiniz.

Halef

Oyunculuk performanslarını değerlendirmeye zaten gerek yok zira Muhammed Uzuner mükemmel bir performans sergilemiş. Baran Şükrü Babacan da Halef rolüyle çok başarılı; keza Güler Ökten’in sesinin tınısı kendinizi Yeşilçam’ın efsunlu dünyasında hissetmenize yetiyor.  Filmle ilgili tek eleştirim şu yönde olabilir; keşke Mahir evde annesiyle daha çok vakit geçirip meselenin aslını ilk önce annesinin ağzından dinlenebilseydi…

Netice itibariyle filme festival ve vizyon yolculuğunda başarılar diliyor Murat Düzgünoğlu hocamızdan da bu kadar basit işlerin bel altı komedilerin ve cinli perili saçma sapan filmlerin içinde böyle kaliteli ve üst düzey bir iş için bir dört yıl daha bekletmemesini rica ediyorum.

Filmin Anahtar Sahnesi: Filmin bana göre iki önemli sahnesi var ve ben ikisini de söylemeden geçemeyeceğim; ilki filmin en etkileyici sahnesi: Mahir’in annesinin öldüğü sahne.

Filmin İkinci Anahtar Sahnesi: Mahir ile Halef’in hesaplaştığı sahnede Mahir’in itirafı.

Filmin Anahtar Repliği: Mahir’in şıha söylediği alaycı söz “Maşallah buralarda da kimse tek hayatla yetinmiyor.”

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Levent Demirci

Levent Demirci

Sinema Yazarı
30.12.1974 Bursa doğumluyum. Babam 1974 ve 1990 tarihleri arasında Bursa'da sinema işletmeciliği ve film dağıtımı yaptı. Ben de sekizinci kısa filmimin çekimlerini henüz tamamladım. Bir de uzun metraj senaryom bulunmaktadır. Çekim için destek beklemekteyiz. Bursa'da yerel basında sinema köşe yazarlığı ve İsmail Güneş 'in filmlerinin Bursa galasını yaptım. Türk sinemasını ve yönetmenlerini Yeşilçam'dan itibaren itinayla takip etmekteyim. Mail yollamak için linke tıklayın.