Değerlendirme

Climax-Cehenneme Dönen bir Parti

Sadece seyirci kalmak mümkün değil…

Dönüş Yok” (İrreversible) ya da “Aşk” (Love) gibi filmlerini izleyenler bilirler ki Gaspar Noé, hikaye akışından, kullandığı açıya ve müziklere kadar her konuda diğer yönetmenlerden farklıdır. Aslında izlerken zaman hızlı akıyor da olsa, rahatsız ediciliğiyle, sonunu getirmek hiçbir filminde pek kolay değildir.

Karanlık bir sinema salonunda, koltuğunuza oturup beyaz perdeden filmi izlemeyi beklerken, kendinizi 96 dakikalık bir dans partisinde bulabilirsiniz. Hikâye akarken, partideki müziklerden ya da ortamdan rahatsız olanlar, perdedeki parti arkadaşlarını sevmeyenler salonu terk edebilirler, kalanlar ise her şey bitip ışıklar açıldığında tüm o yorgunluğu hissedeceklerdir. Climax, işte tam böyle bir film. Kırmızı zeminli bir dans pistinde saatlerce dans etmiş, çevrendeki insanların delirmesine şahit olmuş ve her şeyi anlamaya çalışırken iyice yorulmuş bir halde buluyorsunuz kendinizi. Işıklar yandığı anda sesli ya da sessiz bir oh çekerek, dünyanıza geri dönüyorsunuz.

climax

“Doğum ve ölüm olağanüstü tecrübelerdir. Yaşam ise gelip geçici bir zevktir.”

Cannes’da “Yönetmenlerin On Beş Günü” bölümünün en iyi filmi seçilen “Climax” de yönetmenin klasikleşmiş imzası olarak; final sahnesi ile başlıyor. Ardından hikâyenin zamansal olarak en başına, 90’ların ortasında bir dans ekibi seçimlerine dönüyoruz. Mülakatları kitaplık içerisindeki bir TV ekranından izlerken, karakterler hakkında genel olarak fikir sahibi oluyoruz. Dans için her şeyi feda edebilecek olanlar, kardeşiyle birlikte ekibe katılanlar, eşcinseller, yurtdışından gelip kendini kabul ettirmek isteyenler, şiddet eğilimi olanlar… TV ekranından dışarıya bakınca kitaplıktaki şizofreni, çıldırma, cehennemle alakalı dizili kitaplar göze çarpıyor. Her ne kadar “Noé “Madrid’deki gösteri sonrası söyleşisinde bunu özellikle yapmadığını belirtmiş olsa da filmin bütününe bakıldığında, ilişkisini hissettiriyor. 

Dans ekibinin, karlı bir kış gecesi Amerika’daki gösterisi öncesi provalarından sonra parti başlıyor. Hazırlanmış olan içkilerine (sangria) katılan LSD’den bihaber olan ekibin eğlencesi zaman geçtikçe halüsinatif bir kabusa dönüyor. Durmayan müzik, bitmeyen ritim ve ışıklar, sadece ekrana yansıtılan doğum, yaşam ve ölüm konularındaki cümlelerle bölünüyor ve sorgulatıyor. “Hayat müşterek bir imkansızlıktır.”

Filmin başlangıcında olayların gerçek bir haberden olduğunun yazması, izlerken daha fazla rahatsız olunmasını sağlıyor. Film sonrasında araştırdığımda, “Noé”nin kişileri korumak amacıyla hikâyenin aslını saklı tuttuğunu söylediğini gördüm. Bir diğer yandan bunun filmi daha etkileyici yapmak için “Noé”nin hayal gücü olduğunu iddia edenler de var.

climax

Yönetmen filmi izleyecek olanlara, afişte çok net bir şekilde sesleniyor:  “Herkese karşı Başına’yı (I Stand Alone) küçümsediniz,  “Dönüş Yok”tan (Irreversible) nefret ettiniz,  “Boşluk”tan (Enter the Void) tiksindiniz, “Aşk”ı (Love) lanetlediniz, şimdi “Climax”i deneyin.”  Ancak Noé’nin filmlerine alışmaktan mı kaynaklanıyor yoksa bu filmin önceki filmlerine kıyasla şiddet dozunun biraz daha düşük olmasına mı bilinmez, filmin şu ana dek izleyicilerden oldukça olumlu yorumlar aldığı da bir gerçek.

Filmin Künyesi:

Climax / Yönetmen: Gaspar Noé / Oyuncular: Sofia Boutella, Romain Guillermic, Souheila Yacoub, Kiddy Smile, Claude Gajan Maull, Giselle Palmer/ Fransa / 2018 / 96’

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

Yorum bırakın

Ayça Çavcı

Ayça Çavcı

Sinema Yazarı
1987 Temmuz ayında Gaziantep’te başlayan hikayem, Türkiye’nin birçok şehrine uğradıktan sonra bir süredir İstanbul’da devam ediyor. Kendimi tam zamanlı bir beyaz yakalı ve yarı zamanlı tiyatro ve sinema seyircisi olarak tanımlayabilirim. Bir derdi olan ve bunu anlatma yolu olarak sanatı seçmiş kişileri seviyorum. Sanırım dertlerimizin benzerliğinden dolayı sinema dünyasında özellikle yerli filmleri daha yakından takip etmeye çalışıyorum. Issız adaya düşsem yanıma Tolga Karaçelik, Onur Ünlü ve Yeşim Ustaoğlu’nu alırdım, Tayfun Pirselimoğlu, Reha Erdem, Zeki Demirkubuz ve Çiğdem Vitrinel de misafirimiz olsa ne güzel olurdu…Mail yollamak için linke tıklayın.