Kısa Filmler

Unutulmuş Bir Tarihe Dokunuş: ’’Ah Bir Ataş Ver’’

Herkesin bir şekilde kulak aşinalığı olan fakat birçoğumuzun hikâyesini bilmediğimiz Ah bir ataş ver adlı türkümüz aslında içinde çok büyük bir dramı barındırmaktadır. 4 Nisan 1953 tarihinde Çanakkale’de yapılan Nato tatbikatından dönen Dumlupınar isimli denizaltımız maalesef bir kaza geçirmiş ve su alan denizaltı yerin 88 metre altına çakılmıştır. Dönemin teknolojik imkânları içinde hayatta kalan denizciler kurtulamamış ve 81 denizcimiz hayatını kaybetmiştir.

Yıllarca yapımcı ve yönetmenlerimizin değinmediği bu konu üzerine Gökhan Kaya isimli kısa film yönetmenimiz eğilmiş. Senaryosunu ve yönetmenliğini Gökhan Kaya’nın üstlendiği ‘’Ah bir ataş ver’’ isimli kısa film bu durumu ile hemen dikkatimi çekti. Uzun metraj konusu ve prodüksiyonu gerektirdiğini düşündüğümüz filmin altından yapım ekibinin nasıl kalktığı ve ne derece başarılı olduğunu görmek için açık konuşmak gerekirse sabırsızlandım. Kısa bir süre önce izleme imkânı bulduğum kısa filmi bu yazımda ele almak istedim.

Ah Bir Ataş Ver

Filmimiz yukarıda da bahsettiğim gerçek bir olaydan uyarlanarak senaryolaştırılmış. Olayın kaba hatlarını bilmemize rağmen olayı yaşayan şehitlerimizin neler hissettiği, neler konuştukları, son anlarını nasıl yaşadıkları filmimizde senaristin yaratıcılığı ile şekillenmiş. Oluşturulan karakterler ve olay öncesinde denizcilerin vakit geçirdikleri anlar, duyguları ve birbirleri ile olan ilişkileri akıcı bir şekilde hazırlanmış. Çünkü sonunu bildiğimiz gerçek bir olayda seyircinin dikkatinin toplanması ve filmin sonuna kadar o merak duygusunun canlı tutulması kolay bir durum değildir. Senaristimiz bu anlamda bence gayet başarılı. Ayrıca, biraz spoiler içerecek ama Victor Hugo’nun ‘’Bir mahkûmun son günü’’ eseri ile kurulan bağlantı gerçekten çok hoşuma gitti. Karakterlerle güçlü bir bağ kurmak kısa filmde çok zor olsa da 30 dakikalık sürede filmimiz bu anlamda başarı sağlamış. Her zaman dediğim ‘’Kendi senaryosu ile çalışan yönetmen avantajlıdır.’’ Sözü bence bu kısa filmde de kendini hissettirmiş ve ekrana olay örgüsü güzel bir şekilde yansıtılmış.

Gel gelelim ciddi bir prodüksiyon ve teknik desteğe ihtiyaç duyan bir hikâyenin bu anlamda ne kadar başarılı olduğuna. Filme Kültür ve Turizm bakanlığı yanında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı da destek vermiş. Bu destekleri filmde açıkça görebiliyoruz ki; film zaten bir denizaltının içinde geçiyor. Filmimizin görüntü yönetimi ise gerçekten takdire şayan diyebilirim. Ayrıntı çekimleri, ışıklandırma ve özellikle kaza sahnesindeki kamera kullanımı başarılı olmuş. Yine yönetmenimiz dar alan koşullarında gayet güzel açılar yakalamış. Kısa filmlerde en büyük problem olan konuşma sekanslarındaki kopukluk sorunu ise filmde neredeyse hiç yok. Netleme sorunları barındırmayan, görmek istediklerinizi veya görmeniz gerekenleri size sunan film bu noktalarda yine benden tam not aldı. Filme yapacağım ufak bir eleştiri ise ‘’keşke küfürler olmasa ve bu filmi tarih bilincinin artması için öğrencilerimize de izletebilseydik.’’ oldu.

Ah Bir Ataş Ver

Oyunculuk konusuna gelecek olursak, filmde genç ve tecrübeli oyuncular bir arada iyi bir ahenk yakalamışlar. Genç denizci askerler gençliğin verdiği o tez canlılığı ve heyecanı güzel yansıtmışlar. Komutan rolündeki oyuncularımız ise askeri disiplin ve soğukkanlılığı etkili bir şekilde yansıtmışlar.  Şakacı ve hayatı tiye alan gençlerin son anlarında bile bu tavırlarını sürdürmeleri filme farklı bir anlam katmış. Filmdeki ‘’Ülkeler askerlerini ölüme terk etmezler ama ölüme gönderirler.’’ Repliği ise gerçekten beyinlere kazınacak nitelikte.

Kısa filmeler yapılan yatırımların çok az olduğu bir ortamda farklı kurum ve kuruluşları işin içine katarak, hatta bir lens firmasını filmine sponsor alarak Gökhan Kaya gerçekten büyük bir iş başarmış. Ciddi bir cevher barındıran tarihimize büyük yapım şirketleri sırt çevirirken ya da prodüksiyon olarak altından kalkamayacağını düşünürken film onlara bir ders niteliğinde.

Sinemanın sadece para ve yatırım olmadığı senarist, yönetmen ve görüntü yönetmeninin bu anlamda ne kadar önemli olduğunu inşallah yapımcılar bu filmi izleyerek anlarlar. Yine yer yer kısa filmcilere ekonomik destek veren kurum ve kuruluşlar umarım doğru ve iş bitirici kısa filmcilere bu imkânları sağlarlar.

‘’Ah bir ataş ver.’’ Kısa filmi şu an festivallerde ve kısa film yarışmalarında boy gösteriyor. Daha şimdiden birçok yarışma ve festivalden ödülleri film kucaklamayı başarmış durumda. Özellikle yurt dışında birçok festivale kabul edilen kısa film ülkemiz sinemasının temsili anlamında büyük bir görev üstlenmiş bulunmaktadır. Bu yolda yönetmen ve senarist Gökhan Kaya’ya bol şans, başarılar ve ödüllerin devamını diliyorum. Cesur, yaratıcı ve yenilikçi yönetmenlerimizin ve kaliteli kısa filmlerin sayısının artması dileğiyle…

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti

2 Yorum

  1. Abdullah bey yazılarınızı önemle takip ediyor ve yeni yazınızın çıkmasını dört gözle bekliyorum. Meslektaş olmamızın verdiği yakınlıkla sizi tebrik eder başarılarınızın devamını dilerim. Ufak bir eleştirim küfür konusunda benim görüşüm hayat gerçekliğini vermek için kullanılabilir. Sansür kullanarak inanıyorum ki öğrencilerimize zamanı gelince izletebiliriz. Filmi izlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

Yorum bırakın

Abdullah Düğer

Abdullah Düğer

Kısa Film Yönetmeni
1988 yılında Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde dünyaya gelmiştir. İlköğrenimini Aksaray’ın Sarıyahşi ilçesinde orta ve lise eğitimini de Kırşehir’de tamamlayarak üniversite eğitimine geçmiştir. Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf öğretmenliği bölümünden mezun olarak 2013 yılında Muş iline öğretmen olarak atanmıştır ve halen burada görevine devam etmektedir. Lise yıllarından bu zamana kısa film ve belgeselcilik ile hobinin ötesinde bir tutku ile ilgilenmektedir. Ulusal çapta kısa film finalistlikleri ve dereceleri bulunmaktadır.Mail yollamak için linke tıklayın.