Ana sayfa » Bir diziden Fazlası: Mr. Robot/Batuhan Kaplan

Bir diziden Fazlası: Mr. Robot/Batuhan Kaplan

SİBER ANARŞİ + ÇOKLU KİŞİLİK BOZUKLUĞU = PASİF HAK, ADALET ve GEÇMİŞ ARAYIŞI

Gündüzleri siber güvenlik firmasında çalışarak tıpkı kadrajlarında olduğu gibi büyük firmaların altında ezilen ve köşeye sıkıştırılan, geceleri ise hak ettiğini düşündüğü kişileri hackleyerek kendince ufak ama etkili bir adalet işleyişi sağladığını düşünen Elliot Alderson’un bir günlük hayatını bize göstererek zihnimize sert bir vuruşla girdi Sam Esmail; ilk başta uzun metraj olarak düşündüğü fakat sonradan diziye çevirdiği Mr. Robot ile…

İlk başta film olarak düşünülmesinden de anladık ki bu hikâyenin sonu çoktan belliydi. Lakin Esmail, biz dizinin 3. sezonunu sabırsızlıkla bekleyeduralım; 4. ve 5. sezonunun olacağını da belirtmişti çoktan. Bu sonu belli bekleyişin zevkini sabrederek çıkarmak gerek diyerek dizinin bu zamana kadar bize gösterdiklerini-göstermediklerini, nedenlerini, ileride gösterebileceklerini düşünmeye ve naçizane analiz etmeye, teoriler üretmeye geçelim.

Başlarda yalnız, iç sesi hiç eksilmeyen hatta içindeki sesle sanki bizmişiz gibi konuşan, uyku sorunları çeken, hacklediği her kişinin cd’sine özel bir grup ve parça seçmesinden anladığımız üzere müzik zevki çok iyi ve arayış dolu bir hayatı olan Elliot, kendi başına sağlamaya çalıştığı adalet denemeleri ile sevdirmişti kendini bizlere. Çevresinden uzak durarak, gerekmedikçe konuşmayarak ya da çok az kelime sarf ederek bize o melankolik hayatını tüm bunlara eşlik eden samimi ve gerçekçi iç sesiyle süslemiş ve bu sayede kendisiyle aynı şeyleri düşünmeyi dolayısıyla özdeşleşmemizi sağlamıştır. Bu çabalarının bir karşılık bulmasını bekler ve isterken bir hacker grubu ve onun gizemli lideri, Elliot’u kendilerine katmak amacıyla takibe almışlardır. Elliot’un sonradan öğrenecekleri ve bundan dolayı zaten çatlak olan ruhunu iyice kıracak ve parçalara ayrılmasına neden olacaktır.

BİRAZ FIGHT CLUB, BİRAZ WHO AM I

Kahramanımızın bir sigorta şirketi yerine siber güvenlik firmasında çalışması ve hak verme işlemini bina patlatmak yerine insanların piksellere hapsolmuş sırlarını ortaya dökerek yapması, Esmail’in kendisinin de belirttiği gibi dizinin Fight Club’tan alınmış bir ilhamla yaratıldığını gözler önüne seriyor. Tema, konu ve işleyiş bakımından da Who Am I’ı andırmıyor değil.

Dizi başlarda çok hareketli geçse de tıpkı hayat gibi arada bir yavaşlıyor ve düşünmemizi istiyor. Anarşik bir intikam aksiyonu bekleyenlerin psikolojik bir gerilim hattıyla karşılaşacaklarını belirtmek gerek. Ayrıca çok cesur bir dizi olduğunu da es geçmemek lazım. Çoğu markanın ismini vermesi, teşbih yaptığı ve ima ettiği şeyler seyirciye bırakılsa da aslında tümüyle bir dünya, burjuvazi, marka ve şirket, yeni düzen, gizli örgütler, sistem, siyaset eleştirisi olduğunu görüyoruz.

Her bölüm o anki auraya göre yapılan müzik seçimi, Elliot’un çoğu zaman içinde kalan ve hiç dışarı çıkamayan ama aslında her insanın benzer düşüncelerini dışarıya olabildiğince yüksek bir sesle yansıtması gereken demagojik, edebi ve sorgulayıcı düşünceler, karmaşık zihnine rağmen egosu ve vicdanı haline gelmiş babasıyla verdiği sabır dolu mücadele ve münakaşalar, karakterler ve konu akışına göre yapılan estetik kurgular ve planlar diziyi izlemeyi zevke dönüştüren hatta düşünmemizi sağlayan en büyük unsurlar adeta…

KURALLARI YIKMANIN ZEVKİ

 Çeyrek dairelik kadrajları yetmezmiş gibi her bölüm psikolojik açıdan bir tahlil yapmayı ihmal etmeyen dizi, sadece birkaç kelimeyle bile büyük bir beklenti ve heyecan yaratarak seyirciyi de Elliot’un kardeşi ve babasının da içinde olduğu zihnine sokmayı başarıyor. Aslında gerçek hayattaki bilinen en büyük hacker grubu Anonymous’un denemelerini The Careful Massacre of the Bourgeoisie adlı filmdeki katilin Vendetta’nınkine çok benzeyen bir maskesiyle sembolize ederek, Fight Club’taki kişilik ve hafıza gelgitlerini de bununla birleştirerek enfes bir kolaj çıkarıyor Esmail ve ekibi. İnsanı, Lacan’ın hep savunduğu gibi eksik olduğuna çaresiz bir şekilde inandırıyor ve kabullendiriyor dizideki çoğu replik. Arzulananların amaç yolunda bir nesneye dönüşebileceğini, risk almanın bilerek soğuk bırakılmış bir yemeği yemek olduğunu ve en önemlisi insanların dürüstlüğe değil, güce saygı duymasının en acınası acizlik olduğunu hatırlatıyor bize. Gücü elinde bulunduranların da çok iyi bildiği gibi House of Cards’tan alıntılamış olduğumuz bu replik gerçekliğini gün geçtikçe arttıran bir konumda varlığını sürdürüyor ne yazık ki…

2.Sezonun final bölümünde babası ve Tyrell Wellick ile baş başa kalan Elliot’un “I’m the only one that exist…” repliği ise merakımızı iyice arttırsa da zihnine, elindeki tek ve en büyük güç olan hack yeteneğine duyduğu sorumluluktan daha büyük bir inanç ve yönlendirme becerisi geliştirdiğine ikna ediyor bizleri.

Bakalım yeni sezonda Elliot’un kalabalık ve yorgun zihninde daha neler bekliyor bizi. Sabır ve inançla beklerken dizide çalan şu parça ile sizi baş başa bırakıyoruz…

Dipnot: Mind Awake, Body Asleep… 🙂

BATUHAN KAPLAN/batuhantiger@gmail.com

Not: Bu yazının tüm hakları sinegazeteye aittir. İzin almadan, kaynak gösterilmeden kopyalanması telif hakları yasasına aykırıdır.

Amatör derecede müzisyen, profesyonel derecede sinema aşığı… Her alandaki ilhamını sevdiği parçaları dinlerken alan Okan Üniversitesi Sinema-Tv bölümü öğrencisi. Bugüne kadar birçok kısa film senaryosu yazdı ve çekti. İmkânları ve ilhamı izin verdiğince yazmaya da çekmeye de devam etmeyi düşünüyor. Edebiyatı ve tarihi seven, ileride her şeyiyle kendini anlatmayı başarabilen filmlerinin yönetmeni olmak gibi bir hayali olan kişi… İzlemek, dinlemek ve okumak neyse yazmakta onun için aynı derecede önemli ve zevkli. Her şeyiyle kendini onlarda bulduğu favori yönetmenleri Jim Jarmusch, Lars von Trier ve Andrei Tarkovsky. Çekmeyi istediği filmlerinin müziklerini kendi yapma düşüncesi ve isteği olarak Ennio Morricone ve Hans Zimmer gibi kişileri de idol olarak gören detaycı bir hayalperest.

Siz ne düşünüyorsunuz?

0 0

Bir yorum bırak

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Lütfen zorunlu alanları doldurunuz. * Yorumlar onaydan geçtikten sonra yayımlanacaktır. Küfür, hakaret ve spam içeren mail yazmayınız. Yapacağınız yorumlara lütfen dikkat ediniz.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Araç çubuğuna atla