Teknik Analiz

Sonsuz Şiir: Teatral-Sürreal Bir Otobiyografik Yeniden Deneyim

Sonsuz Şiir (Poesía Sin Fin); Şilili yönetmen Alejandro Jodorowsky’nin 2016 yapımı otobiyografik filmi olarak karşımıza çıkıyor. Yönetmen gençlik yıllarında yaşadığı değişimi, her zaman yaptığı toplumsal hicivle süsleyerek yine tarzını ortaya koyuyor. Yönetmenin gençlik yıllarında yaşadığı deneyim; olgunluk yıllarının bakış açısıyla yeniden deneyimleniyor.

Filmin en önemli özelliği, karakterlerinin abartılı jest ve mimikleri, rengârenk kostümleri, yer yer danslı, yer yer kuklalı teatral anlatımıyla bizi gerçeklikten koparıyor ve gerçekdışı bir anlatıma gark ediyor. Otobiyografik bir filmde teatral sürreal anlatımın benimsenmesi bakımından filmi son derece ilginç buluyorum. Şahsen sinemasal bağlamda çok tercih etmesem de, filme verilen emek bakımından şimdilik şahsi yorumlarımı teknik analiz kısmına bırakıyorum.

Sonsuz Şiir ve Özgürlüğüne Düşkün İsyankâr Birey

Jodorowsky; birey ve aile ilişkisinden, devlet ve toplum ilişkisine göndermeler yaparak kapsamlama yapıyor ve eleştirilerini daha geniş bir perspektife yayıyor. Özellikle orta sınıf ailelerde annenin çocuğuna/çocuklarına olan düşkünlüğü ve babanın otoriter bir tutumla çocuğundan/çocuklarından beklentileri ile çocuğun/çocukların hayalleri karşılaştırılıyor. Gençlerin ebeveynlerinin idealleri ve hayalleri arasında kalışı vurgulanıyor. Filmin ana karakteri Jodorowsky de bu durumdan nasibini alan gençlerden biri olarak önümüze sunuluyor. Jodorowsky şiirle tanışıyor ve şair olmaya karar veriyor. Fakat babası onun hekim olmasını istiyor. Aile toplantısında büyüklerin ne olacağını sorması üzerine “Şair olacağım” cevabını veren Jodorowsky, yani aç kalacaksın diye hayıflanıyor, otoriter baba araya giriyor ve oğlunun hekim olacağını araya sıkıştırıveriyor.

Baskılara dayanamayan Jodorowsky, büyükannesinin bahçesine çıkıyor ve baltayla bahçedeki ağacı kesmeye başlıyor. Kesilen ağaç, aile bağı kronolojisinin yerini tutuyor. Yani aile soy ağacının mecazi göstereni olarak yönetmen tarafından kullanılıyor. Jodorowsky bu ağacı keserek bütün aile ile ilişkisini bitiriyor, onlara isyan ediyor. Aynı zamanda yönetmen tarafından Jodorowsky’nin evini terk edeceği önden gösteriliyor. Ve son olarak ağaç kesme eylemiyle Jodorowsky’nin atladığı psikolojik eşik vurguluyor. O artık isyankâr, hayallerinin peşinden giden bir genç haline geliyor.

İsyan edip evden kaçan Jodorowsky’nin yanına aynı yaşlardaki kuzeni Ricardo geliyor. Ricardo isyan ettiği için onu tebrik ediyor ve onu sanatsever Cereceda Kardeşlerin evine götürüyor. Bu ev birçok sanatçının yaşadığı ve çalıştığı bir ev olarak karşımıza çıkıyor. Buradaki sanatçılara değinmekte fayda görüyorum. İri bir adam üzerinde dans eden Japon kız, piyanosunu çekiçle kıran piyanist, tuvalle kavga eden ressam gibi içindeki sıkıntı dışa vurmuş sanatçılar gözümüze çarpıyor. Yönetmen burada; sanatçıların sıkıntıları ve sıkıştırılmışlığının dışavurumunu anlatmak istiyor. Ayrıca devam eden sahnelerde Ricardo Jodorowsky’ye aşkını ilan ediyor. Jodorowsky karşılık vermiyor ancak veda öpücüğü veriyor. Ricardo Jodorowsky’ye bir şey hissedip hissetmediğini soruyor. Jodorowsky bir şey hissetmiyor ancak cinsellik ötesi özgürlüğünü keşfediyor.

Sonsuz Şiir ve Faşizme Tepki

Jodorowsky’nin mahallesinde yaşanmış eski elim olaylar, siyah beyaz fotoğraflarla işlenmiş olan kartonlarla aktarılıyor. Rengârenk olan filmin atmosferine zıtlık oluşturan bu durum, atıfta bulunulan olaylara hem dikkati çekiyor hem de anlatımı güçlendiriyor. Özellikle faşist Nazi işgali ve muamelesi anlatılıyor. Toplumun baskıcılığı bu durumla kıyaslanıyor. Hatta her toplumun içindeki faşist taraf olduğu ve bunun baskı yarattığı anlatılmaya çalışılıyor. Sokaklarda yaşanan olaylar, insanların duyarsızlığı ve çıkarcılığı filmin toplumsal göndermeleri olarak, anlatıda yerini alıyor. Bunlarda olmasaydı Sonsuz Şiir muhtemelen bir bütün olarak film olma özelliğini yakalayamayacaktı.

Sonsuz Şiir

Sonsuz Şiir filmindeki Sinematografik Ödünler

Filmin sinematografisi son derece yalın ve basit tutuluyor. Bunun nedeninin anlatıdaki yüksek dışavurumculuk olduğunu anlıyoruz. Yani; yüksek dışavurumculuğu, aşırı renkliliği, abartılı jest ve mimikleri, ilginç kostümleri, zamanda ve mekânda bağlantısız atlamaları dengelemek için özellikle sinematografiden ödün verildiğini anlıyoruz. Bazı sahneler Steadycam, bazı sahneler tripod üzerinde sabit kameralarla çekiliyor. Çok az açı değişiyor ve çok az kesme yapılıyor. Yönetmen, sinema seyircisini, tiyatro ya da sirk izleyicisiyle aynı konuma koyarak,  aynı bakış açısıyla filmi izlemeye mecbur bırakıyor. Sinemanın sınırlarını zorlarken, sinematografiden ödün verilmesini ya da sinemanın özünden kopan kullanımlara yönelinmesini, sinemanın özüyle uyuşmadığı gerekçesiyle şahsen yanlış buluyorum. Tabii ki niyetim reçete vermek değil. Sinemanın kayıt etme özelliği tüm sanatları içine dâhil etme olasılığını getirse de, sinemanın özü olan sinematografiden başka bir sanat adına ödün vermek göz ardı edebileceğim bir durum değil.

Eğlenceli ve farklı bir film olan Sonsuz Şiir, sinemada farklılık arayan izleyiciler için bir kaçış noktası olabilir. Filme verilen emek ve yönetmeninin yaklaşımındaki öznelliğe saygı duyarak, filmde emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

*Değerli okurlar  yazılarım hakkında olumlu ya da olumsuz görüşlerinizi yorum kısmına bırakacağınız mesajlarınızla bana iletirseniz çok memnun olurum. Yapacağınız yorumlarla daha özgü içerikler üretmeme katkıda bulunduğunuz için şimdiden teşekkür ederim. 

SİZ DE ARAMIZA KATILIN

Yazar için önemli olan okuyucudur, okuyucum olmak ve bu konuda bana ilham sağlamak için benimle irtibatta kal ve Sinegazete‘ye abone ol

Yorum bırakın

Kağan Yıldıran

Kağan Yıldıran

Sinema Yazarı
1990 Bakırköy/İstanbul doğumluyum. Anadolu Üniversitesi Radyo-TV Programcılığı ve Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitirdim. Roman ve uzun metraj film senaryoları yazıyorum. Star TV, Şafak Film gibi kurumlarda çalıştım. Kısa filmlerim ve videolarım https://www.youtube.com/watch?v=iakLE0RISeI&list=UUDUS4X1RLdtO4NIznWlQNJQ Film arşivleme ve okumaları yapıyorum. Eyüp Film Akademisi (EFA) ilk dönem mezunuyum. Fotoğrafçılık eğitimi aldım ve bir dönem serbest fotoğrafçılık yaptım.Mail yollamak için linke tıklayın.