Analiz

İçimdeki Deniz: (Mar Adentro) Sinemada Yerini Bulamayan Ötenazi

İçimdeki Deniz (Mar Adentro); İspanyol yönetmen Alejandro Amenâbar’ın  2004 yapımı kült filmi olarak sinema dünyasında saygı değer bir yer ediniyor. Ötenazi konusunu işleyen biyografi/drama/romantik türdeki filmin baş rollerinde Javier Bardem ve Belên Rueda gibi önemli isimler rol alıyor.

İçimdeki Deniz, başta Oscar olmak üzere birçok festivalde ödül alıyor ve birçok ödüle aday gösteriliyor, İspanyol sinemasını uluslararası alanda başarılı bir şekilde temsil ediyor. Dünya sinemasında önemli bir yere sahip olan İspanyol sinemasının önemli yönetmenlerinden olan Alejandro Amenâbar, sinemada çok işlenmeyen, yerini bulamamış bir konu olan ötenazi meselesini şiirsel bir stille işliyor. Filmi izleyenler sahip olduklarımızın değerini tetrapleji hastası Ramôn’dan öğreniyor ve Amenâbar bunu ustaca kıvırıyor. Film tam da bu yüzden izleyenlerin yüreğine oturuyor.

Trajik Bir Vaka

Denizi ve özgürlüğü çok seven Ramôn, genç yaşta evden ayrılıyor ve bir gemide işe giriyor. Çalıştığı gemiyle dünyayı dolaşıyor ve bir sürü anı biriktirerek köyüne dönüyor. Akıllı ve sosyal biri olduğunu öğrendiğimiz Ramôn, arkadaşlarıyla yüzmek için sahile gidiyor. Kayalıkların üzerine çıkıyor ve suya atlıyor. Suların çekildiğini hesap etmeyen Ramôn dibe çakılıyor. Boynundan hasar alıyor ve yatalak kalıyor. Çok sevdiği deniz, çok sevdiği özgürlüğünü elinden alıyor. Annesi ölene kadar bakımıyla ilgileniyor. Annesi öldükten sonra bu zor görevi ağabeyinin eşi Manuela devralıyor.

Ramôn özgürlüğünü kısıtladığı için tekerlekli sandalye yerine ötenazi hakkını kullanmak istiyor. Bunun en doğal hakkı olduğuna inanıyor. Özgürlüğüne son derece düşkün olan Ramôn yaşadığı sıkıntıları kaldıramıyor ve böyle bir yaşamı reddediyor. Ancak kendini ailesine, arkadaşlarına ve ülkesindeki kurumlara anlatmakta güçlük çekiyor.

Biz bu dram içerisinde kendimizi hem Ramôs’un hem de ailesinin yerine koyuyoruz. Yaşamı, özgürlüğü ve sahip olduğumuz her şeyi tekrar tekrar gözümüzün önünde canlandırıyoruz. Yaşam ve ölüm karşıtlığını tekrar tekrar mukayese ediyoruz. Yönetmenin kurduğu bu mükemmel denge ile derinden sarsılıyoruz.

Icimdeki Deniz

Durumu Tersine Çevirme

Tetrapleji hastası Ramôn ötenazi hakkını kullanmak için medyada kampanya başlatıyor ve bu hakkın kendisine tanınması için dava açıyor. Ramôn’un avukatlığını, kendisi gibi hasta olan ve gelecekte yürüyememe tehlikesiyle karşı karşıya olan Julia üstleniyor. Julia, Ramôn’u evinde ziyaret ediyor ve ikili dava üzerine çalışmaya başlıyor. Zamanla aralarında duygusal bir yakınlaşma meydana geliyor. Bizler Julia’nın Ramôn’u ötenaziden vazgeçmesi konusunda ikna etmesini beklerken, tam tersi gerçekleşiyor. Gelecek kaygıları olan Julia da Ramôn gibi ötenazi hakkını kullanmaya karar veriyor. Şiirsel ve romantik bir tarzda işlenen filmin, iki hastanın ötenazi yaparak bir vücut olması ve beraber sonsuzluğa yürüyerek bitmesini bekliyoruz. Ramôn’un, Julia tarafından yayınevine götürülen kitabı da bunu kanıtlıyor. İki sevgili ölümü aşıp, sonsuzluğa beraber gidecek izlenimi yaratılıyor. Yönetmen bunu da tersine çevirerek seyircisini bir kez daha şaşırtıyor. Ramôn’un kitabı basılıyor ancak Julia söz verdiği gibi Ramôn’un yanına dönmüyor. Bu olay üzerine Ramôn ciddi bir buhran geçiriyor.

Kurumsal Anlayışsızlıklar

Ötenazi konusu yargıçlar, yöneticiler ve din adamları tarafından anlaşılmıyor. Dahası uzak olunan, üzerine düşünülmemiş bir konu olarak ortada kalıyor. Hal böyle iken Ramôn’un tek destekçisi olarak halk kitleleri kalıyor. Ramôn’un yürüttüğü kampanya özellikle kendisiyle aynı durumda olan bir din görevlisinin dikkatini çekiyor. Din görevlisi televizyona röportaj veriyor ve Ramôn ve ailesi ile ilgili ithamlarda bulunuyor. Haliyle bu ithamlar Ramôn’u ve ona bakan ailesini son derece üzüyor.

Ramôn’un bir diğer sıkıntısı, kendisinden vazgeçmek istemeyen ailesine ve çevresine aldığı kararı ve verdiği savaşı kabullendirmek oluyor. Özellikle ağabeyi ile tartışmalar yaşıyor. Ağabeyi büyüğü olduğu için kendisini dinlemesini istiyor.

Ramôn, Julia’nın kendisine ihanet etmesiyle sarsılıyor. Onu televizyonda görüp tanışmaya gelen ve zamanla hayatına giren Rosa’nın yardım teklifini kabul ediyor. Ailesine Rosa ile geziye çıkacaklarını bildiriyor. Asıl amacını ise gizli tutuyor. Ailesi Ramôn’un asıl amacını biliyor. Bu hüzünlü ve sessiz veda ile Ramôn evi terk ediyor. Rosa ile yerleştikleri evde amacını anlattığı bir video kayıt bırakıyor ve kendisi için gönderilmiş zehri içerek intihar ediyor.

Içimdeki Deniz

İçimdeki Deniz Filmine Sokuşturulan Video Klip

Üst üste bindirilen (zincirleme) görüntüler, görüntülere eşlik eden müzik ve yer yer ağır çekim birleşince ortaya sinematografiden ziyade video klip benzeri bir üslup çıkarıyor. Bu stil filmleri şiirselleştirmek için kullanılıyor ancak bence sinematografiden ödün verdiriyor. Bu, filmin eleştirebileceğim tek noktası ve kızmayın göreceli bir konu olduğunun farkındayım. Sadece kişisel yorumlarımı iletiyorum.

Genel Sinematografi Yerinde ve İyi

Filmde kameranın çok büyük hareketi göze çarpmıyor. Ramôn’un mecburi sakin hayatı gibi kamerada yerli yerinde olayları takip ediyor. Zaman zaman filme bizim gibi seyirci kalıyor, zaman zaman Ramôn’un bakış açısına keserek bizi onunla özdeşleştiriyor. Bazı sahnelere özel, ritmik kurgulanan çok yakın planlar filme dinamizm kazandırıyor. Kadrajda deniz olan sahnelerin çok genel planda verilmesi denizle özdeşleşen Ramôn’un kocaman kalbini vurguluyor.

Kamera bazı sahnelerde hareket ediyor, bazı sahnelerde sabit kalıyor. Kesmeler göze batmayacak sıklıkta ve konuyu ilerletmek için yapılıyor. Nesneler zamanda ve mekânda kat atmak için yerinde kullanılıyor. Bunların sıkça tekrarlanmaması doğru bir karar olarak dikkati çekiyor. Sonuç olarak bütün bu birbirinden farklı tercihler, yönetmenin her sahneye özel olarak baktığını bize gösteriyor.

İçimdeki Deniz, farklı konusu, işleme tarzı ve çok iyi kamera önü performanslarıyla izlenmeyi hak eden bir film olarak sinema arşivinde duruyor. Buradaki başarı sadece Alejandro Amenâbar’a değil, tüm İspanyol sineması ve emektarlarına aittir. Dünya sinemasında yer edinmiş ve yerini koruyabilmiş bu emektarlara teşekkür ediyor, İspanyol sinemasını siz sinemaseverlere tavsiye ediyorum.

*Değerli okurlar  yazılarım hakkında olumlu ya da olumsuz görüşlerinizi yorum kısmına bırakacağınız mesajlarınızla bana iletirseniz çok memnun olurum. Yapacağınız yorumlarla daha özgü içerikler üretmeme katkıda bulunduğunuz için şimdiden teşekkür ederim. 

SİZ DE ARAMIZA KATILIN

Yazar için önemli olan okuyucudur, okuyucum olmak ve bu konuda bana ilham sağlamak için benimle irtibatta kal ve Sinegazete‘ye abone ol.

Yazar Puanlaması

Hikaye8
Sinematografi 9
Yönetmenlik8
Anlatım7.5
8.1

Özet

Ötenazi lehine otuz yıllık bir kampanya yürüten ve ölme hakkını kullanan İspanyol Ramon Sampedro'nun gerçek hikayesi…

Yorum bırakın

Kağan Yıldıran

Kağan Yıldıran

Sinema Yazarı
1990 Bakırköy/İstanbul doğumluyum. Anadolu Üniversitesi Radyo-TV Programcılığı ve Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitirdim. Roman ve uzun metraj film senaryoları yazıyorum. Star TV, Şafak Film gibi kurumlarda çalıştım. Kısa filmlerim ve videolarım https://www.youtube.com/watch?v=iakLE0RISeI&list=UUDUS4X1RLdtO4NIznWlQNJQ Film arşivleme ve okumaları yapıyorum. Eyüp Film Akademisi (EFA) ilk dönem mezunuyum. Fotoğrafçılık eğitimi aldım ve bir dönem serbest fotoğrafçılık yaptım.Mail yollamak için linke tıklayın.